PKK ve İntihar/hasan bildirici
pirsultan | Şub 07, 2010 | Yorumlar 1
Sosyolog Adnan Fırat’ın, geçtiğimiz günlerde, Taraf Gazetesinde, “Taraf, PKK ve hiper-gerçeklik” başlıklı bir makalesi yayınlandı. Makalede, PKK’nin intiharı konulu bir ara başlık var. İlgili paragraf şöyle:
“Bu sayfada yayınlanan pek çok yazı özet olarak “PKK’nin bu saatten sonra yapacağı her eylem artık kuşku ile karşılanacaktır” iddiasında bulundu. Şüphesiz bu yaklaşım, üretilmek istenen hiper-gerçek durumun en yalın biçimi ile ifadesidir. Apriori olarak şiddet unsurunun ve şiddet içeren bütün eylemlerin eleştirilip sorgulanması anlaşılmayacak bir şey değildir. Ve fakat mesele bu değildir; çünkü şiddet tek yanlı olarak devam edegelmiş ve edegelmektedir. Aynı yaklaşımın sistem cenahına yapılmaması oldukça anlamlıdır ve PKK’den, yarattığı de facto duruma rağmen tek taraflı şiddet ile eriyip bitinceye kadar bir tür siyasal intiharı beklemenin mantıksızlığı üzerinde durulmuyor…”
AKP’nin açılım politikasının, PKK’nin intiharı üzerine kurulu olduğunu artık herkes biliyor. AKP’nin açılım politikasını destekleyenler, PKK’nin intihar etmesini istediklerini çeşitli biçimlerde dile getirdiler. Siyasi partileri, ordusu ve bürokrasisiyle, Türk devletinin PKK’yi tasfiye etmek istemesinin nedenleri biliniyor. Kürtleri, toplumsal bir güç olarak değil, Kürt asıllı birer Türk vatandaşı olarak görmek istiyorlar. Ortak bir paydası, örgütü veya derneği olmayan bir milyon bilgili Kürt sistem için artık zorlayıcı değil. İstanbul, Ankara, İzmir; Avrupa ve dünya böyle Kürtlerle dolu. Bu insanların kendilerinin ve servetlerinin saçının telini Kürdistan davası yolunda harcamayacaklarını Türk devleti de öğrenmiş. Yazsınlar, çizsinler, kavga etsinler, birbirlerini karalasınlar, bağımsızlık istesinler… Sakıncasız şeyler bunlar…. Zaten bundan dolayı, Kürt çocuklarını içeriye doldurduğu yerde Türk devleti, talebi yüksek örgütsüz Kürtlerin saçının teline dokunmuyor… Devletin bireysel hak dediği bu… Yazın, çizin, televizyonlara çıkın, para biriktirin, ama örgüt kurup Kürt toplumunu harekete geçirmeyin… Sokakları kullanmayın…
Bireysel Kürtlerin PKK’den intihar etmesini istemelerinin otuz yıllık kan davasıyla ilişkisi var. Öte yandan, Kürdistan davasına feda etmek istemeyecekleri varlıklı bir düzen oluşturdular. Şimdi kendilerini Kürdistan davasına göre değil, Kürdistan davasını kendi durumlarına göre konumlandırıyorlar. Bu nedenle örgütsüzlüğü veya risksiz örgütlülüğü savunuyor, PKK’den de intihar etmesini istiyorlar. Tabii bu intiharı kendilerine göre çeşitli şekillerde gerekçelendiriyorlar…
Türk devleti, PKK’nin intihar etmesi için AKP aracılığıyla çok şiddetli bir iç ve dış politika yürütüyor. Dış politikanın bir ayağı Amerika ve Avrupa; diğer ayağı ise Güney Kürdistan… Güney Kürdistan yönetimiyle iyi ilişkiler geliştirip, oradan PKK’nin intihar etmesi yolunda demeçler ve güvenceler alıyorlar… Sonuçta Kandil’in büyük bir kısmı Güney Kürdistan toprağı… Kendisi haklı olarak durmadan silahlanan Güney Kürdistan yönetiminin Kuzeyli Kürtlere silah devrinin bittiğini söylemesi de bu çerçevededir… Bunda bir sorun yok. Yakın ve uzak zamanda Kürtler arası bir çatışma gündemde olmadığı için, Güney Kürdistan yönetiminin Türk devletini rahatlatmaya yönelik açıklamalarını fazla abartmamak gerekiyor.
PKK’yi intihara sürüklemek isteyen politikaların esası Türkiye ve Kürdistan’da uygulanıyor. KCK operasyonu adı altında, bütün belediyelere ve legal parti binalarına yönelinmesi, legal Kürt siyasetiyle PKK’nin ilişkilerini koparmak içindir. Bu operasyon ve tutuklamalarla açıkça şunu söylenmektedir devlet:
“Türkiye sınırları içinde veya çevresinde PKK ile ilişkili siyasete yaşam hakkı tanımayacağız…”
Böylece insanları, milletvekillerini ve belediye başkanlarını PKK ile ilişkiden bıkan bir noktaya çekmeye çalışıyorlar. Bir kere Türk ve Kürt siyasetçilerin kafasında, “canım bu saatten sonra PKK’ye lüzum yok” gibi bir eğilim belirdi mi, PKK, intihara yaklaşmış demektir…
Bazı Kürt siyasetçileri sürekli şöyle bir ikilem dayatıyor. “AKP’yi desteklemiyorsan, orduyu, Ergenekonu ve CHP’yi destekliyorsun!”
Türk devletinin her yenilenme hareketine balıklama atlayan, fakat daha sonra kötü yanılan geleneksel Kürt siyaset tarzıdır bu. Tarihte bir değil, onlarca örneği vardır.
İç ve dış baskılara dayanamayıp PKK intihar eder mi peki? Türk devletinin PKK’ye, daha önceki Kürt isyanlarının akıbetini yaşatamayacağı geçen zaman içinde anlaşıldı. PKK’yi havuç ve sopa politikasını bir arada kullanarak bitirmek istiyorlar. Kötü ve iyi polis rolünü biliyorsunuz herhalde. Türk sorgu sisteminde çok yaygın kullanılan bir yöntemdir. Yakalanmışsınızdır, sorgudasınızdır, üstünüzde her türlü işkence denenmiş, ama çözülmemişsinizdir. İşte o zaman iyi polis devreye girer. İşkence odasına giren iyi polisin kullanacağı üslup şöyledir:
“Vay namusuzlar! Şu çocuğun haline bak, ne duruma getirmişler. Bunlar adidir zaten, gaddardır. Böyle kaç kişiyi öldürdüler. Bak kardeşim, sana bu kadar eziyet etmelerine müsaade etme. Bir iki kırıntı bilgi ver, seni bunların elinden kurtarayım!”
İyi polis AKP’de aynısını yapıyor. Dersim Katliamı için: “Ayıptır, günahtır” diyor, ne kadar çocuk ve belediye başkanı varsa içeri tıkıyor
İyi polisin numarasını yutarsan iraden bitmiştir, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Salya sümük bülbül olur şakırsın. Diyelim ki, iyi polisin bir iki kırıntı lafına güvenip sıradan bir iki bilgi verdin. Fakat daha ileri bilgi vermiyorsun. Bu sefer kötü polis yeniden devreye girer.
Türk devleti AKP ile iyi ve kötü polis rolü oynuyor. 40 bin cinayet işlemişler, bu işi cılkı çıkmış birkaç albaya yükleyip işin içinden çıkacaklar… AKP ne diyor? Bizi desteklemeyseniz, “kötü Türkler” yönetime gelir. Kürtler bunu hep yuttu… Her dönem yuttu.
Burada başka bir konuya geçmek istiyorum. Rakipler ve düşmanlar birbirlerini en zayıf noktalarından alt etmek isterler. Düşmanın güçlü olduğu alanda onunla kavga etmek, yakın zamanda olmasa bile bir süre sonra yenilgi getirir. Türk devletinin en güçlü yanı, silahlı yanıdır. Kürtlerin ise en güçsüz yanıdır silah. PKK, 25 senedir Türk devletinin en güçlü yanı, silahlı yanıyla kavga halindedir. PKK’nin ilk saldırıları başarılıdır. Şehir ve kasaba basacak kadar başarılıdır. PKK, baskınlarla sınır karakollarını yol geçen hana çevirmişti. Fakat o karakolların çoğu, sınır kaçakçılığına karşı oluşturulmuş karakollardı. Güvenlikleri zayıftı. Türk ordusu daha sonra bu karakolların bir kısmını boşalttı, kritik karakolların çevresinde ise, deyim yerindeyse, kale gibi savunma mevzileri oluşturdu… PKK, bu karakollardan bir kaçına saldırı düzenledi. Kimi yerde büyük kayıplar verdi… Sonuçta artık, karakol baskınları dönemi kapandı, ya da birkaç senede bir gerçekleşen istisnalara dönüştü.
Öğrencilerden, işçilerden, köylülerden oluşturulmuş beş-on bin kişilik bir gerilla ordusunun; Kürtleri daha önce kendi rakamlarına göre 28 kez yenmiş, seksen bin köy korucusu çıkarmış, her devre birkaç yüz bin gencini asker olarak ordusuna almış; düşünen en değerli beyinlerini sisteminin memurları haline getirmiş Türk devletini hemen öyle yenmesini zaten kimse beklemiyordu. Bu nedenle PKK mücadelesi bir zafer mücadele olarak değil, Kürt uluslaşmasının enerji biriktirdiği antıraman sahası olarak düşünülmeli. Belediye başkanlığı ve milletvekilliği gibi faaliyetleri de Kürtlerin devlet kurmayı öğrenecekleri alanlar olarak algılamak lazım.
Bana göre de PKK’nin dağ savaşı bitmelidir. Ben bunu ta ikibin yılında söyledim. Türk devleti, PKK’nin gerilla güçlerinin hareket alanını teknolojiyi de kullanarak çok sınırladı. Lazer güdümlü silahlar kullanıyor… Diyelim bir gerilla geceleyin yürüyor. Görünürde hiçbir asker yok. Fakat lazer güdümlü silah, roket, her ne ise, yürümekte olan o gerillayı bulup öldürüyor. Ya da insan hareketine ısısına endekslenmiş silahlar var. Yer delen bombalar var. İnsansız uçaklar var. Dahası, Kandil’den çıkan bir gerilla grubu Dersim’e en az üç ayda ulaşabiliyor. Üstelik yürüyüş yolları tehlikeli. Bir gerilla grubunun üç ayda aldığı yolu, F-16 bombardıman uçağı yarım saatte alıyor…
Bütün bu örneklerle neyi anlatmak istiyorum? PKK’nin bu anki konumlanış ve savaş tarzıyla buraya kadar… Bunun ötesi yok. Bazı şeyler yıllar içinde tekrar edip durur. Daha fazla uzarsa iki taraflı Kitlesel ve siyasal çürüme artar. Askeri savaş anlamında ötesi yoksa, ya da tarz değiştirmesi gerekiyorsa PKK’nin intihar etmesi mi gerekiyor? Hayır… Türklerin ve Kürtlerin akıllı insanları PKK’yi intihara sürüklemeden de bu sorunun çözümünde epeyi mesafe alabilirlerdi. Türk devleti ve öteki Kürtler PKK’den intihar etmesini istedikçe, PKK buna karşı direnecektir; belki kendi programlarını hayata geçiremeyecek, ama öteki Kürtlerin ve Türk devletinin kendi yarattığı alanın üzerine kapaklanılmasına müsaade etmeyecektir.
Olağan bir çözümün dışında, zora, hileye, ölüme, tatminsizliğe dayalı bir yaklaşım olur da, PKK intihara sürüklenirse, bu intihar aynı zamanda o bünyeden başka bir doğumun intiharı olur.
Yeninin doğumu… Kürdistan’ın özgürlük ve bağımsızlık davası bir ceset değildir yerde kalsın. Bu davanın her koşulda tutarlı savunucuları ve güçlü toplumsal dayanakları olacaktır…![bildirici[1]](http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2010/02/bildirici11.jpg)
Son 10 gelen arama sonucu:
- kandil dagın gerilla resimleri (7)
- öldürüp sonra işkence gören gerillaların resimleri (3)
- sosyolog adnan fırat (3)
- pkklı ölen gerillaların resimleri (1)
- pkk şehit gerilla resimleri (1)
- son 2 ayda şehit olan gerilla resimleri (1)
- pkk ceset resimleri (1)
- son üç ayda ölen gerillaların resimleri (1)
- Kürdistanın hak ve özgürlük mücadelesi ceset değildir ki yerde kalsın (1)
- kandil dagın gerlla resimleri (1)
Filed Under: Genel
About the Author:


Kürt hareketi yeni askeri stratejisini belirledi.HPG yeni tip askeri savaştır.Düşmanın güçlü olduğu o taktik gücünü bertaraf edecektir.Doğru bir örgütlenme kararı.