Pusula:Devrimci çalışmalarda güven istenilmez, yaratılır…
Bolsevik | Kas 02, 2009 | Yorumlar 0
Pusula![images[1] Pusula](http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/uploads/2009/11/images1.jpg)
Devrimci çalışmalarda güven istenilmez, yaratılır…Devrimci çalışmalarımızda, kadro ve militanlara duyulan ihtiyacı dikkate aldığımızda ilişkilerin dejenere olmadığı ve gelişme olanaklarının görece daha fazla olduğu alanlara öncelik tanımak dönemsel bakımdan yanlış değildir. Bu bazen bir il olabilir, bazen bir semt veya fabrika… Dönemsel bu yoğunlaşma politikası, daha yeni aktif güçlerin açığa çıkmasını sağlar. Ortaya çıkan bu yeni güçlerle hem alanın faaliyetini daha da derinleştirmek hem de yeni çalışma alanlarına açılmak mümkündür.
Bu anlayışı daha da somutlayacak olursak, geçmişte devrimci çalışmanın çok yoğun olduğu bazı alanlarda, gerek devrimcilerin çalışma tarzlarından kaynaklı yaptıkları hatalar ve gerekse devletin yoğunlaşan saldırıları, çok yönlü ve kapsamlı yozlaştırma planları devrimci çalışmalara daha mesafeli bir duruşun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu, somut bir gerçek ve bu gerçeği değiştirmek çok ciddi bir emek ister. Yeni bir devrimci heyecan ve coşkunun ortaya çıkmasına ihtiyaç duyar. Oysa derin bir yıpranmışlığın yaşanmadığı emekçi semtlerde ortaya konulacak iradi çabalarla daha kısa sürede olumlu sonuçlar almak mümkündür. Elbette ki bu, gerilemenin ve devrimcilere karşı önemli oranda güvensizliklerin yaşandığı alanlarda tümden faaliyetin terki anlamına gelmez. Bilakis, kaybedilen güveni yeniden kazanmak, yaşanan dağınıklıkları gidermek için ısrarcı tutum sürdürülmelidir.
Bu tür alanlara müdahale ederken objektif, ilkeli ve kazanıcı bir tutum izlemeliyiz. Öncelikle bizden kaynaklı olan hataları nedenleriyle birlikte ortaya koymalıyız. Böylesi durumlarda eleştiriler çok sert ve uç noktada olabilir. Eleştiri sahiplerinin, söylediklerinde ne kadar tutarlı ve samimi oldukları tartışılmaya muhtaç olabilir. Bu tür durumlarda doğru tutum, doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilme duruşudur. Uzun vadede kazandıracak ve doğru anlayışı yerleştirecek olan bu pratik tutumun kendisi olacaktır. Burada önemli olan en az ilkeli tutum kadar, kazanıcı ve ikna edici bir pratiğin izlenmesidir. Önyargılı, tepkili yaklaşımları sorgulatacak bilimsel tutumu, sabırlı yaklaşımı gösterebilmektir.
Bu noktada kimi yazılarımızda da vurgu yaptığımız gibi çalışmaların denetimi de önemlidir. Var olan örgütlü güçlerin güçlü ve zayıf yanlarının tespiti, zayıflıkların giderilmesi, yeteneklerine göre görevlendirmelerin yapılması için denetim zorunludur. Yerinde ve zamanında yapılacak her denetim, ortaya çıkabilecek olumsuzluklari zamaninda onler.Denetim,yalniz mudahaleyi içermemektedir.Ayni zamanda altlardan öğrenmeyi, örgütsel düzenlemeler ve hedefler noktasında daha somut politikaların belirlenmesini sağlar.
Tüm bu projelerin sağlıklı bir tarzda uygulanması için, gerçek manada bir yoldaşlık ilişkisinin yaratılması gerekir. Gerçek yoldaşlık; karşılıklı güvendir, yapıcı eleştiridir, hatalara karşı öze-leştirel bir tutum izlemedir.
Bunların yanı sıra mücadeleyi daha ileri mevzilere taşımak için, bütünün sorunlarına kafa yormak ve sorumluluk taşımaktır. Tüm bunların asgari düzeyde uygulanması, sınıf mücadelesi içinde kendimize biçtiğimiz misyondan, ideolojik duruştan bağımsız değildir. Ama şu da bir gerçek ki; ortak üretim, kolektif çaba, karşılıklı güvenin ve paylaşmanın temelini oluşturuyor. Üretilmeden, paylaşılmadan güven ilişkisi yaratılamaz. Güven, pratik bir sorundur; mücadele alanlarında yaratılır. Ve her bakımdan yoldaşça bir yaklaşım ortaya koymakla sağlanır.
Ortak üretimde, pratik mücadelede soyut güven söylemlerinin fazla bir değeri yoktur. Acıların, sevinçlerin, kaygıların paylaşımıdır güveni yaratan; söylemde amaçları aynı ama pratikte icraatları ve öncelikleri farklılaşanların arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi gayet anlaşılır bir durumdur. Bu demektir ki; sarsılan güven ilişkisinin yeniden tesisi ancak pratik mücadeleyle olur.
En geniş yığınları birleştirme hedefi olan komünistlerin, öncelikle varolan toplumun gerçekliğini doğru okumaları gerekir. Nedir o gerçeklik? Sistemin ideolojik zehirlemeleri, bencil-bireyci yaşam tarzı devrimci çalismada hedef kitlemiz olan kesimleri önemli oranda sarıp snrnıalamıştır. Dolayısıyla devrimci saflara katılan her birey, bu hastalıklarıyla birlikte geliyor. Bu da bize her koşulda ikili görevler yüklüyor, içte olanı; ideolojik olarak eğitme, burjuva alışkanlıklarına karşı mücadele etme; dışta olanı ise; yakınlaştırmak için ikna edici-birleştirici bir siyaset izlemedir. Özellikle burjuva alışkanlıkların parti içindeki yansımalarını ciddiye almak lazımdır. Bu ciddi yaklaşım hem ilkeli mücadeleyi hem de kazanmayı içermelidir..
Devrimci çalışmalarda birleştirici değil ayrıştırıcı, yapıcı değil yıkıcı bir tutum izleyenler özünde devrimciliği içselleştirmemişlerdir. Bu konuda Mao yoldaşın gençliğe hitaben yaptığı bir konuşmada ortaya koyduğu şu değerlendirmelere kulak vermeliyiz: “… Bir gencin devrimci olup olmadığını tayin etmek için ölçüt nedir? Bunu nasıl fark edebiliriz? Bunun için bir tek ölçüt vardır; bu, onun geniş işçi ve köylü yığınlarıyla birleşmeyi isteyip istemediği ve bunu gerçekten yapıp yapmadığıdır.”
Başkan Mao’nun ortaya koyduğu bakış açısına uygun olarak hareket edersek, devrimci militanları değerlendirmede; kitlelerle olan ilişkileri, yani, en geniş kesimleri kazanma, birleştirme çabaları ana kriterlerden biri olmalıdır. Kitlelere gitmeyen, geniş kesimleri birleştirip harekete geçirme siyasetine yabancı olan bir devrimcilik tartışmaya muhtaçtır. Böyle bir devrimciliğin söylem düzeyinde parlak cümleler etmesinin pek bir değeri yoktur. Çünkü bu, ışıksız bir parlaklıktır; aydınlatma ve harekete geçirme gücünden yoksundur.
Filed Under: Genel Konular
About the Author:

