Bir Mahkumun Hikayesi

Durduğu yerden gözleri sehpaya takılmıştı. Bacakları titriyor ve huzursuzlanıyordu ama bu ölüm korkusu değildi. Tamam, ölümü beklemiyor ve ölmek de istemiyordu ama ölüm şu an yanıbaşındaydı ve durumu en iyi şekilde karşılamasının gerekliliğinin bilincindeydi. Ölümden korkmuyordu ve onu, yaşamın bir parçası olan ölümü sevgi ve saygı ile kucaklıyordu. Bacaklarının titremesi de onurla, dava arkadaşlarına olan saygısından ve görevi yerine getirme duygusundan kaynaklanıyor, ölümü bu denli karşılamanın verdiği heyecandan oluşuyordu.

Uzaktan ufak ve bitkin adımlarla ilerleyen cellat göründü, arkadan bir subay omuzuna elini koydu ve öne doğru itmeye başladı. Artık vakit gelmişti. Bizimkisi durumun farkında, bilinci, şuuru yerinde, gözleri parlıyor, gülümsüyor ve kendince kendine moral veriyordu. Bâzı koğuşların pencereleri tam kapalı değildi ve hava girebilsin diye ufak ufak aralıkları vardı. Sehpa açık ve net bir şekilde bu koğuşlardan görülüyordu fakat bu koğuşlar siyasîlerin değil adlî mahkumların koğuşuydu. Bizimkisi aralıklardan o’nu izleyen gözleri görebiliyordu. Tam anlayamamıştı fakat bu gözler o’nu merakla izliyor, ”aceba yere çöküp yalvaracakmı?”, ”bakalım bu adam af dileyecekmi?”, ”acep ağlarmı?” gibisinden de birbirlerine sorular soruyorlardı.

Sehpaya vardıklarında beyaz önlüğü giydirdiler, elleri hâlâ arkadan kelepçeliydi, topuğu birkaç gün öncesinden şişmişti, ağrıyordu ve yürümekte zorlanıyordu. Bunu bilen gardiyanlar bizimkinin koluna girdiler ve o’nun sehpaya çıkmasına yardımcı oldular. İyiliklerinden dolayı bizimkisi ”teşekkür ederim” mânasıyla hafiften gülümsedi onlara, önüne döndü, uzaktan görünen bayrağı süzdü ve yanında bulunan gardiyanlara ”ulan herşey bu kiti bayrak yüzünden geldi başıma” diyerek yakındı. Gardiyanlar şaşırmıştı, bizimkiden slogan beklıyorlardı, aralıklardan bizimkini gözleyen adlî mahkumlarda şaşırmışlardı ve aralarında fızıldaşıyorlardı.

İdare, adlî mahkumlar ve siyasî mahkumlar bizimkini severdi. Çok içten ve cana yakındı. Pozitif enerjiye ve iyi mizah anlayışına sahipti. Kım olursa olsun herkesi her durumda güldürebiliyordu. Şakayı severdi ve insanları güldürürken kimse o’nun komünist ve devrimci olduğuna aldırış etmezdi. İdare de o’na biraz zaman tanımıştı. Fazla üstüne gitmediler çünkü o’ndan anî bir eylem beklemiyorlardı. Bizimkinin anlayışlı ve sakin bir karaktere sahip olduğunu bilirlerdi.

Bizimki, uzunca bayrağı süzdükten sonra hikayesini anlatmaya başladı. Dayısının bayrakla birlikte nasıl o’nu alıp da komünistleri linç etmeye gittiklerini, bu sırada komünistlerin bunlara ”Amerika’nın itleri, yıldıramaz bizleri!” diye bağırdıklarını, ”Bağımsız Türkiye ve Türkiye Kürdistan’ı” diye slogan attıklarını, eylemden sonra merâkla komünistlerin derneğine gidip çay içtiğini, burada Sırma ile tanıştığını, Meral’in duvarda asılı olan posterini gördüğünde o’nun güzelliğini görüp şok geçirdiğini, kitaplar ve dergilerle dolu bir dünya’ya girdiğini, hiçbir yerde görmediği o hoş ve sevimli sohbetin hayatını nasıl değiştirdiğini hatırladı. ”Ah ulan ah” diye mırıldandı, aralıklardan o’nu süzen gözlere yöneldi, ”bu kavga burada bitmeyecektir arkadaşlar, benle başlamadı ki benimle bitsin, kim başlatmışsa bulup hesap sorun! Kapitalizme hesap sorun!” dedi. ”Yaşasın Partimiz, Komsomolumuz, Halk Ordumuz! Yaşasın o Altınçağ mücadelesi!” diye haykırdı bizimki ve sehpayı tekmeledı.

Tüm bu konuşmalı sloganlı fas uzun sürmemişti. Sehpayı tekmeledikten hemen sonra bacaklarıyla çırpındı, boynuna hançer gibi saplanan ağrıdan olsa gerek ki o kısa bir saniyelik şoktan sonra çırpınmayı kesti ve duraksadı. Ölmesi yaklaşık iki dakika sürmüştü. O’nu izleyen meraklı gözlerden artık ufaktan göz yaşı akıyordu. Fazla sürmedi zaten, bizimkinin ölümünden yaklaşık on dakika sonra o’nun son hâlini izleyen adlî mahkumlar ”Devrimciler ölmez, Yasinler ölmez, Anılarımızda Yaşıyor!” diye slogan atmaya başladılar. Siyasî mahkumlar durumun farkındaydı ve anî bir kararla direnişe geçildi. Adlî mahkumlar bile katılmıştı bu direnişe. Bir hafta sonra birçok mahkumun ölümüyle son bulmuştu. Tabii bununla birlikte biz de…

Meraklı bakışlarla o’nu izleyen bir adlî mahkum

Popularity: 1% [?]

http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/furl_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_16.png

Diğer haberlerden seçmeler

Filed Under: Genel

Tags:

About the Author:

RSSYorumlar (0)

Kalıcı bağlantı

Cevap yaz