Bu kalp seni unutur mu ?

beni[1]Hatırla Sevgili dizisinin devamı niteliğinde olan ve ülkemizde meydana gelmiş geçmişteki olayları yansıtmaya çalışan Bu Kalp Seni Unuturmu dizisi 2-3 bölümdür Show TVde yer alıyor.

Yapım, Tomris Giritlioğlu’nun imzasını taşıyor. Senaryo, Hatırla Sevgili’de olduğu gibi NilgüÖneş‘in kaleminden çıkıyor. ıÜüDizinin danışman kadrosundan Murat Belge, Mümtaz Türköne, Fehmi Koru, Ertuğrul Kürkçü, Tuğrul Eryılmaz ve Yasin Aktay’ın senaryoya katkılarıbulunuyor.

1980 darbesinden sonra yaşananları konu alan ‘Bu Kalp Seni Unutur mu’ dizisi RTÜK tarafından sözlü olarak uyarıldı. Gerekçe ise şuydu; dizideki işkence sahneleri çok fazla.

Bu Kalp Seni Unutur mu?”nun hikayesi Solcu Sinanla, varlıklı ve apolitik bir aileden gelen Cemilenin aşkı üzerine oturturken, sağ görüşlükarakterlerle de birbirine karşıt görüşleri konu alıyor.

Dizi, yakın tarihin resmî olarak unutturulmaya çalışılan; silahlı, işkenceli, idamlı bir dönemini anlatıyor. İlk bakışta, yaşananların o dönemin kuşağının belleklerinde yeniden tazelenmesi, yeni kuşağın da olup bitenlerden haberdar edilmesi ve hatta belleğine kazınmasıiçin faydalı bir girişim eseri olarak değerlendirilebilir. 

Genç kuşak için bu dizi hayatın fuzuli yanlarını içerebilir. Hayatın sadece cicili yanlara kavuşmak arzusu taşıyan yeni nesle, gündeliğin olağan ayrıntılarından sıyrılıp, bu diziyi çok dikkatli izlemelerini öneriyorum .

12 Eylül sonrası memleket karışmış. Pek çok insan hapiste, pek çoğu kaçak yaşamakta veya yurtdışına çıkmaya çalışmaktadır. Öte yandan hayatlarını olanların pek farkına varmadan sürdüren büyük bir çoğunluk sadece terör bitti düşüncesiyle 12 eylül Darbesinden memnundur. Baskı, eziyet ve korkunun hakim olduğu o yıllarda hepimizin hatıraları arasında ya kendimize, ya çevremizde sevdiğimiz insanlara dair bir dram mutlaka saklıdır diyorum.

Bu dizinin, gerçeğe saygısı olan bir anlatımı var. Gerçeğe, yani hangi düşüncede olursa olsun herkesin hissesine düşen acılara insanca bir hassasiyetle yaklaşıyor ve Kürt sorunun ağırlık kazanacağı dizide Diyarbakır cezaevinin dramını da, gündemde tutuyor.

Yeni nesil için neredeyse geçmişten kalan pek bir şey yok derken, bu dizi ile yeni kuşağın bir sarsıntıya uğrayacağını düşünüyorum Geçmişte yaşanan bir çok olay ve cinayetler gerçek isimlerle anlatılması bu diziyi belgesel bir proje kapsamında olmasını önemli buluyorum…

Toplumsal bilinci 12 Eylül sonrasında oluşmuş genç kuşaklar şiddet dolu sahneleri abartılı bulabilirler. Abartı olup olmadığını anlamak isteyenler, işkencelerde ölenlerin resmî rakamlarına bakabilir. Abartı bir kenara, 12 Eylül’ün vahşşiddetini bugün akıl sınırları içinde anlatmak mümkün değil. Dışarıdan bakanlara mantıksız gelse de 12 Eylül toplumun her katında kontrolsüz bir baskı ve şiddet demektir.

Bu dizi, Türkiyede geçmişten bu güne, yaşanan bunca acıya dur demenin zaman gelmiş gibi de değerlendirilebilir. Ama benim bu gün , Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün deyimiyle Türkiyede güzel şeyler olacağına umudum var.

Sevindirici olan, hayatın geri kalan kısmında acıların kendini tekrarlamayacak olmasıdır ve gelişmelerden umutluyum. Bu kalp seni unutur mu dizisi bizim kuşağın hikayesidir. Artık geçmişte kaldığına kendimi inandırmak istiyorum . Ama tarihin içinde kaybolmayacak kadar yaşanan acıları unutmamız mümkün değildir….

Yaşananlar bir insanlık ayıbıydı. Diziyi izlerken ne kadar çok insan tutuklanmıştı, ne çok acı vardı diye düşünürken gözümüönünde canlanan bir çok anım oldu …

 İşkencenin ayyuka çıktığı dönemde ben Diyarbakırdaydım. İş yerim cezaevi ile aynı istikametteydi. İş yerime gitmek için, bazen cezaevi dolmuşlarına binmem gerekiyordu. Görüş günleri olduğu zamanlara denk geldiğimde, bir çok annenin, eşin heyecan ve umutla gidişlerinin yanı sıra, dönüşlerinde, gözyaşları ve yılgınlıklarına tanık olmuşumdur. Sabahları erken saatlerde annelerin oluşturduğu dolmuş kuyrukların da, sohbetlerini dinlerken ne yazık ki cesaret edip bir şey soramıyordum. Mantığın saçmalık, iyiliğin bela olduğu dönemlerdi.. Yere bakmak zorunda kalıp, hayata olan bağımın bir anda nasıl da isteksizliğe dönüştüğünü anımsamıştım…

 Büyümeyi beklemeden büyük roller kapan, duygularını tutumlu harcayan 12 eylül kuşağı, o dönem dünyaya çok şey anlatmak zorunda kalmıştı. Hayatışakalar kadar eğlenceli olmadığı da kısa bir süre sonra anlaşılmıştı. Kısacası hiçbirimiz gözümüzü açar açmaz kendimizi içinde bulduğumuz kavgada gençliğimizi tüketmeyi hak etmedik.

İnsanın kişiliği hatıralarıyla oluşur. Genç kuşaklar, bizde gördükleri hataların, eksiklerin kaynağını o gün yaşanan olaylarda aramalı. Ben hâlâ büyük bir haksızlığa uğradığımızı, bize reva görülenleri, hiç bir kazanım elde etmeden acılarıüstünü kapatmayı hala hakkımız olmadığını düşünüyorum. . .

Filed Under: Genel KonularKöşe Yazarları

Tags:

About the Author:

RSSYorumlar (0)

Kalıcı bağlantı

Yorumlar kapatıldı.