Gönüllü Muhabirler ve İletişim | Facebook | Twitter | Youtube
Künye | XML Sitemap | News Sitemap | Sitemap | Haber Arşivi
Sınırlı yaşamlarını sınırsız davaya adayanlar büyük bir coşkuyla anıldı
“Ey!.. savaş gecelerinin üşümüş yoldaşları
Buradasınız tunç bakışlarınızla
Dostlarınızın gözlerinde kinle gürleyen yıldırım
Kıvılcım kıvılcım tutuşan ateşsiniz yüreklerde
Haykırın haykırın şarkı olur sesiniz
Sarsan adımlarınızla dünyaya deprem
Güneşe vınlayan mermilerin içindesiniz!”
Bir tarih yazıldı Türkiye’nin dört bir yanında. 40 yıllık tarih boyunca kimisi Çukurova’dan, kimisi Ege’den, kimisi T. Kürdistan’ından, kimisi Karadeniz’den, kimisi Dersim’den can oldu bu kavgaya.
Partizan Şehit Ve Tutsak Ailelerinin “Sınırlı yaşamlarını sınırsız bir davaya adayanlara ölüm yok” şiarıyla düzenlediği anma etkinliğinde coşkulu ve duygulu anlar yaşandı.
5 Şubat’ta Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde düzenlenen geceye şehit ve tutsak yakınlarının yanında BDP milletvekili Sebahat Tuncel, YAKAYDER, Barış Anneleri, Yeni Demokrasi Aileleri Birliği, ESP temsilcileri de katıldı. Coşkunun ve duygunun çok yoğun yaşandığı gecenin sunuculuğunu ise Şair Mehmet Özer yaptı.
“Adlarını yazdık avuçlarımıza, yumruklaştı ellerimiz, dövüşeceğiz…” diyen Mehmet Özer’in coşkulu sunumunun ardından ellerinde şehit yoldaşların fotoğrafları yumrukları havada yüzlerce yumruklaşmış el kalktı havaya…
Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri adına yapılan konuşmada; 40 yıldır verilen mücadelede şehit düşenlerin bıraktığı bayrağın bugünlere kadar elden ele taşındığı ve bundan sonra da onlardan boşalan mevzilerin doldurularak daha ileri taşınacağı söylendi. Son süreçte KCK operasyonları adı altında estirilen imha ve inkar politikası ve T. Kürdistanı’nda nerdeyse her taşın altından insan kemikleri çıktığı vurgulanan konuşmada Kürt halkının mücadelesinin yanında olma çağrısı yapıldı. Yine ayrıca Hapishanelerdeki tecrit koşullarına da değinilen konuşmada tutsakların seslerini dışarıya ulaştırmada ailelerin örgütlü hareket etmesinin önemine vurgu yapıldı.
Ardından 40 yıldır emekle, kanla, ilmek ilmek yazılan tarih boyunca ölümsüzleşenlerin anlatıldığı “tırnağımızla kazıyor, kanımızla yazıyor, canımızla kazanıyoruz” başlıklı sinevizyon gösterisi yapıldı. Sinevizyon sırasında sloganlar, alkışlar ve zılgıtlar hiç susmadı.
“Güzel annelerimizle birlikte olmak sözlerle anlatılmayacak bir duygu. İnsanın insanlaşması için hayatını adamış tüm yoldaşların anıları önünde saygıyla eğiliyorum” diyen İlkay Akkaya’nın söylediği türkü ve ağıtlardan sonra
Partizan adına bir konuşma yapıldı. 40 yıllık yürüyüşümüze kanlarıyla harç olan şehitlerimizin anaları, babaları, bacıları, yoldaşlarına seslenilen konuşmada; “Anlattığımız 40 yıllık manifestodur. Yürüyeceğimiz yol uzun. Bugüne kadar ödediğimiz bedelin daha fazlasını ödeyeceğiz. Ama yarınlara özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği getirmek için asla vazgeçmeyeceğiz” denildi.
Ve son olarak devletin saldırılarını her alanda sürdürdüğüne dikkat çekilerek, Roboski’de, Çele’de gerçekleştirdiği katliamlarla direnenlerin suskunluğa boğulmak istendiği, ancak bunun nafile bir çaba olduğu söylendi.
Daha sonra Yeni Demokrat Kadın’ın geçtiğimiz yılın 2 Şubat’ında güneşe uğurladığımız Beşler ve Çiğdem Yılmaz’ın yaşamlarından kesitler sundukları tiyatro gösterimi sloganlar ve alkışlar eşliğinde izlendi. Henüz çok taze olan yaralarımız bu gösterimle bir kez daha kanadı. Onları yanı başımızda, içimizde hissettiğimiz tiyatro gösterimi özellikle ailelere çok duygulu anlar yaşattı.
Yeni Demokrat Gençlik adına yapılan konuşmada ise gençlere örgütlenme çağrısı yapıldı.
Grup İsyan Ateşi de özellikle Beşler ve Suzan Zengin ile ilgili söylediği marşlar ve türkülerle kavgada ölümsüzleşenleri andı.
İsyan Ateşi’nden sonra gecede duygu ve coşkunun doruğa ulaştığı şehit ailelerine plaket törenine geçildi.
“Acımız çok büyük ama umudumuz da büyük onurumuz da”
Öncelikle YAKAY-DER adına Çele’de kimyasal bombalarla katledilen Ebru Mohikancı’nın annesi Birgül Mohikancı konuştu. Birgül ana, acısının çok taze olduğunu söyleyerek “yüreği yaralı halkımız” diye başladı konuşmasına. “İnsanlık dışı vahşetle evlatlarımızı katletti TC. Ben çocuğumu TC’nin katletmesi için büyütmedim. Okutmuştum ben onu. Çocuğumun bedenini yaktılar. Bu savaş artık dursun. Dersim, Sivas, Çele, Roboski asla hafızalardan kazınmayacak. Artık yeter.” diyen Birgül ana konuşmasını “şehit namırın” sloganıyla bitirdi. Ardından Barış Anneleri temsilcisi Döndü Ana konuştu. “Acılar paylaştıkça azalır” diyen Döndü ana bir oğlu ve bir kızının şehit olduğunu, bir oğlunun da halen dağda olduğunu belirterek Barış Annelerinde çalıştığını söyledi. “12 Eylül’de bir kere darbe yaşadık ancak Erdoğan hergün darbe yapıyor” diyen Döndü ana, “bizim sesimiz egemenlerden daha çok çıkarsa biz herşeyi kazanırız. Bu birliktelik beni çok umutlandırdı.” dedi. Ayrıca Öcalan üzerindeki tecrite de değinerek birlik beraberlik çağrısı yaptı. Döndü ana konuşmasını “Acımız çok büyük ama umudumuz da büyük onurumuz da” diyerek bitirdi.
İrfan Çelik’in eşi Mukaddes Çelik de “devrim şehitleri bizden devrim isterler. Kişisel olarak da bir araya gelip onları anmamızı, mezarlarına bir çiçek bırakmak isterler diye düşündüm. Ne mutlu ki onların yakınları olarak o onurların sahibi kıldılar bizi” dedi. 17’ler adına ise Ersin Kantar’ın ablasına plaket verildi. Ardından 40 yıldır umutla, ışıkla, kararlılıkla, inatla ille de inançla yazılan Proletarya Partisi tarihinde şehit düşenlerin onurlu ailelerine plaket ve karanfiller verildi. Ailelerin hepsi sahneye çıktığında coşku doruğa ulaştı. Burada bazı aileler duygularını dile getirdi.
Nurşen Aslan’ın annesi Güldane Ana “Parti ve devrim şehitlerini dinmeyen acılı yüreğimle onurla anıyorum” dedi. Gülizar Özkan’ın ablası yaptığı konuşmada Gülizar’ın burada yaşadığını hissettiğini söyledi. Leyla Karakoç’un kızı ise çok heyecanlı olduğunu söyleyerek “Annemin yoldaşı olma heyecanıyla bütün şehit yoldaşları anıyorum” dedi. Ayrıca Demirdağ’ların annesi Selvi Ana, Suzan Zengin, Emel Kılıç, Ergin Altın, Ümit San’ın aileleri de konuşma yaptı.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de yaptığı konuşmada “Bugün annelerin sözü üzerine söz söylemek ancak sorumluluklarımızı ifade etmek açısından anlamlı olabilir… Bugün bizi bekleyen temel görev özgürlük mücadelesini yürütmektir. HDK olarak diyoruz ki artık dayanışma zamanı geçmiştir. Birlikte savaşacağız, birlikte kazanacağız. Size sözümüz bu ülkeyi demokratikleştireceğiz. Size sözümüz Kürt halkını özgürleştireceğiz. Size sözümüz Türkiye halklarını özgürleştireceğiz Size sözümüz faşizmi alt edeceğiz” dedi.
Sloganların ve zılgıtların hiç susmadığı gecede son olarak Pınar Sağ ve Agîre Jiyan da söyledikleri marşlar, ağıtlar ve türkülerle kitleyi coşturdu. Gecede Ayrıca Yeni Demokrasi Aileleri Birliği, Tekirdağ, Sincan, Gebze, Bafra hapishanelerindeki ve ayrıca Tüm Hapishanelerdeki Tutsak Partizanlar ve Erzurum H Tipi Hapishanesinden Mehmet Yamaç’ın gönderdiği mesajlar da okundu.
Anmaya gelen şehit aileleri
Mehmet Demirdağ
Ali Demirdağ
Ali Rıza Boyoğlu
Sırma Boyoğlu
Niyazi Gündoğdu
İsmail Hakkı Adalı
Perihan Çolak
Hasan Altıntaş
Zeki Peker
Zühre (Dersim) Cücumlu
Hatice Dilek
İsmail Oral
Haydar Doğan
Ümit Dinler
Ümit San
Polat İyit
Efendi Diril
Derya Aras
Gülizar Özkan
Nurşen Aslan
Suzan Zengin
Süheyla Dağdeviren
Ergin Altın
Ali Uçar
Zeki Uygun
Yusuf Tosun
Mehmet Düzen
Leyla Karakoç
Doğan Altun
Erol Özel
Nergiz Gülmez
Aşkın Günel
Cihan Fındık
Bülent Ertürk
Dilek Polat
Hasan Gülinay
Özgür Kemal Karabulut
Yusuf Ayata
Selahattin Doğan
Emel Kılıç
Pir Hasan Solmaz
Metin Eker
Süleyman Kaya
Hasan Yaşar
Ali Rıza Sabur
Ozan Dermanlı
Ersin Kantar
İrfan Çelik
Ebru Mohikancı (Yakay-Der’den Kazan Vadisi’nde kimyasallarla katledilen 36’lardan)
Barış annelerinden Birgül Ana