<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaypakkaya Partizan</title>
	<atom:link href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Mar 2010 19:12:40 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Komünist önder İbrahim Kaypakkaya&#8217;nın kardeşi Feride Ayata</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/komunist-onder-ibrahim-kaypakkayanin-kardesi-feride-ayata</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/komunist-onder-ibrahim-kaypakkayanin-kardesi-feride-ayata#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Korkunun arkasında fikirleri yatıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5697</guid>
		<description><![CDATA[
Komünist önder İbrahim Kaypakkaya&#8217;nın kardeşi Feride Ayata, devletin korkusunu böyle özetliyor
 
Ankara (11.03.2010)- Komünst Önder İbrahim Kaypakkaya, ihtilalci fikirlerinden ve devrimci pratiğinden, ülkemizde yürüttüğü mücadelenin halk içerisinde yarattığı devrimci etkiden dolayı, katledilişinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçsede devletin ve hakim sınıfların korkusu olma özelliğini yitirmiyor. Halkın Kaypakkaya sevgisi ve Kaypakkaya&#8217;nın fikirlerine ve mücadelesine duyduğu sevgi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong></strong><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5698" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/komunist-onder-ibrahim-kaypakkayanin-kardesi-feride-ayata/kaypakkaya_1_130018540"><img class="alignnone size-medium wp-image-5698" title="kaypakkaya_1_130018540" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/kaypakkaya_1_130018540-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></strong></div>
<div><strong></strong><strong>Komünist önder İbrahim Kaypakkaya&#8217;nın kardeşi Feride Ayata, devletin korkusunu böyle özetliyor</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Ankara (11.03.2010)- </strong>Komünst Önder İbrahim Kaypakkaya, ihtilalci fikirlerinden ve devrimci pratiğinden, ülkemizde yürüttüğü mücadelenin halk içerisinde yarattığı devrimci etkiden dolayı, katledilişinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçsede devletin ve hakim sınıfların korkusu olma özelliğini yitirmiyor. Halkın Kaypakkaya sevgisi ve Kaypakkaya&#8217;nın fikirlerine ve mücadelesine duyduğu sevgi ve saygısı herkes tarafından bilinen bir gerçeklik olduğu gibi, yine bir diğer bilinen gerçeklik ise, Kaypakkaya&#8217;nın devlet tarafından Diyarbakır işkencehanelerinde 90 gün boyunca her türden işkencelerden geçirilip katledilmesi ve ardından ona dair ne varsa yasaklanması durumu.</div>
<div>Ülkemizde yaşanan farklı ulus ve azınlığa mensup halkımızın, devlet karşısında çektiği acılara ve eşitsizliğe karşı çözüm yolunu devrimci tarzda berrak ve analaşılır bir şekilde gösteren ve halkın siyasi iktidarı için ilernecek  yol güzergahında dost ve düşmanların kimler olduğunu net şekilde analizlerle ifade eden Kaypakkaya ve onun yoldaşlarıyla birlikte yarattığı mücadelesi, devletin herzaman en gerici yönüyle bastırılmak istenmiştir. Özelikle Kaypakkaya ve günümüze ulaşan devrimci değerleri, devlet tarafından içi boşaltılamadığı, &#8220;sağa-sola&#8221; çekilemediği ve kendi yapısallığı içerisinde eritilemediği içindir ki, hakın gerici iktidara karşı zafere ulaşmasını sağlayacak devrimci iktidar mücadelesinin bilimsel ifadesi olan Kaypakkaya ismi her zaman ülkemiz topraklarında gerici egemen güç tarafından çeşitli yöntemlerle saklanmak istenmiştir.</div>
<div> </div>
<div>Ancak tüm saldırılara rağmen Kaypakkaya ülkemiz halklarının hafızasında en saygı ve sevgiye değer köşesinde silinmemek üzere yer edinmiştir. Ve kaypakaya kişi ya da kurumlara değil, halka mal olmuş  bir isim ve bir değer ve bir mücadeledir. Hatırlanacağı üzere Dersim Demokratik Halk Dayanışması’nın 29 Mart yerel seçimler sürecinde Bağımsız Belediye Başkan Adayı Murat Kur için düzenlenen mitingde konuşan Mehmet Özcan ve Pınar Sağ hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Bu soruşturmanın ardından Tunceli BDP Milletvekili Şerafettin Halis ise TBMM’ye soru önergesi vererek, devlet tarafından işkenceyle katledilen komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin açıklanmamasının hangi “sır”a girdiğini sorması da yine devletin Kaypakkaya&#8217;ya olan tahammülsüzlüğüyle karşılanarak, “Sakıncalı” talep olarak geçiştirildi.</div>
<p><strong>İbrahim Kaypakkaya’nın kardeşi Feride Ayata: Arka planında Kaypakkaya&#8217;nın düşünceleri yatıyor!</strong></p>
<p><img title="Ayata_feride_c_184996489.jpg" src="http://www.halkingunlugu.net/files.php?file=Ayata_feride_c_184996489.jpg" border="1" alt="Ayata_feride_c_184996489.jpg" hspace="2" vspace="2" width="450" height="416" align="left" />Devletin Kaypakkaya tahümmülsüzlüğü bu denli açık olduğu memleketimizde, İbrahim Kaypakkaya’nın kardeşi Feride Ayata; TBMM’nin soru önergesinin sakıncalı bulunmasının nedenlerine ilişkin kısa bir açıklamada bulundu. Bu sorunun yeni bir sorun olmadığı, işkencede katledilen bir kişinin ölümünün üzerinden 37 yıl geçmesine rağmen korkuluyor olmasının arka planında İbrahim Kaypakkaya’nın düşüncelerinin yattığını ifade etti.</p>
<p>Feride Ayata yaptığı açıklamada; &#8220;Che Guevara’nın kahraman ilan edilmesine karşılık, KAYPAKKAYA soyadının bile sakıncalı görülmesinin altında yatan gerçekliği, tüm ezilen halklar ve emekçiler cephesinde anlamak mümkündür. O’nu hala inkâr edenler nezdinde anlamakta da zorluk çekmiyoruz, düşüncelerinden koparılmak istenen ve hala korku salan bir nitelik var, bunu görmek gerekir&#8221; diyerek düşüncelerini Demokratik Haklar Federasyonu ile paylaştı.</p>
<p><strong>İbrahim Kaypakkaya’nın 68 kuşağının komünist düşünceleri; dostlarını da düşmanlarını da sarsmaya devam ediyor!</strong></p>
<p>Feride Ayata ayrıca; İbrahim Kaypakkaya’nın sanatçılar tarafından anılmasının bile suç olarak değerlendirildiği, bir yandan devletin sahte açılımlarla demokrasi yanılsaması yarattığını diğer yandan “Ağabeyimin öldürülmesinin arkasındaki gerçekliğin neden saklandığını biz de ailesi olarak çok merak ediyoruz” dedi. Feride Ayata; babası Ali Kaypakkaya’nın ‘68 kuşağı ile ilgili açtığı dava ve o günden bu yana İbrahim Kaypakkaya ile ilgili diğer davaların hiçbir şekilde bir sonuca ulaşamamasının ardındaki ‘sır’rı merak ettiklerini ve takipçisi olacaklarını da açıkladı.<img title="Ayata_Feride_b_357652424.jpg" src="http://www.halkingunlugu.net/files.php?file=Ayata_Feride_b_357652424.jpg" border="1" alt="Ayata_Feride_b_357652424.jpg" hspace="2" vspace="2" width="450" height="338" align="right" /></p>
<p>İbrahim’in posterini, fotoğrafını, flamasını, pankartını taşıyan öğrenciye, işçiye, köylüye ve diğer halk kitlelerine “suç ve suçluyu övme” davası açılması ve ailesi, dostları, yoldaşları olarak anıtmezarını ziyarette bulunan insanlara soruşturma açılmasının düşünceleriyle kavrandığı müddetçe anlaşılabileceğini ve bütün bu davaların takipçisi olup, ilerleyen günlerde bu konuyla ilgili bir açıklama yapmayı düşündüklerini ifade etti.</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5697&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/komunist-onder-ibrahim-kaypakkayanin-kardesi-feride-ayata/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>14 Mart&#8217;ta Munzur için alanlardayiz!</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/14-martta-munzur-icin-alanlardayiz</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/14-martta-munzur-icin-alanlardayiz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 19:05:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLDİRİ/BELGE]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur için Alanlardayız!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5692</guid>
		<description><![CDATA[
“14 Mart Uluslarası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü”
Munzur için Alanlardayız!
HER YERİ HER YÖNÜ 14 MART A ÇEVİRELİM
DÜNYANIN BÜTÜN NEHİRLERİNDEN SÖZLERİMİZ SESLERİMİZ AKSINErzincan
Adana
Mersin
Eskişehir
Bursa
Gebze
Kocaeli
Ankara
Gemlik
Munzurun Özgür Akması İçin
Tarihimize Kültürümüze ve Doğamıza sahip çıkmak için
Tunceli Dernekleri Federasyonunun örgütlü olduğu her yerde
Dersim, Erzincan, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, Gebze, Gemlik ve İstanbul’da  AKP İl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5691" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/14-martta-munzur-icin-alanlardayiz/14_mart_cagri"><img class="alignnone size-full wp-image-5691" title="14_mart_cagri" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/14_mart_cagri.jpg" alt="" width="250" height="187" /></a></p>
<p>“14 Mart Uluslarası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü”</p>
<p>Munzur için Alanlardayız!</p>
<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #0033ff;"><strong>HER YERİ HER YÖNÜ 14 MART A ÇEVİRELİM<br />
DÜNYANIN BÜTÜN NEHİRLERİNDEN SÖZLERİMİZ SESLERİMİZ AKSIN</strong></span></span></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana; color: #000000;">Erzincan<br />
Adana<br />
Mersin<br />
Eskişehir<br />
Bursa<br />
Gebze<br />
Kocaeli<br />
Ankara<br />
Gemlik</span></span></p>
<p>Munzurun Özgür Akması İçin<br />
Tarihimize Kültürümüze ve Doğamıza sahip çıkmak için</p>
<p>Tunceli Dernekleri Federasyonunun örgütlü olduğu her yerde<br />
Dersim, Erzincan, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, Gebze, Gemlik ve İstanbul’da  AKP İl binalarının önünde Munzur Barajlar Projeleri İptal edilsin diyeceğiz.<br />
Sizde Sesimize Ses Veriniz…</p>
<p>Tunceli Dernekleri Federasyonu adına<br />
Munzuru Koruma Kurulu<br />
www.tudef.net<br />
munzurkurulu@gmail.com</p>
<p><strong>*** İSTANBUL ***</strong></p>
<p>14 Mart 2010 Pazar &#8211; 12:30 &#8211; 14:00<br />
Sütlüce Mah. İmrahor Cad. No: 46- BEYOĞLU &#8211; İSTANBUL</p>
<p>** NOT : Sütlüce beyoğlu istiklal caddesinin bulunduğu kısım değildir. !!!<br />
Miniatürk ün olduğu bölgedir .</p>
<p><strong>İstabul için Araç iletişim bilgileri:</strong></p>
<p>Anadolu yakası 0216 461 77 42 Gülten kahraman<br />
Şirinevler: 0537 233 22 20 VEDAT ALDEMİR<br />
Kâğıthane: 0535 645 93 69 ulaş Yeğin<br />
Alibeyköy: 0530 405 83 32 Mesut Gerçek<br />
Okmeydanı: 0212 297 41 29 Özer İnal<br />
Esenyurt-Avcılar: 0535 572 15 16 Hüseyin kalanç<br />
Esenler – Bağcılar: 0212 569 73 41 Binali Gerçek</p>
<p><strong>*** İZMİR ***<br />
</strong><br />
14 Mart 2010 Pazar<br />
Saat : 13 :00<br />
Toplanma Yeri Konak Eski Sümerbank Önü<br />
Dersim Dernekleri Federasyonu Adına<br />
İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği<br />
İrtibat Tel : 0530 560 54 64</p>
<p><strong>*** DERSİM ***<br />
</strong><br />
13 Mart 2010 Saat 17 :00<br />
13 Mart günü yer altı çarşısının üstünde çadırlar kurulacaktır.<br />
Film gösterimi ve müzik dinletisi olucaktır. Gece çadırlarda sabahlanılacak.</p>
<p>14 Mart 2010 Pazar günü<br />
Saat : 18 :00 da Akp il binası önüne yürüyüş ve basın açıklaması yapılcaktır .</p>
<p><strong>Eylemin Yapılağı diğer yerler:<br />
</strong></p>
<p><strong>Avrupa<br />
</strong>Almanya<br />
Berlin<br />
Köln</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5692&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/14-martta-munzur-icin-alanlardayiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sonunda Camiye Girmeyen Alevileri Kâfir İlan Edecekler!</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/sonunda-camiye-girmeyen-alevileri-kafir-ilan-edecekler</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/sonunda-camiye-girmeyen-alevileri-kafir-ilan-edecekler#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 18:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nihat behram]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5685</guid>
		<description><![CDATA[
Başbakan’ın ‘Her inanca eşit uzaklıktayız!’ sözü ‘yakın görme psikozu’nun sonucu olsa gerek! Baksanıza, o kadar yakınında görüyor (ya da görmek istiyor) ki, Alevileri camiye çağırıyor! Dahası: ses tonu ve sözcüklere yüklediği vurgulardan, camiye gitmeyenin inancını ciddiye almadığı anlaşılıyor. İnsaf!
Memleketimizde ‘dinsiz’ sözü, bilimsel anlamıyla değil, lanet ve küfür makamında kullanılır. Eh, bu da iktidarbaşının hitabet tarzıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5686" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/sonunda-camiye-girmeyen-alevileri-kafir-ilan-edecekler/nihat-behram"><img class="alignnone size-full wp-image-5686" title="nihat behram" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/nihat-behram.jpg" alt="" width="102" height="102" /></a></p>
<p>Başbakan’ın ‘Her inanca eşit uzaklıktayız!’ sözü ‘yakın görme psikozu’nun sonucu olsa gerek! Baksanıza, o kadar yakınında görüyor (ya da görmek istiyor) ki, Alevileri camiye çağırıyor! Dahası: ses tonu ve sözcüklere yüklediği vurgulardan, camiye gitmeyenin inancını ciddiye almadığı anlaşılıyor. İnsaf!</p>
<p>Memleketimizde ‘dinsiz’ sözü, bilimsel anlamıyla değil, lanet ve küfür makamında kullanılır. Eh, bu da iktidarbaşının hitabet tarzıyla çelişmez. İnancı daha baştan ‘aut’ sayılan insanlar bu küfüre alışkın da, inancını içtenlikle taşıyan, üstelik bunu siyasetin pasına bulaştırmayan Aleviden ne istiyorsun?</p>
<p>Onu camiye çağırman mı ‘eşit uzaklık’ dediğin? Bu, Alevilerin İslamlaştırılması, yani inanç asimilasyonu anlamına gelmez mi? AKP döneminde şahlanan bu ‘operasyon’ yeni de değil, devlet politikası olarak, tarih boyunca uygulana gelmiştir. Her inanca eşit uzaklıkta olmak, inancının gereğini kendi mekânında yapan herkese, camidekine duyduğun saygıyı duymaktır. Çözümü camiye gelmelerinde aramak değil! İlle de birilerini yönlendireceksen, faydası açısından camidekini cem evine yönlendir! Hiç olmazsa kadın erkek dengesine, eğitim tutkusuna, çocuklar ve gençlere duyulan hoşgörüye tanık olurlar.<br />
İnançları gereği adamların köylerinde cami, imam, kuran kursu, imam hatip meraklısı falan yok. Oranın halkı mı istedi de, gidip her Alevi köyüne cami dikildi, imam tayin edildi? Bu mu Alevilik sorununa getirdiğin ‘demokratik açılım’? Bu, olsa olsa otokratik örtünme operasyonudur, demokratik açılım değil.</p>
<p>Cinlikte, kurnazlıkta Sünni iktidarın, saflıkta ise Alevilerin üstüne yok! İktidarlar aynı yalanı tekrarlamaktan usandı, Aleviler kanmaktan usanmadı! Üstelik kanışları, tarih boyu kanayışlarında uğuldadı. Yalan, iftira, tehdit hep karşılarında. Bir Alevi vatandaş kimliğinde ‘İslam’ yazılmasını kabullenmeyip yargıya gitti. Kendi ülkesinde kaybetti fakat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanıp, kimliğine ‘Alevi’ yazdırma hakkı elde edince, Başbakan, ‘kimliklerden din hanesini kaldırmaya sıcak baktıkları’ yönünde açıklamalarla konuya balıklama daldı! Alevilerse, onun bu açıklamalarına sıcak bakmaktan olacak, yine dalgınlaştılar! Beni asıl şaşırtan bu. Başbakan Alevilerin kazanımını ustaca kendine yontuyor. Biliyor ki Alevi halk, kimliğinin din hanesine Alevi yazdırsa, hem Aleviliğin ayrı bir din olduğu teslim edilecek, hem ‘ülkenin %99 u İslam’ mavalının altı boşalacak.</p>
<p>‘Uygar ülke kimliklerinde bu hane zaten yok’muş! ‘Uygar’ dedikleri ülkelerde olsa ne olur, olmasa ne olur? Dileyenin dilediği dini seçmesini, dileyenin bağlı olduğu kiliseden çıkmasını engelleyen yasalar mı var? Senin ülkende ise Alevi, ‘Kardeşim benim dinim ayrı bir din!’ diyemiyor. Alevi inancının ibadet mekânı olan cem evi yerine, köyüne İslam inancının ibadet mekânı cami çakılıyor! Hadi git bunu da anlat ‘uygar ülkeler’e! Anlamazlarsa ‘Minareler süngümüz!’ diye şiire başlarsın, anlarlarsa ‘Minareden at beni in aşağı tut beni!’ türküsüne! Başbakan’ın uygarlık tutkusu, nedense, tam da Alevi vatandaşın kimliğine Alevi yazdırmak için açtığı davayı kazanınca tuttu! Tamam, kimlikte din hanesi olmaması en doğrusu ama inanç özgürlüğünü örtmek için kullanılmadığında. Bu sistemde var mı bunun garantisi? ‘Kimliğinize Alevi yazdırmakta direnin’ dediğimde, bir dinleyicim, ‘Kimliğinde Alevi yazan kişinin bırak iş güvenliğini, can güvenliği kalır mı?’ diye sordu. Nasıl korkunç bir durum?</p>
<p>Batılı, kendi ülkelerindeki İslam toplumuna ‘Gelip ibadetinizi kilisede görün!’ dese, ne yapacaklar? Sünni iktidar, ‘Alevilik İslamın mezhebidir!’ diye ferman buyuruyor! Aleviliğin ne olduğu hakkında karar vermek, ne Sünni dikta yönetimi ve diyanetinin, ne de çıkar ilişkileriyle Sünni diktaya bağlanmış ‘Alevi etiketli’ piyonların haddinedir!</p>
<p>Koyun bile elinde bıçakla kendine yaklaşan kasapı görünce ‘kesmeeeeee’ diye meler! Yani melemesi acılaşır. Kesimhaneye girmemekte direnir. Alevi sorununun çözümünü AKP’den beklemek ‘Bitir bizi Tayyipcik’ diye kuş gibi ciklemekten başka nedir? Böyle cikleyen yok mu? Bu alanın yalakası öyle az buz da değil. ‘Ülkede ne kadar Alevi var?’ diye sorun, 10 milyondan aşağı inen Alevi göremezsiniz. Bir de, Sünni diktasına oy vereni, onun hesabına çalışanı sayın! İnanç özgürlüğünü başka dinin dikta heveslisinden bekleyenin Aleviliği nasıl açıklanır, anlayabilmiş değilim? Dedelere de sordum, seyyidlere de. Çocukluğumdan beri Aleviler içinde yaşıyorum. Nice dostlukların, insani erdemlerin tanığıyım. Alevilik konusu geçen her yerde bu soruyu hâlâ sorar dururum. Çözebilmiş değilim. Kendini ‘sol’ diye niteleyen liberal türemelerin solculuğuğu gibi bir şey mi acaba? Başka nasıl açıklanır? Bırak 10 milyonu, inancının bilincinde 1 milyon Alevi, sorunlarını, toplumsal sorunların bütünlüklü çözümü yönünde kavrayıp ağırlığını koysa, iktidarın rengi uçuklar!</p>
<p>Karaca, üstünde yavruladığı kanlı çimenleri yedikten sonra doğum mekânından ayrılır. Bu onun yavrusunu düşmanından koruma içgüdüsüdür. Yavrusunun kan kokusunu düşmanına iz olarak bırakmaz. Uyuma zamanında yüzü geldiği yöne dönük yatar. Ardındaki düşmanına karşı, bu da bir korunma içgüdüsüdür. En gelişmiş canlı dedikleri insan mı? soL’da Tevfik Çavdar ‘Boş Meme’ başlıklı olağanüstü güzel yazısında, kandırılmakta insanla hiçbir canlının yarışamayacağını anlattı. Peki, insanlar arasında bir yarışma yapılsa başı kim çeker?</p>
<p>Hiçbir inanç kesimi, kandırılmak konusunda Alevilerle yarışamaz. Seçim döneminde düzen partilerinin vaat ve yalan hedefi ilkin onlardır. Sonrası, entrikalarla başlayıp katliamlara uzanan uygulamalar. Tarih boyu onlara yaşatılmış yalanı ve zulmü tanımlamaya dilin gücü yetmez. Başbakan, ‘Alevi açılımı’ derken içtenlikli ve asgarisinden vicdan sahibiyse, cami tellallığı yerine ilkin bu noktada açılsın: Alevi katliamlarının canileri ortalıkta elini kolunu sallayarak dolaşıyor! Polis yardımına bile gerek yok, partisinin aday listelerine bakması yeter! Bunu söylediğim toplantıda bir dinleyici, ‘Güldürme bizi, dedi, listeleri hazırlayan kendisi!’</p>
<p>Başbakan, ‘eşit uzaklık’tan dem vuruyor! Yüzyıllardır, ‘Kitabımız, ibadet mekânımız aynı’ diye tek taraflı, dayatmayla verilmiş bir kararın, günümüzdeki uygulayıcısı da AKP. Bir de, dedeliği ulemanın secdesine vardırsa, Fethullah’ın buyruğuna uydursa iş tamam!</p>
<p>Kimliklere herkesin ‘Süryani, Yezidi, Musevi, Hıristiyan, Alevi, Müslüman’ diye inancını yazdırma hakkı çıktığında, Başbakandan esinlenerek, kendim için kimliğime, ‘her inanca eşit uzaklıkta’ diye yazdırabilir miyim diye düşünürken, Başbakan yine ‘demokratik açılım paketi’yle çıka geldi: ‘Kimliklerden din hanesini kaldırmak konusuna soğuk değiliz!’</p>
<p>O soğuk değilmiş ama ben tirildedim! ‘En azından 15 milyon kimlikte Alevi yazılacak; gitti, halkının % 99 İslam olan ülke mavalı’ diye sevinirken!</p>
<p><em><strong>NİHAT BEHRAM</strong></em></p>
<p>Başbakan’ın ‘Her inanca eşit uzaklıktayız!’ sözü ‘yakın görme psikozu’nun sonucu olsa gerek! Baksanıza, o kadar yakınında görüyor (ya da görmek istiyor) ki, Alevileri camiye çağırıyor! Dahası: ses tonu ve sözcüklere yüklediği vurgulardan, camiye gitmeyenin inancını ciddiye almadığı anlaşılıyor. İnsaf!</p>
<p>Memleketimizde ‘dinsiz’ sözü, bilimsel anlamıyla değil, lanet ve küfür makamında kullanılır. Eh, bu da iktidarbaşının hitabet tarzıyla çelişmez. İnancı daha baştan ‘aut’ sayılan insanlar bu küfüre alışkın da, inancını içtenlikle taşıyan, üstelik bunu siyasetin pasına bulaştırmayan Aleviden ne istiyorsun?</p>
<p>Onu camiye çağırman mı ‘eşit uzaklık’ dediğin? Bu, Alevilerin İslamlaştırılması, yani inanç asimilasyonu anlamına gelmez mi? AKP döneminde şahlanan bu ‘operasyon’ yeni de değil, devlet politikası olarak, tarih boyunca uygulana gelmiştir. Her inanca eşit uzaklıkta olmak, inancının gereğini kendi mekânında yapan herkese, camidekine duyduğun saygıyı duymaktır. Çözümü camiye gelmelerinde aramak değil! İlle de birilerini yönlendireceksen, faydası açısından camidekini cem evine yönlendir! Hiç olmazsa kadın erkek dengesine, eğitim tutkusuna, çocuklar ve gençlere duyulan hoşgörüye tanık olurlar.<br />
İnançları gereği adamların köylerinde cami, imam, kuran kursu, imam hatip meraklısı falan yok. Oranın halkı mı istedi de, gidip her Alevi köyüne cami dikildi, imam tayin edildi? Bu mu Alevilik sorununa getirdiğin ‘demokratik açılım’? Bu, olsa olsa otokratik örtünme operasyonudur, demokratik açılım değil.</p>
<p>Cinlikte, kurnazlıkta Sünni iktidarın, saflıkta ise Alevilerin üstüne yok! İktidarlar aynı yalanı tekrarlamaktan usandı, Aleviler kanmaktan usanmadı! Üstelik kanışları, tarih boyu kanayışlarında uğuldadı. Yalan, iftira, tehdit hep karşılarında. Bir Alevi vatandaş kimliğinde ‘İslam’ yazılmasını kabullenmeyip yargıya gitti. Kendi ülkesinde kaybetti fakat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kazanıp, kimliğine ‘Alevi’ yazdırma hakkı elde edince, Başbakan, ‘kimliklerden din hanesini kaldırmaya sıcak baktıkları’ yönünde açıklamalarla konuya balıklama daldı! Alevilerse, onun bu açıklamalarına sıcak bakmaktan olacak, yine dalgınlaştılar! Beni asıl şaşırtan bu. Başbakan Alevilerin kazanımını ustaca kendine yontuyor. Biliyor ki Alevi halk, kimliğinin din hanesine Alevi yazdırsa, hem Aleviliğin ayrı bir din olduğu teslim edilecek, hem ‘ülkenin %99 u İslam’ mavalının altı boşalacak.</p>
<p>‘Uygar ülke kimliklerinde bu hane zaten yok’muş! ‘Uygar’ dedikleri ülkelerde olsa ne olur, olmasa ne olur? Dileyenin dilediği dini seçmesini, dileyenin bağlı olduğu kiliseden çıkmasını engelleyen yasalar mı var? Senin ülkende ise Alevi, ‘Kardeşim benim dinim ayrı bir din!’ diyemiyor. Alevi inancının ibadet mekânı olan cem evi yerine, köyüne İslam inancının ibadet mekânı cami çakılıyor! Hadi git bunu da anlat ‘uygar ülkeler’e! Anlamazlarsa ‘Minareler süngümüz!’ diye şiire başlarsın, anlarlarsa ‘Minareden at beni in aşağı tut beni!’ türküsüne! Başbakan’ın uygarlık tutkusu, nedense, tam da Alevi vatandaşın kimliğine Alevi yazdırmak için açtığı davayı kazanınca tuttu! Tamam, kimlikte din hanesi olmaması en doğrusu ama inanç özgürlüğünü örtmek için kullanılmadığında. Bu sistemde var mı bunun garantisi? ‘Kimliğinize Alevi yazdırmakta direnin’ dediğimde, bir dinleyicim, ‘Kimliğinde Alevi yazan kişinin bırak iş güvenliğini, can güvenliği kalır mı?’ diye sordu. Nasıl korkunç bir durum?</p>
<p>Batılı, kendi ülkelerindeki İslam toplumuna ‘Gelip ibadetinizi kilisede görün!’ dese, ne yapacaklar? Sünni iktidar, ‘Alevilik İslamın mezhebidir!’ diye ferman buyuruyor! Aleviliğin ne olduğu hakkında karar vermek, ne Sünni dikta yönetimi ve diyanetinin, ne de çıkar ilişkileriyle Sünni diktaya bağlanmış ‘Alevi etiketli’ piyonların haddinedir!</p>
<p>Koyun bile elinde bıçakla kendine yaklaşan kasapı görünce ‘kesmeeeeee’ diye meler! Yani melemesi acılaşır. Kesimhaneye girmemekte direnir. Alevi sorununun çözümünü AKP’den beklemek ‘Bitir bizi Tayyipcik’ diye kuş gibi ciklemekten başka nedir? Böyle cikleyen yok mu? Bu alanın yalakası öyle az buz da değil. ‘Ülkede ne kadar Alevi var?’ diye sorun, 10 milyondan aşağı inen Alevi göremezsiniz. Bir de, Sünni diktasına oy vereni, onun hesabına çalışanı sayın! İnanç özgürlüğünü başka dinin dikta heveslisinden bekleyenin Aleviliği nasıl açıklanır, anlayabilmiş değilim? Dedelere de sordum, seyyidlere de. Çocukluğumdan beri Aleviler içinde yaşıyorum. Nice dostlukların, insani erdemlerin tanığıyım. Alevilik konusu geçen her yerde bu soruyu hâlâ sorar dururum. Çözebilmiş değilim. Kendini ‘sol’ diye niteleyen liberal türemelerin solculuğuğu gibi bir şey mi acaba? Başka nasıl açıklanır? Bırak 10 milyonu, inancının bilincinde 1 milyon Alevi, sorunlarını, toplumsal sorunların bütünlüklü çözümü yönünde kavrayıp ağırlığını koysa, iktidarın rengi uçuklar!</p>
<p>Karaca, üstünde yavruladığı kanlı çimenleri yedikten sonra doğum mekânından ayrılır. Bu onun yavrusunu düşmanından koruma içgüdüsüdür. Yavrusunun kan kokusunu düşmanına iz olarak bırakmaz. Uyuma zamanında yüzü geldiği yöne dönük yatar. Ardındaki düşmanına karşı, bu da bir korunma içgüdüsüdür. En gelişmiş canlı dedikleri insan mı? soL’da Tevfik Çavdar ‘Boş Meme’ başlıklı olağanüstü güzel yazısında, kandırılmakta insanla hiçbir canlının yarışamayacağını anlattı. Peki, insanlar arasında bir yarışma yapılsa başı kim çeker?</p>
<p>Hiçbir inanç kesimi, kandırılmak konusunda Alevilerle yarışamaz. Seçim döneminde düzen partilerinin vaat ve yalan hedefi ilkin onlardır. Sonrası, entrikalarla başlayıp katliamlara uzanan uygulamalar. Tarih boyu onlara yaşatılmış yalanı ve zulmü tanımlamaya dilin gücü yetmez. Başbakan, ‘Alevi açılımı’ derken içtenlikli ve asgarisinden vicdan sahibiyse, cami tellallığı yerine ilkin bu noktada açılsın: Alevi katliamlarının canileri ortalıkta elini kolunu sallayarak dolaşıyor! Polis yardımına bile gerek yok, partisinin aday listelerine bakması yeter! Bunu söylediğim toplantıda bir dinleyici, ‘Güldürme bizi, dedi, listeleri hazırlayan kendisi!’</p>
<p>Başbakan, ‘eşit uzaklık’tan dem vuruyor! Yüzyıllardır, ‘Kitabımız, ibadet mekânımız aynı’ diye tek taraflı, dayatmayla verilmiş bir kararın, günümüzdeki uygulayıcısı da AKP. Bir de, dedeliği ulemanın secdesine vardırsa, Fethullah’ın buyruğuna uydursa iş tamam!</p>
<p>Kimliklere herkesin ‘Süryani, Yezidi, Musevi, Hıristiyan, Alevi, Müslüman’ diye inancını yazdırma hakkı çıktığında, Başbakandan esinlenerek, kendim için kimliğime, ‘her inanca eşit uzaklıkta’ diye yazdırabilir miyim diye düşünürken, Başbakan yine ‘demokratik açılım paketi’yle çıka geldi: ‘Kimliklerden din hanesini kaldırmak konusuna soğuk değiliz!’</p>
<p>O soğuk değilmiş ama ben tirildedim! ‘En azından 15 milyon kimlikte Alevi yazılacak; gitti, halkının % 99 İslam olan ülke mavalı’ diye sevinirken!</p>
<p><em><strong>NİHAT BEHRAM</strong></em></p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5685&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/sonunda-camiye-girmeyen-alevileri-kafir-ilan-edecekler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hasta-tutsaklara-ozgurluk-2</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hasta-tutsaklara-ozgurluk-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:13:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru ve afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta tutsakların serbest bırakılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5680</guid>
		<description><![CDATA[
Hasta tutsakların serbest bırakılması için 33. haftadır yürüyoruz. Hasta tutsakların özgürlükleri bizim ellerimizde.
Tüm halkımızı, hasta tutsakların özgürlükleri için mücadeleye çağırıyoruz…
TARİH: 12 MART 2010-CUMA
YER: TAKSİM TRAMVAY DURAĞI
SAAT: 19.30
HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK
ÇAĞRI, ÇHD, DEVRİMCİ ALEVİ KOMİTESİ, DEVRİMCİ HAREKET, DEVRİMCİ 78’LİLER, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ, EKD, EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ, EMEKLİ-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ, EMEP, EROL ZAVAR’A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU, GÜLENSU-GÜLSUYU [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5679" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/hasta-tutsaklara-ozgurluk-2/hasta_tutsaklar-100x100-2"><img class="alignnone size-full wp-image-5679" title="hasta_tutsaklar-100x100" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/hasta_tutsaklar-100x100.jpg" alt="" width="100" height="100" /></a></p>
<p>Hasta tutsakların serbest bırakılması için 33. haftadır yürüyoruz. Hasta tutsakların özgürlükleri bizim ellerimizde.</p>
<p>Tüm halkımızı, hasta tutsakların özgürlükleri için mücadeleye çağırıyoruz…</p>
<p>TARİH: <strong>12 MART 2010-CUMA</strong><br />
YER:<strong> TAKSİM TRAMVAY DURAĞI</strong><br />
SAAT:<strong> 19.30</strong></p>
<p><strong>HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK</strong></p>
<p>ÇAĞRI, ÇHD, DEVRİMCİ ALEVİ KOMİTESİ, DEVRİMCİ HAREKET, DEVRİMCİ 78’LİLER, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ, EKD, EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ, EMEKLİ-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ, EMEP, EROL ZAVAR’A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU, GÜLENSU-GÜLSUYU DERNEĞİ, HALK CEPHESİ, KALDIRAÇ, KESK ŞUBELER PLATFORMU, KÖZ, ODAK, ÖMP, PARTİZAN, PEN, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU, TAYAD, TECRİTE KARŞI SANATÇILAR, TKP, TUYAB, UİD-DER, ÜRÜN SOSYALİST DERGİ</p>
<p>DESTEKLEYENLER: BDSP, DİP GİRİŞİMİ, PDD</p>
<p>***</p>
<p><span style="color: red;"><strong>ÇAĞRIMIZDIR</strong></span></p>
<p>TECRİT SÜRÜYOR!<br />
HAPİSHANELERDEKİ TUTSAKLAR TEDAVİ EDİLMİYOR!</p>
<p>&#8220;HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!&#8221; TALEBİMİZİ HAYKIRMAK İÇİN<br />
BİR KEZ DAHA</p>
<p><strong>12 MART 2010 CUMA GÜNÜ, 17.30&#8242;DA<br />
YÜKSEL CADDESİ İNSAN HAKLARI ANITI ÖNÜNDEYİZ!</strong></p>
<p>DEVRİMCİ VE DEMOKRATİK KURUMLARI VE TÜM HALKIMIZI</p>
<p>TECRİTE KARŞI ÇIKMAK İÇİN,<br />
HASTA TUTSAKLARI SAHİPLENMEK İÇİN</p>
<p>BASIN AÇIKLAMASINA KATILMAYA ÇAĞIRIYORUZ!</p>
<p><strong>HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!<br />
TECRİTE SON!</strong></p>
<p>ANKARALI AYDIN VE SANATÇILAR, DEVRİMCİ PROLETERYA, TAYAD, EHP, ANKARA DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ, DHF, HALK CEPHESİ, PARTİZAN, ESP, BDSP, ÇHD, DİSK/ GENEL-İŞ, KALDIRAÇ, 78&#8242;LİLER GİRİŞİMİ,<br />
EROL ZAVAR&#8217;A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU, ÖZGÜRLÜK DERGİSİ</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5680&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hasta-tutsaklara-ozgurluk-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutsaklara F Tipi baskı</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/tutsaklara-f-tipi-baski</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/tutsaklara-f-tipi-baski#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 17:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kızıl Bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5676</guid>
		<description><![CDATA[
Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD), PKK&#8217;li tutsakların cezaevlerinde maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin İHD İstanbul Şubesi&#8217;nde basın toplantısı düzenledi.
Toplantıya, TUAD Başkanı Lütfiye Gürbüz, Barış annesi Sultan ana ve Azad Avcı katıldı. Basın açıklamasını TUAD adına tutuklu yakını Azad Avcı gerçekleştirdi. Avcı yaptığı açıklamada, Tekirdağ 1 ve 2 nolu Cezaevi’nde bulunan tutukluların, F tipi koşullarında insanlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5675" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/tutsaklara-f-tipi-baski/tutak"><img class="alignnone size-full wp-image-5675" title="TUTAK" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/TUTAK.jpg" alt="" width="240" height="180" /></a></strong></p>
<p><strong>Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD)</strong>, PKK&#8217;li tutsakların cezaevlerinde maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin İHD İstanbul Şubesi&#8217;nde basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Toplantıya, TUAD Başkanı Lütfiye Gürbüz, Barış annesi Sultan ana ve Azad Avcı katıldı. Basın açıklamasını TUAD adına tutuklu yakını Azad Avcı gerçekleştirdi. Avcı yaptığı açıklamada, Tekirdağ 1 ve 2 nolu Cezaevi’nde bulunan tutukluların, F tipi koşullarında insanlık dışı alanlarda yalnızlaştırıldığını, zindan içinde zindan deneyimi yaşatıldığını söyledi.</p>
<p>Avcı, aileler olarak; bu uygulamaların karşısında durduklarını belirterek, hukuksal alanda da adalet sağlanana kadar mücadelelerine devam edeceklerini söyledi. Avcı, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde uygulanan kısıtlı görüşmelerle, yakınlarının kendilerine aktardıkları cezalar, keyfi uygulamalar ve hak gasplarını şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Cezalar:</strong></p>
<p>- Açlık grevine girdikleri için aralarında Adem Yüksekdağ’ın da bulunduğu bir gruba 20’şer günlük hücre cezası verildi.</p>
<p>- 180 kişiye 15 Şubat’ta slogan attıkları gerekçesiyle 3’er aylık ziyaret ve iletişim cezaları uygulandı.</p>
<p>- İki üç kişiye infaz yakma cezası verildi. 1 ay önce tahliye olması gereken kişiler 3+3 aylık cezalar aldılar. 1 ay da iyileştirme süreciyle beraber tahliyeleri 7 ay uzatıldı.</p>
<p><strong>Keyfi uygulamalar ve hak gaspları:</strong></p>
<p>- Soğuk su 2-3 günde bir, sıcak su ise 2-3 haftada bir verilmekte, bu da kısa süreli olduğundan herkesin su ile olan ihtiyaçlarını (banyo, elbise yıkama, alan temizliği vb.) karşılamaları mümkün olmamaktadır.</p>
<p>- Yemekler çok kötü olmanın dışında kişi başına verilen yemek miktarı çok azaltılmıştır. Yemeğe bir politik araç olarak yaklaşılmakta ve genel olarak ‘ölmeyecek kadar yeterli, doymayacak kadar az’ düşüncesiyle hareket edilmektedir.</p>
<p>- Kaloriferler yeteri derecede yakılmamaktadır. Zindanın psikolojik ve ruhsal soğukluğu fiziksel olarak da hissedilmektedir. Bahar aylarında ise çok fazla ihtiyaç olmasına rağmen kaloriferler daha çok yakılmamaktadır.</p>
<p>- Ortak alanları kullanma da, olması gerektiği gibi uygulanmamaktadır. Yönetmelik ve Genelgelerde belirtilen haklar, güvenlik ya da personel ve alan sıkıntısı gerekçe gösterilerek uygulanmamaktadır. Oysa hakların kullanılması veya hak gaspları için yeterli alan ve personel bulunmaktadır.</p>
<p>Avcı, basına ve demokratik kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaparak, sorumluları kınadı. Savcıları göreve çağırdı.</p>
<p><strong>Saldırı tüm F tiplerinde yaşanıyor</strong></p>
<p>Basın açıklamasının ardından Lütfiye Gürbüz bir konuşma yaparak, Tekirdağ’da yaşanan keyfi uygulamaların tüm F tiplerinde yaşandığını belirtti. Tekirdağ 1 ve 2 nolu Cezaevi’ndeki tutukluların 1-2 hafta sonra görüşe, telefona ve ortak kullanım alanına çıkamayacaklarını söyleyen Gürbüz, aileler olarak, protesto etmek için görüşe gitmeyeceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Tutsak yakınlarına keyfi uygulamalar</strong></p>
<p>Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde yakını olan Sultan ana ise konuşmasında, kapalı görüşe gittiğinde telefonla görüştüklerini, birbirlerinin sesini duymakta zorluk çektiklerini belirterek, telefon görüşmesinin vedalaşamadan ansızın kesildiğini söyledi. Görüş sırasında, telefonun ne zaman kesileceğinin bilinmediğini söyleyen Sultan ana, cezaevine girişte de onur kırıcı aramalara maruz kaldıklarını, kabul etmediklerinde ise kendilerine “görüş hakkını kaybettiniz” diyerek, dışarı atıldıklarını ifade etti. Cezaevine saat 13.00’te alındıklarını ve 16.00’da bırakıldıklarını belirterek, işlemlerin ikişer defa ve çok yavaş yapıldığını söyledi. Sultan ana, açık görüşlerde ise askerlerin etrafta dolaştırılarak, psikolojik baskı oluşturduklarını, rahat görüş yapamadıklarını söyledi.</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5676&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/tutsaklara-f-tipi-baski/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İZMİR’DE MAHALLLE İŞÇİLERİNE ‘SENDİKA DEĞİŞTİRME’ BASKISI</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/izmir%e2%80%99de-mahallle-iscilerine-%e2%80%98sendika-degistirme%e2%80%99-baskisi</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/izmir%e2%80%99de-mahallle-iscilerine-%e2%80%98sendika-degistirme%e2%80%99-baskisi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okur Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Metal İş Sendikası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5670</guid>
		<description><![CDATA[
Birleşik Metal İş Sendikası, Alman Mahle Mopisan Yedek Parça fabrikasındaki yaklaşık iki aydır sürdürdüğü örgütlenme çalışmaları neticesinde beş yüz olan işçi sayısından 270’ini örgütleyerek yetki almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurdu. Sendikanın güçlenmesinden rahatsız olan firma yetkilileri ise işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapmaya başladı. Baskıların ardından örgütlenme çalışması yapan dört işçiyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5669" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/izmir%e2%80%99de-mahallle-iscilerine-%e2%80%98sendika-degistirme%e2%80%99-baskisi/izmir1"><img class="alignnone size-full wp-image-5669" title="IZMIR1" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/IZMIR1.jpg" alt="" width="200" height="153" /></a></p>
<p>Birleşik Metal İş Sendikası, Alman Mahle Mopisan Yedek Parça fabrikasındaki yaklaşık iki aydır sürdürdüğü örgütlenme çalışmaları neticesinde beş yüz olan işçi sayısından 270’ini örgütleyerek yetki almak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurdu. Sendikanın güçlenmesinden rahatsız olan firma yetkilileri ise işçilere sendikadan istifa etmeleri için baskı yapmaya başladı. Baskıların ardından örgütlenme çalışması yapan dört işçiyi 3 Mart’ta işten çıkarıldı. Ardından da Türk Metal-İş’i devreye sokan işveren’in, işçilerin bir kısmını Türk Metal-İş’e üye yaptırdığı iddia edildi.<br />
‘İŞÇİYİ DEĞİL PATRONU KORUYORLAR’<br />
Birleşik Metal İş sendikası temsilcileri ise tepkili. Baskı ve zorla işçilerin Türk Metal-Sen’e üye yapılmaya çalışıldığını söyleyen Birleşik Metal-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Ali Çeltek, “Basın açıklamasına gelmek isteyen işçiler Türk Metal Sendikası tarafından engellenmeye çalışıldı. Sarı sendikaların bugüne kadar yaptıkları ortada, Konya’daki fabrikadan İzmir’e işçi getirdiler. Konya’daki işçilere ‘Evinizi bırakın gelin biz size ev vereceğiz, bin 500 TL maaş vereceğiz’ dediler ama buraya gelince yüzlerine bile bakmadılar. İzmir’deki Demirçelik Fabrikası’ndan atılan işçilerine dahi sahip çıkmadılar. İşverenin yanında olarak işçiyi değil patronu koruduklarını gösteriyorlar.” diyerek Türk Metal-Sendikasına yüklendi.<br />
‘YASALARA UYMUYORLAR’<br />
Örgütlenme Genel Sekreteri Özkan Atar da, Alman MAHLE şirketinin tüm ülkelerde yasalara uyarken, Türkiye’deki yasaları çiğnemesine  ve işçilerin örgütlenme özgürlüğünü kısıtlamasına izin vermeyeceklerini belirtti. Atar, “Önce işçi çıkardılar sonra sendikamıza üyeliği engellemeye çalıştılar. Sarı sendikaları getirip gece gündüz çalıştılar. Ama işçiler hangi sendikada örgütleneceğini çok iyi biliyor.” dedi.<br />
Öte yandan iş veren fabrikadaki işçilerle yaptığı toplantıda herkesin istediği sendikaya üye olabileceğini söyleyerek, geri adım attığı iddia edildi.<br />
GÜLSEN CANDEMİR İZMİR</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5670&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/izmir%e2%80%99de-mahallle-iscilerine-%e2%80%98sendika-degistirme%e2%80%99-baskisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuk 12 Mart &#8216;Gazi&#8217;si</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hukuk-12-mart-gazisi</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hukuk-12-mart-gazisi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:50:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyalist Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Etkin Haber Ajansı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5663</guid>
		<description><![CDATA[
12 Mart; 22 kişinin öldürüldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı Gazi katliamının 15. yılı. Katliam, Ergenekon tutuklusu Osman Gürbüz&#8217;ün ifadeleriyle bir kez daha gündeme geldi. Ancak bir gelişme yok. HSYK&#8217;dan da bir ses yok. Oysa Gazi davası büyük bir hukuk katliamıydı.
12 Mart, 1971 askeri darbesinin 39. yılı. Ama aynı zamanda, İstanbul Gazi Mahallesi&#8217;nde 12 Mart 1995 akşamı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5664" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/hukuk-12-mart-gazisi/gz1"><img class="alignnone size-full wp-image-5664" title="GZ1" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/GZ1.jpg" alt="" width="94" height="94" /></a></p>
<p>12 Mart; 22 kişinin öldürüldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı Gazi katliamının 15. yılı. Katliam, Ergenekon tutuklusu Osman Gürbüz&#8217;ün ifadeleriyle bir kez daha gündeme geldi. Ancak bir gelişme yok. HSYK&#8217;dan da bir ses yok. Oysa Gazi davası büyük bir hukuk katliamıydı.</p>
<p>12 Mart, 1971 askeri darbesinin 39. yılı. Ama aynı zamanda, İstanbul Gazi Mahallesi&#8217;nde 12 Mart 1995 akşamı Alevilerin gittiği üç kahvenin taranmasıyla başlayan olayların da 15. yılı. Gazi&#8217;de neler yaşandı? Davada neler oldu? Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu şimdi ayakta. Peki o zaman? Avukat Gülizar Tuncer anlatıyor, hedefi tam 12&#8242;den vuruyor.</p>
<h2>MAĞDURLAR SANIK OLDU </h2>
<p>İstanbul&#8217;da, çoğunlukla Alevilerin oturduğu Gazi Mahallesi&#8217;nde üç kahvehane ve bir işyeri, 12 Mart 1995 akşamı otomatik silahlarla tarandı. Saldırganlar olay yerinden uzaklaşırken gasp ettikleri taksinin şoförünü öldürdü, taksiyi ateşe verdi. Amaç “Alevi-Sünni çatışması&#8217;nın fitilini ateşlemekti. Ama halk oyunu bozdu.</p>
<p>İstanbul Valiliği, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Terörle Mücadele Şubesi&#8217;nde görevli Adem Albayrak adlı bir polis halka hedef halka ateş ederken görüntülendi. Çatışmalar, 13, 14 ve 15 Mart günlerinde de sürdü. Çatışmalar, 15 Mart günü Ümraniye&#8217;ye sıçradı. Polisin açtığı ateş sonucu 23 kişi yaşamını yitirdi. Olaylar, tarihe Gazi Katliamı olarak geçti.</p>
<p>Gazi Katliamı&#8217;nı hukuk katliamı izledi. Mağdurlar sanık oldu. Gaziosmanpaşa Başsavcılığı, mağdur halkın hem müşteki hem de sanık sıfatıyla ifadesini aldı. Delilleri avukatlar topladı. Mermi çekirdeklerini ve boş kovanlarına kadar. Elinde silah halka ateş ederken görüntülenen polisin fotoğraflarını bile onlar buldu, savcıya ulaştırdı. Savcının yanıtı ise şöyle oldu: “Bu benim polisim.”</p>
<p>Sadece Adem Albayrak ve Mehmet Gündoğan adlı polislere ceza verildi. Ancak bu cezalar da ertelendi. Diğer sanık polislerle ilgili ise hiçbir işlem yapılmadı. Oysa Susurluk davasında adı geçen özel harekatçı polisler Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz&#8217;ın olay yerinde olduğuna dair bilgiler ve görüntüler vardı. Onlarla ilgili itiraflar yıllar sonra geldi.</p>
<p>Ayhan Çarkın, yıllar sonra “Bin gizli operasyon yaptık” diyen şefi Mehmet Ağar&#8217;ın izinde yürümüş, bir televizyon programında “bin kişi öldürmüş olabilirim” demişti. Oğuz Yorulmaz’ın annesi Nuran Yorulmaz ise, oğlunun cenaze töreninde konuşmuştu. Anne Yorulmaz, oğlunun devlet adına 93-94 cinayet işlediğini söylemiş, “Ben oğlumu memur verdim, çete yaptılar” demişti.</p>
<p>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner&#8217;i soruşturan ve gözaltına alan savcıların özel yetkilerini, usulsüzlük nedeniyle kaldırdı. HSYK Şemdinli iddianamesini de hukuka ve usule aykırı olduğu bulmuş, savcıyı görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle görevden almıştı. Ama bir hukuk katliamına dönüşen Gazi davası ile ilgili tek bir söz etmemişti. </p>
<h2>SAVCI: BENİM POLİSİM!</h2>
<p>Davanın müdahil avukatı Gülizar Tuncer, katliamının 15. yılında davayı ETHA&#8217;ya anlattı.  </p>
<p>Av. Gülizar Tuncer, sözlerine şöyle başladı: “Davaların açılma süreci ilginçti. Ölümler ve yaralanmalar nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunda aileler, tanıkları da götürdük olaylar için. Ancak tanık olarak giden insanlar, sanık konumuna getirildi. Gaziosmanpaşa Başsavcılığı onların ifadelerini hem müşteki hemde sanık sıfatıyla aldı. Mesela bir kişinin ölümününe tanıklık için oraya gitmiş olanlar veya oğlunun kızının ölümü nedeniyle şikayete gitmiş olanlar sanık konumuna getirildi.”</p>
<p>GOP Başsavcılığı, mağdurla hakkında sanık sıfatıyla soruşturma başlattı ama katliamın aydınlatılmasına ilişkin bir girişimde bulunmadı. Av. Tuncer anlatıyor: “Davanın açılmasının İHD, ÇHD gibi kurumlar tarafından Gazi ve Ümraniye Komisyonu oluşturuldu, ardından delilleri toplamaya çalıştık. Biz birebir delil toplama sürecine giriştik. Çünkü kimse bir şey yapmıyor. Bilirkişiler götürdük, sadece tanıkları dinletmek için değil&#8230; Mermi çekirdeklerini ve boş kovanlarını toplamaya kadar hepsini biz yaptık.”</p>
<p>Av. Tuncer, polislerin kimlik tespitine kadar bir çok işlemi kendilerinin yaptığını kaydediyor, delilleri götürdükleri savcı ile aralarından geçen şu konuşmayı anlatıyor:</p>
<p>“Elinde silah halka ateş eden, nokta atışlarıyla vuran ve davanın bir numaralı sanığı Adem Albayrak&#8217;ın cepheden, arkadan, yandan fotoğraflarını bile biz bulduk. Gaziosmanpaşa Başsavcısı&#8217;na verdik. Savcı, baktığında hemen “Bu benim polisim” dedi. Küçükköy Karakolu Terörle Mücadele Şubesi&#8217;nde görevli polisti bu. Her şey o kadar açık ve netti ki; Yüzü net biçimde görülüyor, kimliği ortada. Ona dava açılmak zorunda kalındı. Bir de Mehmet Gündoğan&#8217;a. Zaten yargılama sonunda da bu iki polise ceza verildi. Sonra da bu cezalar ertelendi. Diğer sanık polislerle ilgili ise hiçbir işlem yapılmadı. Ancak Susurluk davasında adı geçen polisler Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz&#8217;ın olay yerinde olduğuna dair bilgiler ve görüntüler vardı. Ama dava hiçbir zaman onlara kadar boyutlandırılmadı.”  </p>
<h2>ÖDÜL GİBİ CEZA</h2>
<p>Dava bir anda İstanbul&#8217;dan Trabzon&#8217;a sürüldü. Gerekçesi ise “güvenlik”ti. Av. Tuncer, “Kimin güvenliği? Bizim açımızdan &#8216;güvenlik&#8217; sorunu olmadığı kesindi, onlara göre. Çünkü bizim güvenliğimizi hiçbir zaman sağlamadılar” diyor ve şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Her ay duruşma yapılırdı, aileler ve avukatlar otobüslerle giderdik. Özellikle MHP il ve ilçe teşkilatlarının, Ülkü Ocakları&#8217;nın olduğu yerde durdurulup kar maskeli polislerin, özel harekatçıların arama bahanesi adı altında taşlarla, sopalarla saldırıya maruz kalırdık. Orada olmazsa adliye binasında, koridorunda, bahçesinde. Hatta duruşma salonunda. Düşünün tanıklar tehdit ediliyor, aileler de sanık avukatı İlhami Yelekçi tarafından tehdit edildi. Sezgin Engin&#8217;in babasına tokat atıldı. Sanık avukatları, &#8216;Bizim müvekkillerimiz vatan için kurşun sıkmışlardır. Olsa yine sıkarlar&#8217; diyerek aileleri tahrik edici şeklide konuşuyordu. Baba da çok doğal bir tepki gösterdi, &#8216;Şerefsiz&#8217; dedi. Avukat ise O&#8217;na dönerek, &#8216;Şerefsiz sensin, köpek&#8217; diye bir ifade kullandı. Duruşmanın bitmesiyle avukat İlhami Yelekçi herkesin gözleri ve kameraların önünde, “İyi ki oğlunu öldürdük” dediği babaya tokat attı. Sanıklar ve avukatları en baştan beri saldırgan ve tahrik edici davrandılar.” </p>
<p>Av. Gülizar Tuncer, başka tehditlere de dikkat çekiyor: “Sanık polis Mehmet Gündoğan&#8217;ın tahliye olduğu duruşmayı hatırlıyorum. Bir CHP milletvekili duruşmaya gideceğimiz otobüsün taranacağına dair bir ihbar mektubu geldiğini söyledi. Konu Meclis&#8217;e gelmişti. Duruşmada bu durumu gündeme getirmiştik. Sanık polis Mehmet Gündoğan, çıktı, &#8216;Çıkarsam hepinizi tarayacağım&#8217; dedi. Ve o celse tahliye edildi.”</p>
<p>Yargılanan yirmi polis memurundan, Adem Albayrak dört kişiyi öldürmekten 6 yıl 8 ay, Mehmet Gündoğan ise iki kişiyi öldürmekten 3 yıl dokuz 9 hapse mahkûm edildi, ancak cezalar ertelendi.<br />
Ancak Yargıtay, sanıkların Türk Ceza Kanunu&#8217;nunu 49. maddesine göre yargılanmasını istedi, cezaları bozdu. Tekrar görülen davada Albayrak ve Gündoğdu’ya toplam 4 yıl iki ay hapis cezası verildi. </p>
<p>Tuncer, kararla ilgili şöyle diyor: “Bu koşullarda yargılama yürütüldü. Biz en başından beri adil yargılama olacağı şeklinde bir beklentiye girmedik. Sonuçta, bu bir hak arayışı mücadelesi. Sonuna kadar yürütmeye çalıştık. Yıllar sonra AİHM&#8217;nden mahkumiyet kararı çıktı, ama bunun da iç hukukta bir etkisi yok. Sadece devletin sorumluluğunu açıkça teşhir edildiği bir mahkumiyet kararı oldu.” </p>
<h2>ERGENEKON&#8217;DAN ÖNCE BELLİYDİ</h2>
<p> </p>
<p>Gazi davası en son Ergenekon&#8217;un 2. İddianamesi&#8217;nde geçti, ama bir yargılamanın konusu olmadı. Av. Tuncer, Ergenekon iddianamesinde gerçeklerin çarpıtılarak yer verildiğini ifade ediliyor, sol örgütlerin suçlu gibi gösterildiğini ifade ediyor. Av. Gülizar Tuncer, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanifi Avcı&#8217;nın sözlerini hatırlatıyor: “Dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Hanifi Avcı, &#8216;Gazi olaylarının kahvelerin taranmasından itibaren kontrgerilla saldırısı olduğunu, &#8216;Yeşil&#8217; kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibinin kahvehanelerin taranmasında rol aldığını, sonraki günlerde Kaymakamlık&#8217;ta karargah kurulduğunu, bu karargahta Korkut Eken, Hüseyin Kocadağ, Ayhan Çarkın gibi isimlerin olduğu bir ekibin yer aldığını ve onlar tarafından bu işlerin organize edildiğini&#8217; söyledi. Biz Hanifi Avcı&#8217;nın defalarca dinlenmesini istedik, ancak reddedildi.”</p>
<p>Tuncer, ilk günden beri Gazi katliamının bir kontrgerilla saldırısı olduğunu söyleyen kendileri olduğuna dikkat çekiyor, “Şimdi de kalkmış sol örgütleri suçlayarak çarpıtmaya çalışıyorlar. Bu saatten sonra böyle palavralarla kimseyi kandırmasınlar. Gazi halkı, Türkiye halkı orada ne olduğunu, neler yaşandığını gerçekleri biliyor” diyor.</p>
<p>Etkin Haber Ajansı</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5663&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/hukuk-12-mart-gazisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ocak ailesi: Gazi faili meçhul değil</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ocak-ailesi-gazi-faili-mechul-degil</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ocak-ailesi-gazi-faili-mechul-degil#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 16:43:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyalist Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi katliamının]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ocak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5658</guid>
		<description><![CDATA[
Hasan Ocak, Gazi katliamın hemen ardından kaçırıldı. Cansız bedeni, ailesi ve arkadaşlarının mücadelesi sonucu 58 gün sonra Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı&#8217;nda bulundu. Ancak katledenler açığa çıkarılmadı. Ocak, ailesinin adalet mücadelesi sürüyor.
Kayıplar mücadelesinin ve Cumartesi Anneleri hareketinin esin kaynağı Hasan Ocak&#8217;ın ağabeyi Hüseyin Ocak, Gazi Katliamı&#8217;nın 15. yılında ETHA&#8217;ya konuştu. Hüseyin Ocak, aynı zamanda Meclis’e çıkan faili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5660" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/ocak-ailesi-gazi-faili-mechul-degil/etha-20100311-emine-ocak-00_display"><img class="alignnone size-medium wp-image-5660" title="etha-20100311-emine-ocak-00_display" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/etha-20100311-emine-ocak-00_display-300x208.jpg" alt="" width="300" height="208" /></a></p>
<p>Hasan Ocak, Gazi katliamın hemen ardından kaçırıldı. Cansız bedeni, ailesi ve arkadaşlarının mücadelesi sonucu 58 gün sonra Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı&#8217;nda bulundu. Ancak katledenler açığa çıkarılmadı. Ocak, ailesinin adalet mücadelesi sürüyor.</p>
<p>Kayıplar mücadelesinin ve Cumartesi Anneleri hareketinin esin kaynağı Hasan Ocak&#8217;ın ağabeyi Hüseyin Ocak, Gazi Katliamı&#8217;nın 15. yılında ETHA&#8217;ya konuştu. Hüseyin Ocak, aynı zamanda Meclis’e çıkan faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybeden ailelerden biri. “Aileler şimdi ne yapmalı?” Hüseyin Ocak bu soruya yanıt verdi.</p>
<h2>KATİLLER HALA GİZLENİYOR, YARGILANMIYOR </h2>
<p>Hüseyin Ocak, Gazi katliamının 15. yılında isteklerinin katillerin açığa çıkarılıp halk önünde hesap vermeleri olduğunu belirtiyor. Acılı ağabey, “Gazi&#8217;de her şey aleni. Hatta devletin resmi belgeleriyle ortaya çıkan şeyler. Yine de katiller gizleniyor, yargılanmıyor” diyor. </p>
<p>Hüseyin Ocak, Ergenekon davasına işaret ederek, şöyle konuşuyor: “Daha önce de örneklerini gördüğümüz gibi adına Ergenekon denilen davada da bir tanık ve sanığın ifadesine rağmen sorumlular yargılanmıyor. Bunu esefle karşılıyoruz.” Ocak ailesi, sadece yargı ile birlikte hükümeti de eleştiriyor: “Geldiğimiz noktada katliamı yapanlar belli. Adalet önünde hesap vermeleri gerekiyor. Ama AKP, sözde açılım yaptığını söylüyor, ama yargılamaları darbe boyutuyla sınırlandırıyor, yargılıyor.”</p>
<p>Ağabey Hüseyin Ocak, net konuşuyor: “Türkiye&#8217;nin geçmişiyle hesaplaşması lazım.” Ve AKP&#8217;ye sesleniyor: “Madem ki adalet, barış ve demokrasi istiyorlar, bu tarihle yüzleşmedikçe ne barış ne kardeşlik ne demokrasinin olması mümkün değil.” </p>
<h2>İNSANLIK SUÇLARINDAN ZAMAN AŞIMI OLMAZ</h2>
<p> Hüseyin Ocak, Meclise çıkan faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybeden ailelerden biri. Aileler şimdi ne yapmalı? Kayıplar mücadelesinin ve Cumartesi Anneleri hareketinin esin kaynağı Hasan Ocak&#8217;ın ağabeyi bu soruya şöyle yanıt verdi:</p>
<p> “Birçok ülkede bu yüzleşme gerçekleşti. Bizim ülkemizde de bu yüzleşme olmak zorundadır. Bunun için sadece aileler değil, tüm aydınların, yazarların, mağdurların, hak-hukuk isteyenlerin biraraya gelmesi gerekiyor. Sadece ailelerin değil tüm toplumun bunu istemesi lazım.</p>
<p> Meclis&#8217;te şunları dile getirmiştik. Birincisi; Türkiye&#8217;de bu tip davalarda zaman aşımı diye bir şey önümüze çıkarıyorlar. Biz bunların insanlığa işlenmiş suçlar kapsamına alınarak, zaman aşımının kaldırılmasını istiyorduk. </p>
<p>İkincisi, zorla kaçırma&#8230; Bu konuda Birleşmiş Milletler&#8217;in 20 Aralık 2006&#8242;ta imzaladığı sözleşmeye uyulmasını istedik.</p>
<p>Sonuçta ailelerin bir araya gelmesi önemli idi ama bu sadece bir boyutu. Bu sadece ailelerin, mağdurların sorunu değil. Türkiye&#8217;de yaşayan herkesin sorunu.”</p>
<p>MURAT SELENOĞLU</p>
<p>ETHA</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5658&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ocak-ailesi-gazi-faili-mechul-degil/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YDG 20. Dönem MYK ilk Toplantısını Gerçekleştirmiştir</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ydg-20-donem-myk-ilk-toplantisini-gerceklestirmistir</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ydg-20-donem-myk-ilk-toplantisini-gerceklestirmistir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 21:13:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YDG 20. Dönem Merkezi Yönetim Kurulu olarak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5653</guid>
		<description><![CDATA[
&#124; 10 &#8211; 03- 2010 &#124; YDG 20. Dönem Merkezi Yönetim Kurulu olarak 6 – 7 Mart tarihlerinde ilk toplantımızı gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Tüm Denetim ve MYK üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda görev dağılımının ardından, kongrelerimiz değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bir yıllık çalışma planı çıkarılmıştır. Bu bağlamda Avrupa çapında örgütlü bulunan YDG’lilerin profili çıkarılmıştır. Çıkan profilden de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" rel="attachment wp-att-5652" href="http://www.kaypakkaya-partizan.org/ydg-20-donem-myk-ilk-toplantisini-gerceklestirmistir/logomyk"><img class="alignnone size-full wp-image-5652" title="logomyk" src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/03/logomyk.png" alt="" width="100" height="150" /></a></strong></div>
<div>| 10 &#8211; 03- 2010 | YDG 20. Dönem Merkezi Yönetim Kurulu olarak 6 – 7 Mart tarihlerinde ilk toplantımızı gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Tüm Denetim ve MYK üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda görev dağılımının ardından, kongrelerimiz değerlendirmeye tabi tutulmuş ve bir yıllık çalışma planı çıkarılmıştır. Bu bağlamda Avrupa çapında örgütlü bulunan YDG’lilerin profili çıkarılmıştır. Çıkan profilden de anlaşılacağı üzere, YDG’nin büyük bir kısmını öğrenci gençlik oluşturmaktadır. Öğrenci gençliğin hak gasplarının bir sembolü haline gelen Bologna sürecinin teşhirine yönelik aktivitelerimizin devam edeceği gibi, 20. mücadele yılına giren YDG’nin şanına yaraşır 20. festivalini örgütlemesi de görevlerimiz arasındadır.</div>
<p>Salt öğrenci gençlik ile yetinmeyip, geniş halk gençliğine ulaşma perspektifi ile YDG, işçi (işsiz) gençliğe ulaşmanın çabasını da verecektir. Ancak bu çalışmanın da bir plan dahilinde ele alınması zorunludur. Önümüzde ki bir yıllık çalışmalarımız içerisinde bu alana özgü pratik sergilemek hedeflerimiz arasındadır.</p>
<p><a href="http://www.ydg-online.org/YDG/images/2010/20toplanti.jpg"><img src="http://www.ydg-online.org/YDG/images/2010/20toplanti.jpg" alt="" width="300" align="right" /></a>Bir yıllık çalışma planı bir kampanya dahilinde ele alınmıştır. 3 etaptan oluşacak olan kampanyanın ilk etabında anket çalışmaları ve alanlarımız hakkında inceleme araştırma çalışmaları oluşturmaktadır. İkinci etabı ise yapılan anketlerin sonuçları ile birlikte kamuoyu çalışmalarını başlatmaktır. Burada esasında hak gaspları ve gençlik sorunları üzerinden sistem politikaları teşhir edilecektir. Son dönem ise yapılan çalışmaların örgütlü güce dönüştürme ya da var olan gücün saha da sağlamlaştırılması esas alınacaktır.</p>
<p>20. Kongre perspektifine uygun olarak, hayatın her alanında ekonomik krizin esas sebepleri üzerinde durmak, emperyalist-kapitalist sistemi ve hak gasplarını teşhir ederek gençliği örgütlü mücadeleye sevk etmek başlıca görevlerimiz arasında durmaktadır. 20. yılında yükseltilecek olan şiarımız, <strong>„Söz, Karar, Eylem Hakkın İçin Örgütlen ve İlerle!”</strong> olacaktır. Bu şiar ile birlikte gençliği örgütlü mücadeleye çağırmaktayız.</p>
<p>20. yılına ilişkin olarak, arşiv çalışmaları, A/P materyalerinin çıkarılması hedeflenmektedir. Tüm imkanlar bu doğrultuda seferber edilerek, 20 yıllık çalışmalar arşiv haline getirilecektir. 20. yılına dahil alanlarda yapılacak şölenler, politik çalışmalar yada aktiviteler, sokak gösterileri, festival tanıtım çalışmaları belli bir plan dahilinde ele alınacak ve merkezi olarak tespit edilen çalışmalara tabi olacaktır.</p>
<p>Toplantımızda İnternet kullanımı üzerinde de ciddi tartışmalar yapılmıştır. Buna ilişkin MYK’nın tavrı toplantı sonuçlarında işlenecektir.</p>
<p>MYK 1. Toplantısına sunulan yazılı öneri ve görüşlerde, toplantının daha verimli geçmesine vesile olmuştur. Yine toplantı ATİK Konseyi’nin denetiminde gerçekleşmiştir.</p>
<p><strong><em>20. Dönem Merkezi Yönetim Kurulu </em></strong></p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5653&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/ydg-20-donem-myk-ilk-toplantisini-gerceklestirmistir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KADINLARA ÇAĞRI</title>
		<link>http://www.kaypakkaya-partizan.org/kadinlara-cagri</link>
		<comments>http://www.kaypakkaya-partizan.org/kadinlara-cagri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 20:02:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bolsevik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Dünya İçin ÇAĞRI]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dünya İçin çagri dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaypakkaya-partizan.org/?p=5647</guid>
		<description><![CDATA[KADINLARA
ÇAĞRI
I
Sen;
fabrikada, atölyede
çalışan
el emeğini, göz nurunu
boğaz tokluğuna
patrona satan
işçi kadın&#8230;
Sen;
evinde
diktiğin, ördüğün, ürettiğin
parça başına,
ücret alan,
el emeğini &#8211; göz nurunu
aracıya satan
ev işçisi kadın&#8230;
Ve sen;
evinde
saçını süpürge eden,
evinin &#8220;efendisi&#8221;nin köleliğini yapan,
fabrikada, atölyede; evde
patronun soyduğu yetmeyen;
bir de
&#8220;evinin efendisi&#8221;ne
hizmetçilik
ve cinsel kölelik eden
çifte köle kadın&#8230;
Memnun musun hayatından?!&#8230;
Memnunsan eğer;
kal olduğun yerde&#8230;
Köleler,
köleliklerini kendi yapar
kendi yıkar!
Köle kalmak
istiyorsan eğer&#8230;
kal olduğun yerde..
Yoksa,
Gel bizimle!
Biz&#8230;
komünistleriz,..
Kuracağız herşeyi yeniden
köhnemiş kölelik düzeninin
yıkıntıları üzerinde&#8230;
II
Sen;
tarlada çifte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>KADINLARA<br />
ÇAĞRI</h1>
<p><strong>I</strong><br />
Sen;<br />
fabrikada, atölyede<br />
çalışan<br />
el emeğini, göz nurunu<br />
boğaz tokluğuna<br />
patrona satan<br />
işçi kadın&#8230;<br />
Sen;<br />
evinde<br />
diktiğin, ördüğün, ürettiğin<br />
parça başına,<br />
ücret alan,<br />
el emeğini &#8211; göz nurunu<br />
aracıya satan<br />
ev işçisi kadın&#8230;<br />
Ve sen;<br />
evinde<br />
saçını süpürge eden,<br />
evinin &#8220;efendisi&#8221;nin köleliğini yapan,<br />
fabrikada, atölyede; evde<br />
patronun soyduğu yetmeyen;<br />
bir de<br />
&#8220;evinin efendisi&#8221;ne<br />
hizmetçilik<br />
ve cinsel kölelik eden<br />
çifte köle kadın&#8230;</p>
<p>Memnun musun hayatından?!&#8230;<br />
Memnunsan eğer;</p>
<p>kal olduğun yerde&#8230;<br />
Köleler,<br />
köleliklerini kendi yapar<br />
kendi yıkar!<br />
Köle kalmak<br />
istiyorsan eğer&#8230;<br />
kal olduğun yerde..<br />
Yoksa,<br />
Gel bizimle!</p>
<p>Biz&#8230;<br />
komünistleriz,..<br />
Kuracağız herşeyi yeniden<br />
köhnemiş kölelik düzeninin<br />
yıkıntıları üzerinde&#8230;</p>
<p><strong>II</strong></p>
<p>Sen;<br />
tarlada çifte koşulan<br />
öküz kadar çalışan;<br />
harman savuran;<br />
ve fakat &#8220;efendi&#8221;nin gözünde<br />
öküz kadar değer<br />
olmayan&#8230;<br />
Sen,<br />
ormanda<br />
eşek gibi yük çeken,<br />
ve fakat<br />
efendinin gözünde<br />
eşek kadar değeri<br />
olmayan&#8230;<br />
Sen;<br />
evde<br />
hamur yoğuran, yemek yapan,<br />
temizlik yapan;<br />
evin tüm yükünü omuzunda taşıyan&#8230;<br />
Sen,<br />
efendinin zevki isteyince<br />
vücudunu &#8220;efendi”ne bakir bir tarla<br />
gibi açan;<br />
çocuk doğuran,<br />
çocuk bakan&#8230;<br />
Sen,<br />
&#8220;efendi&#8221;nin parası yetip<br />
keyfi isterse;<br />
efendini<br />
üstüne getirilenlerle<br />
paylaşmak zorunda olan&#8230;<br />
Sen,<br />
bir inek gibi alınıp-s atılan<br />
ve fakat<br />
çokluk<br />
inekten ucuza giden<br />
köylü kadın!</p>
<p>Memnun musun hayatından?<br />
Memnunsan eğer;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Köleler<br />
köleliklerini kendi yapar<br />
kendi yıkar!<br />
Köle kalmak<br />
istiyorsan eğer&#8230;<br />
kal olduğun yerde&#8230;</p>
<p>Yoksa<br />
Gel bizimle!<br />
Biz&#8230;<br />
komünistleriz&#8230;<br />
Kuracağız herşeyi yeniden<br />
köhnemiş kölelik düzeninin<br />
yıkıntıları üzerinde&#8230;</p>
<p><strong>III</strong></p>
<p>Sen;<br />
Kürt, Ermeni, Arap, Çerkez,<br />
ve tüm ezilen milliyetlerden<br />
emekçi kadın!<br />
Sana bu düzende<br />
reva görülen<br />
yalnızca</p>
<p>köleliktir!<br />
Bir değil,<br />
iki değil, üç kez<br />
bağlamışlar elini, ayağını!<br />
Sömürü köleliği!<br />
Milli kölelik!<br />
Cinsel kölelik!<br />
Sen Kürt kadını&#8230;<br />
ister misin dilini bilmediğin,<br />
töresini bilmediğin<br />
ne istediğini bilmediğin<br />
birtakım adamların<br />
seni aşağılamasını!<br />
İster misin<br />
güya<br />
cennetin anahtarı elinde olan<br />
&#8220;adamından&#8221;<br />
cennetten çıkma sopa yemeyi!<br />
İster misin<br />
doktorsuzluktan, yokluktan,<br />
bilisizlikten<br />
doğururken ölmeyi!<br />
Sen Ermeni kadını,<br />
ister misin<br />
ciğeri beş para etmezlerin<br />
senin cinselliğin üzerine<br />
ahkam kesmesini,<br />
&#8220;Ermeni karıları da iyi olur hani!&#8221;<br />
tekerlemesini;<br />
Sana en iyi halde<br />
kerhane mamalığının<br />
reva görülmesini!<br />
Sen Çingene kadını,<br />
ister misin<br />
sarhoş sofralarında<br />
burnu sümüklü, ağzı salyalı<br />
kalantor beylere<br />
gerdan kıran<br />
olarak tanınmayı!<br />
Memnun musun hayatından?!&#8230;<br />
Memnunsan eğer;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Köleler<br />
köleliklerini kendi yapar<br />
kendi yıkar!<br />
Köle kalmak<br />
istiyorsan eğer&#8230;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Yoksa<br />
Gel bizimle!<br />
Biz&#8230;<br />
komünistleriz&#8230;<br />
Kuracağız herşeyi yeniden<br />
köhnemiş kölelik düzeninin<br />
yıkıntıları üzerinde&#8230;</p>
<p>IV</p>
<p>Sen,<br />
sabahtan akşama</p>
<p>ağır işçi olduğun halde;<br />
&#8220;işsiz&#8221; olan;<br />
evi kotaran<br />
ama &#8220;çalışmaz&#8221; görünen<br />
işlerin en ağırını, en tekdüzesini<br />
en ömür törpüsünü<br />
yapan&#8230;<br />
ve fakat toplumda değeri<br />
bir sıfır olan<br />
emekçinin karısı<br />
&#8220;ev kadını&#8221;&#8230;</p>
<p>Sen,<br />
bir başka ücret kölesinin<br />
kölesi&#8230;<br />
sen evin &#8220;efendi&#8221;si kölenin<br />
kölesi&#8230;<br />
sen kölenin tüm sıkıntılarının<br />
supabı;<br />
çöp tenekesi&#8230;<br />
Ve sen<br />
tabii evde &#8220;efendi&#8221; olan kölenin<br />
keyfi istediğinde<br />
onun<br />
cinsel oyuncağı!<br />
Memnun musun hayatından?</p>
<p>V</p>
<p>Sen;<br />
büroda, okulda, devlet dairelerinde<br />
çalışan<br />
sekreter, öğretmen, memur kadın&#8230;<br />
Aynı işi yapan<br />
erkek mesai arkadaşından eksiğin ne,<br />
erkeklik organından ayrı?<br />
Nedendir daha düşük ücret alman?<br />
Ve neden kendini kadın olarak<br />
kullandırmadan<br />
terfiin daha zor<br />
erkek mesai arkadaşından?<br />
Ve nedendir, kendilerini &#8220;avcı&#8221;<br />
avcılığı hobi<br />
ilan eden<br />
kazanova bozuntularının<br />
seni &#8220;kolay av&#8221;<br />
görmeleri?<br />
Memnun musun hayatından?</p>
<p>VI</p>
<p>Sen;<br />
vücudunu para karşılığı<br />
sevmediklerine satan&#8230;<br />
Aşık olmadıklarınla<br />
yani &#8220;aşk&#8221; yapan&#8230;<br />
Vücudunu resmen sermaye<br />
eden&#8230;<br />
Kadın cinsinin aşağılanmışlığının<br />
cinsel köleliğinin<br />
simgesi,<br />
her yattığına<br />
&#8220;kocacım&#8221; demek zorunda olan,<br />
sermayesi vücudundan kazandığını da<br />
belalısına<br />
veren,<br />
toplumun aşağıladığı ama<br />
ürettiği;<br />
olmazsa olmaz,<br />
orospu kadın&#8230;<br />
Memnun musun hayatından?<br />
Memnunsan eğer;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Köleler<br />
köleliklerini kendi yapar<br />
kendi yıkar!<br />
Köle kalmak<br />
istiyorsan eğer&#8230;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Yoksa<br />
Gel bizimle!<br />
Biz&#8230;<br />
komünistleriz&#8230;<br />
Kuracağız herşeyi yeniden<br />
köhnemiş kölelik düzeninin<br />
yıkıntıları üzerinde&#8230;</p>
<p>VII</p>
<p>Ve sen;<br />
pamuk elleri<br />
sıcak sudan soğuk suya girmez;<br />
manikürlü, pedikürlü<br />
takma saçlı, takma kirpikli<br />
hizmetçili, mürebbiyeli,<br />
konken partili kokteyl gülü&#8230;<br />
mesleği taşbebeklik; ve<br />
yatak cimnastikçiliği olan,<br />
Sen, orospuluğu, üst düzeyde<br />
sevmediğin bir kalantora<br />
kendini &#8220;evlilik&#8221; mukavelesi ile<br />
mukaveleli,<br />
veya &#8220;dost”luk kurumu ile<br />
mukavelesiz<br />
satarak yapan&#8230;<br />
Özgürlüğü,<br />
kendini sevmeden sattığına<br />
çokça boynuz<br />
takarak<br />
tattığını sanan&#8230;<br />
Eğer aptalsan<br />
veya akıllılığı &#8220;kendini kurtarmak&#8221;<br />
sanıyorsan;<br />
Eğer dünya bir yana<br />
sen bir yana ise senin için&#8230;<br />
Ot gibi yaşamayı marifet sayıyorsan;<br />
gözlerini tüm yoksulluğa,<br />
rezilliğe, aşağılanmaya<br />
kapayarak&#8230;<br />
Konken papazı ile resmi veya<br />
gayrı-resmi kocanın<br />
resmi veya gayrı-resmi<br />
orospusu olmak<br />
arasındaki hayat<br />
özlediğin hayat ise&#8230;<br />
beklediğin bu ise hayattan&#8230;<br />
Memnunsundur hayatından&#8230;<br />
Kal o zaman olduğun yerde&#8230;<br />
Sensiz de kurtarırız biz kendimizi<br />
kadın cinsini&#8230;<br />
Ve bu arada<br />
senin mesleğine de son veririz,<br />
son veririz<br />
-sensiz de­-<br />
senin görkemli görünüşlü<br />
zavallılığına!<br />
Kurtarırız seni de!</p>
<p>VIII</p>
<p>Sana dini verdiler,<br />
dini bütün dindar kadın&#8230;<br />
&#8220;Her şey allahtandır&#8221; dediler&#8230;<br />
&#8220;Tevekkül&#8221; dediler.<br />
&#8220;Cennetin kapısı kocanın ayağının altında,<br />
anahtarı onun elindedir&#8221; dediler.<br />
Sana verdikleri<br />
değeri,<br />
erkek allahlarına<br />
seni<br />
Adem&#8217;in<br />
aşık kemiğinden<br />
yaptırarak<br />
gösterdiler!<br />
Sen erkeğin aşık kemiği kadar<br />
değersin!<br />
Sor kendine dindar kadın:<br />
Neden Musa-İsa-Muhammed<br />
erkektirler???<br />
Neden bir kadın peygamber yok!<br />
Ve neden allah &#8220;baba&#8221;dır?<br />
Neden erkekler üstündür<br />
güya,<br />
ilahi adaletli<br />
dinde?<br />
Neden ölen erkeğe kırk huri<br />
-kevser şarabı sunar-<br />
cennette?<br />
Ve sana düşen<br />
yine<br />
huriliktir<br />
-hizmetçiliktir?<br />
Nerde erkek huriler?<br />
Din erkektir<br />
çünkü<br />
egemen erkektir<br />
ve dini yapan o,<br />
sana satan<br />
odur!<br />
İnanma senden gayrı<br />
senin dışında<br />
yaratana&#8230;<br />
Yaratan doğurandır!<br />
Sana erkek dinin<br />
sunduğu<br />
tevekkül;<br />
yani allahtan geleni<br />
-gelmeyen yok çünkü-<br />
-her şey allahtan malum-.<br />
kabul;<br />
senin köleliğinin<br />
erkeğin egemenliğinin<br />
sürmesi demektir!<br />
Memnunsan hayatından;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Tevekkül et; sabret;<br />
cennetten çıkma dayağı ye<br />
otur oturduğun yerde!<br />
Toprak olduktan sonra sen,<br />
olmayan ruhunu<br />
belki verir erkekler<br />
cennetine<br />
onlara huri olarak<br />
hizmete devam etmeye!<br />
Kıl beş rekat namazını;<br />
eksik etme zekatını&#8230;<br />
Ve hacı ol hatta;<br />
ağzından düşmesin erkek allaha; ve<br />
onun erkek peygamberine<br />
teşekkürün;<br />
aç kal bir ay yılda<br />
belki varırsın erkek cennetine!<br />
Sen değil tabii,<br />
olmayan ruhun!!!<br />
Var olan sen, yani<br />
vücudun<br />
bu dünyada ne kadar azap-eziyet<br />
çekerse;<br />
ve sen ne kadar<br />
-şükredersen,<br />
beklersen, güvenirsen olmayan<br />
erkek allaha<br />
o kadar garantidir<br />
erkek cennetinde hizmetçilik<br />
yerin!</p>
<p>Memnunsan hayatından<br />
din afyonunu içmeye<br />
devam et!<br />
Memnunsan eğer;<br />
kal olduğun yerde&#8230;<br />
Köleler köleliklerini<br />
kendi yapar<br />
kendi yıkar!<br />
Köle kalmak<br />
istiyorsan eğer&#8230;<br />
kal olduğun yerde!<br />
Yok memnun değilsen hayatından<br />
aç gözlerini;<br />
afyonkeşlik çare değildir!<br />
Memnun değilsen eğer<br />
köle kalmak istemiyorsan<br />
gel bizimle&#8230;<br />
Biz&#8230;<br />
komünistleriz&#8230;<br />
Kuracağız herşeyi yeniden<br />
köhnemiş kölelik düzeninin<br />
yıkıntıları üzerinde..</p>
<p>IX</p>
<p>Biz<br />
cenneti<br />
ölüler için değil<br />
yaşayanlar için;<br />
olmayan dünyada değil,<br />
varolan dünyada<br />
kuracağız&#8230;<br />
Ve<br />
o cennette<br />
kevser şarabını sunan<br />
huriler<br />
olmayacak.<br />
O cennet ki,<br />
herkes yeteneği ölçüsünde<br />
katkıda bulunacak;<br />
ve herkes ihtiyacı kadar<br />
alacak..<br />
O cennet ki,<br />
ne ezileni ne ezeni olacak!<br />
O cennet ki,<br />
hiç kimse vücudunu<br />
sevmediğine vermek<br />
zorunda kalmayacak!<br />
Bizim cennetimizde,<br />
ne erkek kadına ne kadın erkeğe<br />
egemen<br />
Bizim cennetimizde zorunluluk değil<br />
özgürlük egemen!<br />
Bizim cennetimizde,<br />
insanlar doğaya egemen !<br />
Bizim cennetimizde her şey insan için!<br />
O cennetin anahtarı<br />
emekçilerin elindedir!<br />
Senin elindedir!</p>
<p>X</p>
<p>Neler yapmadılar ki?<br />
Bütün erkek bilimi<br />
erkeğin<br />
kadına<br />
biyolojik üstünlüğünü<br />
ispat için<br />
çalıştı!<br />
Kadının beyninin<br />
erkeğinkinden                                        .<br />
bilmem kaç gram eksikliğini<br />
keşfedip;<br />
seni<br />
&#8220;saçı uzun, aklı kısa&#8221;<br />
ilan ettiler!<br />
Öküzün beyninin<br />
insan beyninden<br />
ağır olduğunu<br />
unutarak;<br />
beyinlerinin büyüklüğü<br />
üzerine ahkam kestiler!<br />
Kadının vücudunun<br />
erkeğinkinden az gelişmiş;<br />
kaslarının erkeğinkinden<br />
daha yumuşak<br />
olduğunu keşfedip;<br />
seni &#8220;güçsüz&#8221; erkeği &#8220;güçlü&#8221;<br />
ilan ettiler.<br />
Güçlünün egemenliğinden tabii<br />
ne olabilirdi ki?<br />
Bütün bilim<br />
senin aptal, güçsüz, zavallı olduğunu<br />
ispatlamak için çalıştı!<br />
Bu arada bir türlü<br />
&#8220;bilim kadını&#8221; olamayan<br />
kadın &#8220;bilim adamları&#8221; da<br />
katıldılar bu kervana&#8230;<br />
Sonuç: Bilim yerine safsata!<br />
Gerçek: erkeğin tüm &#8220;üstünlükleri&#8221;<br />
kadının toplumdaki yerinin<br />
sonucudur!<br />
Kadın &#8220;güçsüz&#8221; ise eğer;<br />
üretimdeki yerindendir!<br />
Ve kadın beyninin relatif küçüklüğü<br />
düşünme, yaratma yeteneği yönünde<br />
değeri olmayan bir küçüklük;<br />
erkek beyninin kocamanlığı<br />
değersiz<br />
boş bir kocamanlıktır.<br />
Eğer<br />
bilim adamları,<br />
sanatçılar ve iktidar sahipleri<br />
erkek ise çoğunlukla;<br />
bu, kadının<br />
köle konumundandır!<br />
Biyolojik bir üstünlük varsa<br />
eğer;<br />
eğer ille de üstünlük<br />
aranıyorsa;<br />
o zaman<br />
üstün olanın<br />
kadın<br />
olduğu kesindir!<br />
Doğuran, doğurgan, yaratan<br />
kadındır!<br />
Unutma bunu&#8230;<br />
O &#8220;çok güçlü&#8221; erkeklerin;<br />
o &#8220;aslan yürekli&#8221; şövalyelerin<br />
hangisi<br />
dayanır<br />
doğum sancısına dersin?</p>
<p>Yine de&#8230;<br />
Memnunsan hayatından<br />
güçsüzlüğüne inan!<br />
İnan saçı uzun &#8211; aklın kısa olduğuna;<br />
İnan o &#8220;güçlü&#8221; erkeklerin senden iyi<br />
düşündüğüne!<br />
Köle kal!<br />
Köleliği yapan<br />
ve yıkan<br />
kölelerdir!<br />
Yok<br />
istemiyorsan köle kalmak<br />
kır zincirlerini;<br />
bilimi<br />
safsatadan ayırmasını öğren!<br />
Gücünün bilincine var,<br />
inan kendine!<br />
Yok senden başka insan yaratan!<br />
Köle kalmak istemiyorsan<br />
eğer&#8230;<br />
Gel bizimle&#8230;</p>
<p>Biz&#8230;<br />
komünistleriz&#8230;<br />
dinle bizi; izle bizi;<br />
biz kadın-erkek<br />
işçilerle-köylülerle-emekçilerle<br />
güçlüyüz&#8230;<br />
Biz<br />
seninle güçlüyüz!<br />
Kölelik, kölelerce yıkılmadıkça,<br />
yaşayacaktır!<br />
Yık köleliği!<br />
Köleliğin her türünü;<br />
kurtul zincirlerinden!<br />
Senin<br />
zincirlerinden başka yoktur<br />
kaybedeceğin!<br />
Ama kazanacağın<br />
güzel mi güzel<br />
şirin mi şirin<br />
kendi kuracağın<br />
büyük bir dünya var!<br />
Ver elini<br />
bütün dünyada<br />
siyah-beyaz-sarı-kırmızı<br />
bütün ırklardan,<br />
milliyetlerden<br />
yeni bir dünya için<br />
savaşanlara&#8230;<br />
Ver elini<br />
bize<br />
ver elini!</p>
<p> Yeni Dünya İçin çagri dergisi</p>
<img src="http://www.kaypakkaya-partizan.org/?ak_action=api_record_view&id=5647&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaypakkaya-partizan.org/kadinlara-cagri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
