Demir kapıları döğmek

Demir kapıları döğmek

Yeni mesajgönderen kızılyıldız » Sal May 18, 2010 12:47 pm

Her birey fikirlerini paylaşma ihtiyacı hissedebilir.
Ve bu gereksinim bazen fikirlerimizin derli toplu olmasını da gerekli kılabilir.
Bende bu gereksinimle yola çıkarken proletarya zihnimin telaffuzda ne kadar başarılı olabileceğini bilemiyorum.
Ayrıyeten yaklaşımlarımın alternatif olma gibi bir ideolojik iddiası da yok.Sadece proletarya zihnimin yettiği kadarıyla demir kapıları döğüyorum.
Ve benim neden demir kapıları döğdüğümü de anlamıyorum.Şimdiye kadar söylediklerimi toparlayacak olursam --Üretim değişikliği bazen belirginleşmemesi gerekenleri belirginleştirebilir ile yaşanmış sosyalizmin sorununda dönüşemeyen bir yapının yol açtığı sorunlar olduğuna dahil kısaca özetliyebileceğim konulardır.
Ve bu halinde nasıl olup beni,demir kapıları döğer hale getirdiğini anlamıyorum.
Evet bir çok kişiden farklı yaklaşımlarımda olduğu kesin.Ama hiç bir zamanda sosyalizmin yıkılmasından tutun ----esasın örgütlenememesinin başarısızlıklarına kadar hiç bir konudan bireyleri ----ve stalini--yetkinsizlikle suçlamadım.Benim gözümde her birey yetkindir.Eğer bir başarısızlık olmuş ise --misal esasın örgütlenmesinin öneminde bahis ediyorsak fakat pratikte talinin örgütlenmesinde kurtulamıyorsak bu bireyin değil politik bir tahlil hatasının sonucu olduğunu söyledim.
Ve bunu tek bende söylemiyorum.İbrahim kaypakkayanın yerelleri analizde belirgenleşenlere karşı belirgenleşmeyenlerin lehine davranmamız gerektiğini söylediğini hatırlıyorum.Yoksa ben mi ibrahim kaypakkayı yorumlamada yanlış yaptım. Bİlemiyorum.Ama demir kapıları döğdüğüme göre bu böyle.
Ve demir kapıları döğdüğüm diğer konulara gelecek olursak bunların içerisinde en önemlisine değinmemin yeterli olacağını düşünüyorum.O,da yaşanmış sosyalizm üzerine.
Ben yaşanmış sosyalizmin sorunlarını sosyalizmin dönüşememesi sorunu olduğunu düşünüyorum.
Bir adım ileri iki adım geriye bir bakalım. Orada lenin gazeteye dönüşemeyen bir derginin yaşayacağı sorunlara değinir.Hem de bireysel bilincimize bakmadan.Lenin için dönüşemeyen bir yapıda bireyin yaşadıkları bürokrasizm,demokrasinin yitirilmesi,baskıcı anlayışlardır.Ve ortaya çıkan bu stakükocuğumuzda dönüşmemesi gerektiğini düşündüğümüz yapıyı koruma uğruna ortaya çıkardığımız davranışlardır.Bu nedenle lenin dönüşemeyen direnen bir yapının bürokrasizme,demokrasinin yitirilmesine,baskıcı anlayışlara çözüm bulduk demesinin olanaksızlığına değinir.
Ve ayrıyeten bizler mülkiyetçi ilişkiler zorunlulukla ortaya çıkmış zorunlulukla ortada kalkacak derken ne kadar da bu sözleri bizleri göreve çağıran bir işaret olarak görüyoruz.
Oturarak bir şeyler ortada kalkamıyacağına göre.
Öyle ise mülkiyetçi ilişkiler zorunlulukla ortaya çıkmış zorunlulukla da ortada kalkacaksa ve bu da bizleri göreve çağıran bir işaret ise --ve ayrıyeten kapitalizmin ulusları parçaladığını,insanlığı ortak bir çatı altında topladığını düşünsek bile,toplumda siyasal ve ekonomiksel ayrılıkların devamının nedeniyle-- insanlığın tümünün bu işarete uymasını --veyahutta başarabilmesini--nasıl bekliyebilirizki.Belkide tek veya bir kaç ülkede---burda tek ve bir kaç ülkede kast egemen kapitalizmin saltanatının yıkılamaması anlamında---gerçekleşebilecek devrimlerden başka bir devrim gerçekleşmiyebilir.
Ve neden bu bize mantıklı gelmiyor.
Hani mülkiyetçi ilişkiler zorunlulukla ortaya çıkmış- zorunlukla da ortada kalkacaktı.Ve bu sözler bizi göreve çağıran işaretti.
Gelin yine de bunda ve bir veya bir kaç ülkede devrimin sadece gerçekleşebileceği ihtimalinde ortaklaştığımızı varsayalım.
Yalnız böyle varsaysakta daha güçlü bir çelişkiylede karşı karşıyayız.
O,da sosyalizmin temel yapısının geçiş süreci olması sorunuyla.
Toplumsal dialektiği hızlandırabilirsiniz,kimi zamanda yavaşlatabilir,kimi zamanda belli bir zaman dilimi içerisinde durağanlaştırabilirsiniz.Ama asla sonsuzluğa kadar donduramasınız.Toplumsal dialektik --sosyalizmin geçiş süreci olması--öyle veya böyle sonuca devinir.
O zaman......
Aynı sorunla dönüşememenin sorunuyla yine karşı karşıya kalırsınız.
Öyle ise komunizmi,kapitalizmin saltanatının yıkılmayabileceği ihtimali ile belirsizliğe öteleme yerine- Ya gelin sosyalizmin geçiş süreci olmasından kurtulalım yada soyalizmin geçiş süreci olma dialektiğinde ilerliyelim.
Ve benim bu konuda inancım sosyalizmin dialektiğini tamamlaması doğrultusundadır.
Ve izninizle bu konu hakkında bir kaç şeyler söylüyerekte demir kapıları döğmemin gerekçelerini ve hissettiklerimi içeren yazıma son vermek istiyorum.
Herkesin ihtiyacına herkesin gereksinimine örgütlenmiş bir toplumda ,toplumun --diğer toplumlar karşısında dahil--kapitalist saltanatı yıkılmış toplum olup olmadıkları da fark etmez --- zenginliğini gösteren ölçü fertlerin karşılanan ihtiyaçları ve gereksinimleri değildir.Herkesin ihtiyacı herkesin gereksinimine örgütlenmiş bir toplumda,toplumun --diğer toplumlar karşısında dahil --zenginliğinin işareti toplumsal yapının örgütlüğünün ve devamınında ihtiyaçlarının gereksinimlerinin karşılanmasıdır.Ve zaten her üretim ilişkisinde de durum böyle değilmidir.
kızılyıldız
Üye
Üye
 
Mesajlar: 43
Kayıt: Sal Nis 07, 2009 8:39 pm

Dön Kızılyıldız

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron