İsmail Beşikçi İçin[1]

sibelozbudun-100x100[1]SİBEL ÖZBUDUN | 25 – 12 – 2009 |

“o sözler ki kalbimizin üstünde

dolu bir tabanca gibi

ölüp ölesiye taşırız

o sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan

uğrunda asılırız.”[2]

Sevgili İsmail Hoca’mıza ilişkin kısa bir konuşma görevi bana verildi. Bu hiç kuşku yok ki onurlandırıcı, ama onurlandırıcı olduğu kadar zor bir görev.

Zorluğu, bu sade, bu mütevazı, bu sıkılgan insanın canını sıkmadan hak ettiği övgüleri yüzüne karşı söyleyebilmekten kaynaklanıyor.

Biliyorum, adına, kitaplarına, hatta fiziksel varlığına konan onca yasağa, ambargoya karşın, aranızda “Sarı Hoca”yı tanımayanınız yok. Yaşı 30’u geçmiş olanlarınız, onun Türkiye’nin en “sakıncalı hocası” olduğunu bilir.

Dile kolay, 1971-1999 arası 28 yıllık tarihin 17 yılını cezaevlerinde geçirmiştir İsmail Hoca. 1999 yılında son kez tahliye olduğunda, geride 100 yıllık hapis, 10 milyar lira para cezası ve 32’si yasaklanmış 36 kitap bırakmıştı.

Ünlü sosyal bilimci, Kürdolog Martin van Bruinessen, “İsmail Beşikçi: Türk sosyologu, Kemalizm eleştirmeni, Kürdolog” başlıklı makalesine şu sözlerle başlıyor:

“İsmail Beşikçi uzun yıllar boyunca Türkiye’de Kürtlerin haklarını yüksek sesle ve açıkça savunan tek Kürt-olmayan kişi oldu. Başka hiçbir Türk aydını Beşikçi gibi neredeyse her demeci için sonsuz bir dava ve mahkûmiyetler dizisiyle karşı karşıya kalmış değildir. Beşikçi’nin Türkiye’nin yasa sistemiyle karşılaşmalarının serüveni, sistemde neyin yanlış olduğunu ve Kürt sorunu söz konusu olduğunda resmen ilan edilen insan hakları ve demokratik değerlerin nasıl geçersizleştiğini her türlü soyut siyasal ya da hukukî analizden daha belagatli bir biçimde gösterir. Kendisini susturmaya yönelik tüm çabalara karşın yazmayı ve konuşmayı sürdüren Beşikçi, Türkiye’de Kürtler ve insan hakları hareketinin güçlü simgelerinden biri hâline gelmiştir. Pek çok Kürdün gözünde kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan ve büyük riskleri göze alarak her zaman baskıcı ve zorba devlete meydan okuyan tek Türk olarak, neredeyse insan-üstü vasıflar edinmiştir.”

İsmail Beşikçi’nin, yaşamının parlak bir akademik kariyeri tepmeyi ve 17 yılını Türkiye Cumhuriyeti cezaevlerinde geçirmeyi göze alarak Kürt ulusal hareketine yaptığı entelektüel katkılar pek çok kez dile getirildi. Onun en iyi bildiğiniz yönü, hiç kuşkusuz ki bu gözüpekliği ve “İran etkisine girerek yozlaşmış bir Türk boyu”, “Kart-Kurt-Kürt Türkleri”, “dağ Türkleri” vb. olarak yutturulan, adı, dili yasaklı bir halkın “ulus olma hakkını” savunmadaki vazgeçmek bilmez ısrarı… Ya da “Kürt Sorunu”nun 1970’li yıllarda henüz Kemalizm etkisinden sıyrılamamış Türkiye sosyalist hareketinin görmek istediği gibi bir “geri kalmışlık” ya da “feodalite sorunu”ndan ibaret olmadığını hepimize öğretmesi…

Onun tüm düşünsel yaşamı, resmi ideolojinin, Kemalizm’in iç-tutarlılığa sahip, metodolojik bir eleştirisi niteliğini taşır.

Ama İsmail Hoca’nın pek üzerinde durulmayan, dillendirilmeyen başka bir ısrarı daha var. Belki de onun tanımlayıcı özelliği bu ısrarı: İsmail Beşikçi, dünyanın en basit görünen sorularını dile getirmeyi ve sorduğu soruların yanıtlarını bir çocuk saflığı ve inadıyla aramayı sürdüren bir bilim insanı… Konsensüslere, dengelere, “siyaseten doğruluk” arayışlarına, özdenetim, otosansür kaygılarına, sınırlılıklara ilişkin önkabullere boş verip merak ettiğinin peşinden giden, bir türlü büyümeyen bir çocuk.

Aklına yatmayana, “münasip midir?”, “otoriteler ne der?” kaygısı duymaksızın oracıkta itiraz eden…

Kendi hatalarına karşı “burada yazdıklarım baştan sona yanlıştır” diyebilecek kadar samimi…

Kısa ömürlü üniversite kariyerinde hocalarını eteklemeyecek kadar uzlaşmasız…

Söylediklerini beğenirsiniz, beğenmezsiniz… Metodolojisini doğru ya da yanlış bulursunuz…

Ama vazgeçmeyen ısrarı, yalnız bırakılmayı, tecrit edilmeyi göze alan boyun eğmezliği, soru sormadaki ve yanıtlarını ararkenki çocuksu yalınlığı, değişmeyen tevazusuyla, onun bu ülke aydınlarının örneği ve onuru olduğunu kimse inkâr edemez.

25 Ekim 2009 09:26:11, Ankara.

N O T L A R

[1] 31 Ekim 2009 tarihinde İstanbul TÜYAP’ta yapılan konuşma metni… Demokrasi ve Özgürlük, No:1, Aralık 2009…

[2] Attilâ İlhan.

AHM-ATİK Haber Merkezi

Son 10 gelen arama sonucu:

Filed Under: Genel Konular

Tags:

About the Author:

RSSYorumlar (1)

Cevap Yaz | Geri izleme linki

  1. yerrt diyor ki:

    sayin ismail beşikçi hocamız yeryuzündeki bütün insanların acılarına ortak olmuştur.