BİR ESKİ LİBERALİN VİCDANI ‘SİSTEM KİRLİ VE AHLAKSIZ…’

Heiner Geissler Avrupa’nın tanınmış ‘sosyal liberal’ politikacılardan biri.  1977’den  1989’a kadar Almanya’da bugün iktidarda bulunun Hıristiyan Demokrat Parti’nin (CDU) genel sekreteriydi. Kadın, Gençlik ve Sağlık Bakanlığı yaptı. Geissler, Sovyetler Birliği ve Demokratik Almanya varken,  Almanya’da kapitalist cepheden solculara en sert saldıranlardan biriydi. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra yavaş yavaş neo liberal politikaların karşısında yer almaya başladı. 2007 mayıs ayında küreselleşme karşıtı haraket Attac’a üye olan Heiner Geissler, bu tarihten beri   siyasi  hayatını “zamanın neo – liberal ruhuna kaşı mücadeleye” adamış durumda.
6-8 Haziran 2007 tarihindeki G8 Zirvesi öncesi  Almanya’nın ‘sol liberal’ gazetelerinden Die Zeit’in kendisiyle yaptığı bu görüşmeyi hem söylediklerinin önemi açısından hem de her fırsatta solcu aydınlara saldıran bizdeki liberallerin belki  “ibret almalarına vesile olur inancıyla” kısaltarak çeviriyoruz.

»Sayın Geissler, öyle bir ‘netzwerk’e üye oldunuz ki,  bu netzwerkin açıklamalarına göre, G8 birliği,  hammadde ve pazarları kendileri için garanti altına almak isteyenlerin oluşturduğu bir savaş aracı. Hatta  bu grubun sorumluları, üyelerinin protestolarda şiddet kullanmayacağının garantisini vermiyor…
Bir örgütte söylenen her şeyi kabul etmek zorunda değilim. Aynı durumda CDU’nun Ekonomi Konseyi’nin söylediği her şeyi kabul etmeyeceğim gibi.   Bazı şeylerle ters düşmem  mümkün ama aslolan bu değil. Attac globalizmin haksız yanlarını göstermektedir ve buna karşı yeni bir ekonomik konsept geliştirmektedir. Benim için önemli olan bu.

»Polis Heiligendamm G8 zirvesi sırasında gösteri ve toplantı hakkını kısıtlamak istiyor. Oradaki protestocular ille de polisin burnuna kadar yaklaşmak zorunda mı?
Bahsettiğiniz yerin özelliklerini ve konumunu bilmiyorum. Ama gösteri hakkı temel haklardan biridir ve hed zaman “ad absurdum” uygulanır. Polisin görevi sadece zirveyi korumak değil, aksine zirveye karşı gösteri yapanların da  hakkını korumaktır. (Geissler, daha sonra verdiği bir röportajda, gösteri sırasında kendisine dokunan polislere karşılık vereceğini açıkladı. 1930 doğumlu Geissler, ‘En temel hakkım olan gösteri hakkımı kullanırken bana el süren polis de olsa, aynı şekilde cevap veririm’ dedi. NRW eyaleti polis sendikası başkanı ve kendisi gibi CDU üyesi Rainer Wendt, bu görüşleri yüzünden, Geissler’in partiden atılmasını istedi…S.İ )
»Attac haraketine üye oldunuz çünkü, uluslararası enonomi için daha fazla kurallar koyulmasını istiyorsunuz…
Globalizm tamamen yanlış ve  ters gidiyor. Globalizm, içinde  ‘Hedge fund’ların kontrol dışı çalışabileceği bir ekonomik sistem yarattı ve bu sistemde ‘akbaba fonları’ olarak da niteleyebileceğimiz bazı yatırım fonları aracılığı ile, yoksul ve sonuna kadar borçlu Afrika ülkelerinin üzerinden büyük kazançlar elde etmekte. Bu sistemde bir şirketin borsa değeri ne kadar yükseliyorsa, o kadar çok çalışanın işine son veriliyor. Bu sistem hasta, kirli, ahlaksız ve ekonomik olarak da yanlıştır.

»Daha önce olduğu gibi şimdi hala neo liberal reçeteleri uygulayan ülkeler var. Hatta bazıları başarılı da…
Neo liberalizm her tarafta, çok az kişinin kazanmasına  çok fazla kişinin de kaybetmesine yol açar. Dünya ihracatından kazanç elde eden ülkelerde bile zenginle yoksul arasındaki açı büyümektedir. Çin bunun en iyi örneği. Çin, kriminel üretim yapması nedeniyle batıyla rekabet halinde ve bu da üretimde insanlığın  zalimce sömürülmesini, ücretli köleliği ve doğanın tahribatını gerektirmektedir. Buna ek olarak, patent hırsızlığı ve korsan üretim de geliyor. Bu tarz çalışmayla dünya pazarında her salak  başarılı olur.

»Çinli işçiler sömürüldüklerine dair nasıl bilinçlendirilebilir?
Bu mümkün değil. Milyonlarca göçmen işçi, daha az parayla sömürülmek için rekabet koşullarında ortada bekliyor. Buna ek olarak hiç bir çalışanın güvencesi yok ve aç işçi hiç bir şeyi göze alamaz. Çoğu rüşvetçi makamların eline düşme korkusu içinde yaşıyor.

»Dünya çapında dengeli bir yaşam şartına nasıl ulaşılacak?
Bunun için entelektüel önderliğe ihtiyaç var. Devrimleri asla ve hiç bir zaman yoksullar örgütlemedi. Devrimleri entelektüller örgütledi, bugün de bunlara görev düşmektedir.

»Hâlâ bir çok ülke eleştirel düşünceye ulaşım yasaklanmış  durumda.
İnternet önemli bir faktör. İnternette düşünce alışverişini sansürlemek başarılı  olamaz. Özgürlük, eşitlik ve adalet düşüncesinin güçlü bir biçimde yeniden yayılmasına ihtiyacımız var.

»Batı özgürlükçü düşünceleriyle eskiden örnek oluşturuyordu. Şimdiki devrimler çoğunlukla anti demokratik. Mesela Arap ülkelerinde dikdatörler özgür seçime izin verseler demokratlar değil de islamcılar iktidara gelir…
Bush rejimi, sürdürdüğü  Irak Savaşı ve Guantánamo büyük günahı ile,  batının ortak değerlerini bitirdi, batının kredisi tükendi. Son yıllarda batı değerleri açısından ciddi gerilemeler yaşandı.

»Avrupa ve Kuzey Amerika nasıl tekrar dünyadaki demokrasi haraketlerine örnek oluşturabilir?
Politikamıza etik bir temel kazandırmaya ihtiyacımız var. Para hırsıyla kafasını yemiş, beynini tüketmiş insanların peşinden gidemeyiz. Ululuslararası kuralları olan, sosyal bir  ekonomik konsepte ihtiyacımız var. Ve bunun çoğunluğun onayına da ihtiyacı var.

»Ama globalizm karşıtlarının çoğu, problemlerin kapitalist sistem içinde çözülemeyeceğine inanıyor.
Eski komünistler sermaye ve emek arasındaki çok eski çatışmayı, sermayeyi ortadan kaldırarak  çözmeyi denediler. Kapitalizm ise emeği ve emekçiyi yok ediyor.  Biz ortada bir yol bulmak zorundayız. Buna eski Alman sosyal pazar ekonomisi örnek gösterilebilir. Ama bunu hayata geçirmek  mümkün değil, çünkü politikanın tersine bugün ekonomi küreselleşti. Politika yerel kaldı.

»Ulusun ortadan kalkmasından mı söz ediyorsunuz?
Evet. Ulus devletler bugün güncel gelişmelere cevap verecek durumda değiller.

»Ama çok büyük bir kesim Avrupa’da,  Avrupa Birliği gibi ulus üstü bölgesel bir yapılınmaya karşı.
AB’nin neo liberal gelişmelere teslim olmasında  aranmalı bunun nedeni. AB içinde sınırsız dolaşma hakkı ve hizmet sektöründeki liberal çizgi Fransa ve Hollanda gibi çekirdek ülkelerdeki insanlar arasında birden bire korku yayılmasına neden oldu. İnsanlar artık işin merkezinde olmadıklarını hissettiler ve politikadan uzaklaştılar.

»Avrupa’da bazı gençler Almanya’daki NPD gibi milliyetçi partilere yöneldiler. Bunların düşüncelerine göre, güçlü ulus, küreselleşmenin adaletsizlik ve zararlarından insanı korur.
Birincisi NPD’ye çok sayıda gencin gittiği doğru değil. İkincisi, bu bakış açısının saçma olduğu çok açık.  ABD’li sosyolog Daniell Bell bir keresinde şöyle demişti: “Ulus devletler, büyük şeyler için çok küçük, küçük şeyler için de çok büyük…” Gelecekte bölgeler, şehirler ve yerel yönetimler çok önemli olacak. Çünkü, yalnızca buralar, insanlara ‘memleket’ hissi verir, çünkü yalnızca buralarda insan kendini bulur. Mesela dünya ekonomisi ya da terörle mücadele gibi sorunlar ise uluslararası arenada çözülmeli.

http://zuender.zeit.de/2007/21/geissler-attac-interview, Christian Bangel,
ÇEVİREN: SELAMİ İNCE

Nereden nereye…
İkİncİ Dünya savaşı Alman siyasal hayatının en renkli politikacılarından biri olan Heiner Geissler, kendinden olmayanlara karşı çirkin saldırılarıyla tanınmış bir liberaldi. Muhafazakar parti CDU üyesi olmayanları, komünizmin 5. kolu olmakla, solcu aydınları ise “teröre destek vermekle” suçluyordu.  Alman tarihinin savaş sonrası en tanınmış anti komünistlerindendi.
Geissler, 1977 yılında aralarında Helmut Gollwitzer, Heinrich Albertz, Günter Wallraff, Herbert Marcuse gibi çok sayıda tanınmış solcu yazar, filizof  ve gazeteciyi teröre yardım etmekle suçladığı bir broşör bile yayımlamıştı. Terör destekçileri arasında Federal İçişleri Bakanı  Werner Maihofer’i gösterecek kadar gözü dönmüştü.
Muhafazakar parti CDU’nun teorisyenlerinden ve önde gelen isimlerinden Geissler’in “terör” dediği ise, 1970li yılların Almanya sol şehir gerillası Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) idi.
Geissler, 1983 yılında orta menzilli nükleer başlıkların Avrupa’ya yerleştirilmesine karşı çıkan sosyal demokrat partiyi, ‘Diğer tarafın  5.  Kolu’ ilan etmişti. Diğer taraf ise, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku idi. Bloklar arası diyaloğu savunan eski Sosyal Demokrat Parti Başkanı ve Başbakan  Willy Brandt,  barış için daha önce Polonya’da Yahudi anıtı önünde diz çökmesini eleştiren Geissler için,  12 Mayıs 1985 tarihinde   şunları söylüyordu: “Göbbels’ten bu yana tarihin gördüğü en çirkin provakatör…”
Geissler, önce Sovyetler Birliği yıkılınca değişti. Daha sonra da neo liberal dönemin en ciddi eleştirmenlerinden biri oldu. Bütün siyasal kurgusunu Sovyetler Birliği düşmanlığı üzerine yapan ve her taşın altında Sovyet ajanı arayan Geissler gibi bir liberalin Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra tövbe edeceğine kimse ihtimal vermiyordu.

Popularity: 1% [?]

http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/furl_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_16.png

Diğer haberlerden seçmeler

Filed Under: Röportaj

Tags:

About the Author:

RSSYorumlar (0)

Kalıcı bağlantı

Cevap yaz