Altı ay sonra ilk defa bu sabah ayak bastım, ilk defa dokundum toprağa. Bin sene geçmişti sanki onunla son görüşmemizin üstünden. Bilgelik dolu esmer, yeşil sakallı yüzünde munis bir gülümsemeyle açtı yumuşak bağrını bana. Tüm hücrelerimde zonklayan bir hasretle dokunurken ona, serin kokusunu çektim içime iştahla. Meltemin ninnili sesiyle ne zamandır yolumu gözlediğini fısıldadı kulağıma. “Unut,” dedi, “şimdi tüm dünya dertlerini.