YDG 20.Merkezi Kongresi

  

 

   

  

 

 

 

 

 

Kriz’ de Olan Bilincimiz Değil,Kapitalizmdir!

Taraf Olarak – Örgütlenip Büyüyelim;

Enternasyonal Mücadeleyi Gelistirelim!

13- 14 Subat 2010 – 11.00 h 

Haus der Jugend, Deutschherrnufer 12, 60594

Frankfurt / ALMANYA

 

Yeni Demokratik Gençlik 20. Kongre Siyasi Perspektif Taslağı

1
YDG 20. Merkezi Kongresi /Central – Congress/Kongress /Congrès
Yeni Demokratik Gençlik 20. Kongre Siyasi Perspektif Taslağı
Kriz’ de Olan Bilincimiz Değil, Kapitalizmdir!
Taraf Olarak – Örgütlenip Büyüyelim;
Enternasyonal Mücadeleyi Gelistirelim!
13- 14 Subat 2010 , 11:00h
Haus der Jugend, Deutschherrnufer 12, 60594 Frankfurt
2
içindekiler

 Sayfa
1. Önsöz 3
2. Küresel Ekonomik Kriz 4
2.1 Kapitalizm bir Kriz sistemidir! 4
2.2 Peki bu durum göçmenlere nasıl yansımıstır/yansımaktadır? 5
2.3 Avrupa’ da Krizin gençliğe yansıması 5
3. Avrupa’da isçi gençlik 6
4. Eğitim alanı 6
4.1 Öğrenci gençliğin durumu ve görevlerimiz 7
4.2 Bologna Projesi ve Nisan 2009 toplantısı 8
4.3 Eğitim ve mesleki haklarımız için harekete geçelim! 8
5. Ne yapmalıyız? 9
6. Önümüzdeki dönemde taleplerimiz, görevlerimiz
ve çalısma tarzımız 10
7. Kaynaklar 12
3
1 1. Önsöz
2
3 YDG’ nin 19 yıllık mücadele tarihinin deneyim ve tecrübelerinden yararlanarak bu tarihi
4 gerçekçi bir sekilde analiz etmek ve bu bağlamda gelecek sürece yönelik politik hattımız
5 doğrultusunda üretken bir çalısma tarzı belirlemek oldukça büyük öneme sahiptir. Geçmis
6 dönemin ısığında basarılarımızı süreklilestirmek, yanlısları ve hastalıklarımızı kroniklestirmeden,
7 mevcut durumumuzu kolektif aklın süzgecinden geçirerek sosyal pratiğimizi yeniden gözden
8 geçirerek sekillendirmek gerekmektedir.
9 Bizlerin varlığı zorlu süreçlerin ihtiyacının ürünüdür. Sürecin sorunlarına kafa yorarak, süreci bir
10 bütün olarak değerlendiren, geleceğe umutla bakma gücünü gösterenler olmalıyız. Sürecin
11 yükü geçmise kıyasla bugün daha da ağırdır. Ancak bu yükü omuzlamada tereddüt
12 etmiyen biz YDG’ liler, cürretle zorlu süreç karsısında daha fazla sorumluluk bilinci
13 kusanmalıyızdır.
14
15 Bu taslakta, 19. Dönem MYK’mızın görev süreci ve geçmis dönem tecrübeleri çerçevesinde
16 yürütmüs olduğu tartısmalar sonucu, gelecek döneme yönelik en doğru perspektif olarak
17 belirlediği yönelim bulunmaktadır. Bu taslakta doğru bulduğumuz noktalar olacağı gibi
18 katılmadığımız birçok belirlemede bulunabilir. Esas olan tüm bunları gerek ülke
19 kongrelerimizde gerekse de merkezi kongremizde tartısarak kolektif iradeyle bu yönelime en
20 doğru halini vermektir.
21
22 Bu seneki perspektifimiz ‘’Kriz’ de Olan Bilincimiz Değil, Kapitalizmdir! Taraf Olarak -
23 Örgütlenip Büyüyelim; Enternasyonal Mücadeleyi Gelistirelim!’’ olarak 19. Dönem MYK’ mız
24 tarafından belirlenmistir. Krizin ortaya çıkmasıyla birlikte Kurum olarak bu konuda birçok
25 paneller, seminerler, eğitimler, toplantılar örgütledik. Kongrelerimize kadar yansıyan bu konu
26 haliyle muhakkak irdelenmek zorundadır. Konfederasyonumuzun bu dönemki perspektifinin
27 içeriğinide ekonomik krizin olusturması, kurum olarak bizlerin olabildiğince aynı noktaya
28 odaklanması gerekliliği bu baslığı belirlemede de bir neden olmustur. Örgüt olarak bir bütün
29 hareket edebildiğimiz oranda basarı sansı yükselecektir.
30 Evet son dönem birçok etkinliğimizin gündemi olan bu konuyu yine yayın ve basın
31 organlarımızda da olabildiğince irdeledik. Bu bağlamda herbirimiz kriz hakkında belli baslı
32 bilgilere sahibiz. O açıdan bu seneki taslak yazımızda krizi derinlemesine irdelemeye gerek
33 duymuyoruz. Esasta kriz sistemi olan kapitalizmi teshir üzerinden, krizin halk ve gençlik
34 üzerindeki etkilerini açığa çıkararak örgütlülük bilincinin, örgütlü yasamın çok daha ihtiyaç
35 olduğunu yüksek sesle haykırmamız gereken süreçten geçmekte olmamızdan kaynaklı,
36 örgütlülüğü, örgütlenme ve örgütlemeyi yeniden bilinçlere kazımak gerekmektedir.
37
38 20. Kongremizin olmasının da getirdiği ayrıcalıkla, her bir üyemiz ve komitemiz taslak yazısını
39 bir değil bir kaç defa okumalı, gözden geçirmeli ve üzerinde kafa yormalıdır. Bunları komite
40 toplantılarından ülke kongrelerine kadar her alanda tartısmalı, çıkan sonuçlarla Merkezi
41 Kongremizi zenginlestirme, tartısmalarda aktif bir sekilde yer almalıdırlar. Ancak bu sekilde
42 basarılı bir Kongre gerçeklestirebilir, önümüzdeki döneme yönelik belirleyici ve somut
43 kararlar alabiliriz.
44 Bu bağlamda politikalarımızı hayata geçirmede kullanacağımız araçları belirleme, yöntem
45 ve çalısma tarzımızı somutlastırabilmemiz için özellikle yazımızın son bölümünde bulunan
46 ‘’Taleplerimiz-görevlerimiz ve çalısma tarzımız’’ bölümü üzerinde derinlemesine kafa yormalı
47 ve gelecek döneme yönelik pratik adımlar atabilmemiz için objektif br sekilde
48 değerlendirmeliyiz. Bu vesileyle bütün YDG’lileri, taslakta yer alan tüm düsünce ve
49 belirlemeleri gerçekçi bir sekilde analiz etmeye, daha somut ve doğru bir yönelim
50 yaratabilme doğrultusunda, kongremizi canlı ve üretken bir siyasal tartısma arenasına
51 çevirmeye davet ediyoruz.
52
4
2.Küresel 1 Ekonomik Kriz
2
3 2008 ve 2009 yılları, kapitalist sistemin küresel krizinin iyice açığa çıktığı, hegemonya yarısında
4 ve emperyalist savas sürecinde ise önemli dönüm noktalarının yasandığı yıllar oldu.
5 Dünya’nın jandarmalığına soyunmus ABD’ de baslayıp arz yuvarlağını dolasarak
6 dünyalılasan kriz; kapitalist sistemin atesini yükselterek; çelisme ve uzlasmazlıklarını, kör
7 noktaları ve sınırlılıklarını gün ısığına çıkarıyor. En güçlü kapitalist ülkede, ABD’ de baslayıp,
8 belli baslı güçlü kapitalist ülkeleri; Đngiltere, Fransa, Almanya ve diğerlerini derinden
9 sarmalayıp, tüm bir kapitalist halkalar zincirini içine çekerek yer küreyi kusatarak ekonomik
10 krizine dönüstü.
11 Farklı ülkeleri farklı zaman dilimleri ve farklı ağırlıkta etkisi altına alan ekonomik kriz, “esitsiz“
12 olarak gelisse de, dünya ekonomik krizi niteliğine bürünmüstür.
13 Kapitalizme özgü en belirgin siyasal kavramlardan biri olan kriz, ABD’ de patlak veren konut
14 kredilerinde yasanan çöküsün tüm dünyaya yayılmasıyla birlikte bu kavram yeniden ve
15 daha çok kullanılmaya baslandı.1
16
17 2.1 Kapitalizm bir Kriz sistemidir!
18 Kapitalizm temel olarak insan emeğinin sömürüsü üzerinden değer üreten ve bu değerlere,
19 mülkiyetin (üretim araçlarının) sahipliği “hakkıyla“ bir avuç tarafından el konulan bir
20 sistemdir.
21 Fakat gerek bu gerçekliği, gerekse de bu gerçekliğin getirmis olduğu birçok sorun ve
22 sıkıntıyı, örneğin bu sisteme özgü issizlik sorununu, kapitalist düzeni aklamayı meslek edinen
23 burjuva iktisatçıları kitlelerden gizlemek için her yola basvurmakta ve birçok yalan-gerçekdısı
24 söylemler ortaya atmaktadırlar. Đsçi sınıfının yasadığı tüm sorunlar gibi issizlik sorununun da
25 gerçek sebebi kapitalist sistemin bizzat kendisinden baska bir sey değildir.
26 Kriz dönemlerinde issizliğin arttığı hatta çığ gibi büyüdüğü doğrudur; kapanan ya da üretimi
27 düsüren isyerleriyle birlikte milyonlarca insan sokağa atılır, ne var ki, sorunun yalnızca krizden
28 kaynaklı bir sorun olmadığını, krizlerin issizliği son derece arttırmasına rağmen, kapitalist
1 Krizin ortaya çıkısı ve evrimi
Hersey ABD’ deki Mortgage denilen ipotekli konut kredileri sisteminde yasanan “felaketle“ açığa çıktı. Bu felaketin basrol oyuncuları,
mali sistemin büyük yatırım bankaları, para piyasasının belli baslı oyuncuları ve diğer küçük mali kuruluslardı. Bu tablonun mağdur
figüranları ise, konut kredisini kullananlardı.
Đsler yolunda gidiyor, faizlerinde oldukça düsük olması ile beraber ABD’ de herkesin ev sahibi olması adeta kıskırtılıyordu. Fakat ev
sahibi olmak isteyenler konut kredisi alabilmek için, mali kuruluslara konutları teminat olarak gösteriyorlardı.
Ve birden isler tersine döndü. Süreç içinde konut fiyatları olabildiğince düsüp de menkul varlıklar değersizlesince, krediyi kullanan
yüksek ipotekli konut borcu olanlar kredileri geriye ödeyemez duruma düstüler. Đsler sarpa sarınca konut fiyatları öylesine düstü ki,
kimse elindeki konutunu satamaz oldu. Zira, konutların değeri kredi borçlarını karsılayamaz noktaya dek gerilemisti. Kimse konut ve
tüketim kredisi borcunu ödeyemiyordu.
Kriz baslayıp konutların değerinin çok üzerinden satıldığı anlasılınca, konut kredisini ödeyemez hale gelen konut sahibinin konutuna,
teminat belgelerini elinde bulunduran yatırım bankalarınca el konuldu. Ama bunlarda menkul kıymetler piyasasında değer yitirdiği için
kendileri de iflas etti. Ve sistemde iflaslar iflasları izledi ve bu süreç, küresel iliskiler ağı içinde domino etkisi göstererek her yanı sarıp
sarmaladı.
Konut piyasalarındaki sarsıntıların ardından yasanan durgunluk ve mali krizle birlikte basta ABD olmak üzere borsaların ard arda
çökmesi, bankaların iflasları sanayiyi de vurmaya basladı. Bankaların kredileri kesmeleri, tekelleri etkileme sürecine doğru ilerlemis,
bu durum üretim kapasitesinin düsüsüne ve devamında ekonomik krize dönüsmeye evrilmisti. Ekonomik krizle birlikte üretim
kapasitesinin altına düsmesi, issizlik ve metaların satısındaki azalıs, ekonomik krizin yansımaları olarak tüm dünyayı sarmalamaya
baslamıs bulunmaktaydı. Dünyayı sarmalamaya baslayan bu krizle tekeller Opel, General motor, Ford, vb büyük tekellerin iflasın
esiğine gelmesi mali krizin ekonomik krize doğru evrilmeye baslamasının birer göstergeleriydi.
5
ekonominin kriz dısı dönemlerinde de issizlik sorununun devam ettiğini 1 biliyoruz. Hele
2 çağımızda, issizliğin kronik ve kitlesel bir hal aldığı en çıplak biçimde ortaya çıkmıstır. Yedek
3 isçi ordusu hem sayıca hem de oransal olarak gittikçe büyüyor.
4 Gerek içinde olduğumuz, gerekse de önümüzdeki dönemlerde iflasların, sektörel
5 daralmaların ve üretimin kapasite altına çekilmesinin artması ve bunun da sonucu olarak
6 issizliğin artarak devam etmesi söz konusu olacaktır. Bunun yanı sıra kriz ortamının, gerek
7 emek ücretlerinin asağı çekilmesi gerekse de sömürü yoğunluğunun arttırılması için
8 devletlerin bu gidisata paralel demokratik hakları ve halk kitlelerinin öfkesini frenlemeye
9 dönük sosyal- yasal tedbirleri daha çok gündemlestireceği ortadadır.
10
11
12 2.2 Peki bu durum göçmenlere nasıl yansımıstır/yansımaktadır?
13
14 Ekonomik kriz derinlestikçe özellikle Avrupa’ da ırkçılığın da arttığını görebilmekteyiz. Son
15 Avrupa Birliği ve kimi AB üyesi ülkelerde gerçeklesen seçimlerde ırkçı partilerin oylarındaki
16 ciddi orandaki artıslar buna örnektir. Ekonominin düsüse geçtiği dönemlerde yine “Kara
17 Koyun“ olarak göçmenler hedef tahtasına oturtulmaktadır. AB içerisinde Krizin göçmenleri
18 ve ailelerini çok daha ağır bir sekilde etkilediğini gösteren yeteri kadar örnek mevcuttur.
19 Đsten çıkarmalara dahi baktığımızda bu gerçekliği çok rahat bir sekilde görebilmekteyiz.
20 Örneğin Đrlanda’da krizle birlikte birçok göçmen kökenli insanlar geldikleri ülkelere
21 gönderilmelerine rağmen, burada göçmen issiz oranı yerli halka oranla çok daha fazladır.
22 Yine Avusturya’ da 2008’ den 2009’a kadar issizlik Avusturya vatandası olanlarda %22,9 gibi
23 bir artıs gösterirken bu oran göçmenlerde %33,6‘ı bulmaktadır. Yaklasık 15,4 milyon göçme
24 kökenli insanın yasadığı Almanya’da ise Eylül 2009’da %15,6 göçmen issiz (~1,2 milyon
25 göçmen issiz) bulunmaktaydı. Diğer bir taraftan Đspanya’ da göçmenlerin çalısma durumları
26 2008’ den sonra oldukça dramatik bir hal almıstır. Đspanya’ da göçmenlerin issizlik oranı
27 Đspanya vatandası olanlara nazaran %8 daha fazladır.
28
29 Yoksulluk, sefalet ve issizlikle beraber genel olarak halk kitleleri ve de özellikle göçmen kesim
30 yalnızca ekonomik olarak etkilenmemektedir. Bu süreç aynı zamanda sosyal bir yıkım ve
31 toplumsal sarsıntı dönemidir. Bu sarsıntıyı yasayan ezilen kesimin gelecekten umutsuzluk,
32 mücadele pratiğinden yoksun kalması gibi etkenler, toplumu içten içe çürüten bir
33 yoksunluk/ çökkünlük halini doğurur. Bunun alacağı sosyal biçim ise toplumsal bunalım hali
34 ve yozlasmadır.
35
36 Yozlasma toplumun günlük genel ifadeyle kültürel bağların asınarak yerine içe dönük,
37 sapkın, çaresiz davranısların, bireyci alıskanlıkların ortaya çıkması ve yükselmesiyle
38 karakterize olmaktadır. Kültürel yavanlıkla, yüzeysel bir zihin yapısıyla, sorgulayıcılıktan uzak
39 bir yasam algısıyla hareket eden; uyusturucuyla, hırsızlıkla, intiharla dolup tasan bir
40 “toplumsal çürüme hali“ olusması kaçınılmaz bir durumdur. Bu durumdan da en büyük
41 nasibini alan ise gençlik kesimidir. Bu yüzden bizlerin genç kitlelerle organik bağlarını
42 güçlendirmesi, süreklilestirmesi, alanlardaki çalısmalarımızın olabildiğince aktiflestirilmesi
43 büyük önem kazanmaktadır.
44
45
46 2.3 Avrupa’ da Krizin gençliğe yansıması
47
48 Ekonomik krizden en çok etkilenen kesim ise gençliktir. Avrupa’ da 25 yas altı gençliğin issizlik
49 sayısı genel issiz sayısının iki katından fazladır. 2009’un ilk çeyreğinde gençlikte issizlik %18,3
50 iken genel issizlik %8,2 idi. Yani 2008’ den 2009’a genel isssizlikteki artıs %1,5 iken gençlikte
51 ise bu artıs %3,7’ dir.
52 Gerek genç issizliğin genel issizliğe oranları gerekse de alttaki tabela açık bir sekilde
53 göstermektedirki, küresel ekonomik kriz en çok genç kesimi etkilemis ve hala etkilemektedir.
54
6
1
25 yas altı Gençlerin Đssizlik oranları Genel isssizlik
Ülkeler 2008 2009 Artıs 2009
Hollanda 74.000 %5,2 88.000 %6 + %0,8 % 3,6
Avusturya 49.000 %8,2 55.000 %9 + %0,8 % 4,8
Almanya 538.000 %10,2 552.000 %10,5 + %0,3 % 9,4
Ingiltere 665.000 %13,8 851.000 %17,9 + %4,1 % 7,8
Portekiz 82.000 %15,9 96.000 %19,6 + %3,7 % 9,2
Fransa 533.000 %17,6 693.000 %22,3 + %4,7 % 11,7
Isveç 123.000 %19,6 159.000 %24,2 + %4,6 % 9,1
Yunanistan 77.000 %22,2 86.000 %24,2 + %2 % 9,2
Italya 390.000 %20,4 456.000 %24,9 + %4,5 % 7,4
Ispanya 501.000 %20,7 789.000 %33,6 + %12,9 % 18,8
2
3 Gençlikte issizliğin yüksek safhalarda artmasının nedenlerinden biri isten çıkarmalar olurken
4 diğer önemli bir etken ise okul bırakma ve de mezuniyetlerinden sonra is bulamamadır.
5 Özellikle son dönemlerde eğitime yönelik çıkarılan yasalar ve uygulamalar gençliğin
6 okumasını daha da zorlastırmıs bu da okul bırakmalarda ciddi bir artıs sağlamıstır. Örneğin
7 Almanya’ da her sene 80.000 civarında öğrenci okulunu bırakmaktadır. Bu rakam göçmen
8 öğrenci kesiminde ise iki katıdır. Sırf 2007 yılında Almanya’ da 2 milyondan fazla genç issiz
9 kalmıstır. Kriz ile birlikte issizliğin hat safhalarda özelliklede gençlikte bir hayli arttığını
10 düsünürsek bu rakamında paralel bir sekilde yükseldiğini rahatlıkla görebiliriz.
11
12
13 3. Avrupa’da isçi gençlik
14 Hiç süphesiz ki bu isçi sınıfının önemli bir kısmını genç isçiler olusturmaktadır. Tarih boyunca
15 görmekteyiz ki isçi gençlik bu adaletsiz durumlara karsı direnislerde en güçlü mevzileri
16 olusturanlardan olmustur.
17 Mevcut duruma baktığımız zaman, geçmisin sorunlarının günümüzde hâlâ devam ettiğini
18 görmekteyiz.
19 Kapitalist bir ülkede genç bir isçi olmak, bulunabileceğimiz en zor pozisyonlardan biridir.
20 Avrupa boyutunda baktığımız zaman isçi gençliğin kapitalist ülkelerde birçok tecrübe ve
21 mücadelesinin var olduğunu görebiliriz. Avrupa’ daki emperyalist-kapitalist güçler isçi
22 gençliğin kanını emebilmek için her yolu kullanmaktadır ve bunun temellerini ise daha
23 eğitim sürecinden atmaktadır. Bu nedenle isçi gençliğin sorunları eğitim alanında yasanılan
24 sorunlardan bağımsız değildir ve bir birine paralel gelismeler göstermektedir. Çünkü eğitimin
25 hangi asamasında olursa olsun öğrenci gençlik geleceğin isçileridir. Bu sebeple sistem,
26 politikalarını isçi gençliğe daha okul sıralarında iken empoze etmeye çalısmaktadır. O
27 açıdan öğrenci gençliğin yanında isçi gençliğin sorunlarına da önem vermeliyiz. Bu
28 meseleyi örgütleme çalısmalarımızın merkezine almalıyız.
29 4. Eğitim alanı
30 Örgütümüz, bugün, ağırlıklı olarak öğrenci gençlikten olusmaktadır. Fakat eğitimdeki
31 emperyalist yasalara karsı yürüttüğümüz politikaları somutlastırabilmemiz için, Bologna
32 projesi ve onunla esgüdümlü yasaların etkilerini algılayabilmeli, bunun içinse öğrenci
33 aktivistlerimizin asağıdan yukarıya doğru okul ve üniversitelerdeki gelismeleri raporlar
34 halinde yansıtmalıdırlar.
35 Gerek basta öğrenci gençlik olmak üzere gerekse de genel olarak halk gençliğini
36 ilgilendiren yasalar ve uygulamalara karsı devam eden politik yönelimimiz, kapsamı
7
nedeniyle uzun bir süre gündemimizde kalacaktır. Çünkü her nekadar 1 da Bologna Projesi
2 gibi uygulamalar ilk etapta öğrenci gençliğe yönelik projeler olmus olsada, yasam boyu
3 öğrenim gibi uygulamalar eğitimdeki bu yeni saldırı paketlerinin öğrenci gençliği de
4 astığının bir yönüdür. Ki öğrenci kesimi de mezuniyet(sizliğ)in ardından isçi potansiyelini
5 içlerinde barındırmaktadırlar. Tüm bu gerçeklik içerisinde Yunanistan, Fransa, Almanya, G.
6 Kore, Sili gibi ülkelerde verilen mücadele, dikkat çekicidir. Bu ülkelerde gerçeklestirilen
7 saldırılara karsı öğrenci gençliğin birlesik ve kitlesel mücadelesi, hatta Fransa’da çalısanların,
8 G.Kore’de köylülerin bu mücadeleye destek olması, örgütlenme meselesinin önemini
9 kanıtlamaktadır.
10 Bu nedenle öğrenci gençlik içerisinde bahsini ettiğimiz yasaların teshirini yaparken
11 örgütlenme konusunu esasa almamız gerekmektedir. Mevcut örgütlenme düzeyi,
12 mücadelenin andaki geriliği nedeniyle genel söylemleri mümkün olduğunca yerellestirmek,
13 her alanın, hatta her okulun özgün sorunlarına kadar indirgemek gerekmektedir. Bu nedenle
14 öğrenci gençliğin bir araya gelebileceği her aracın değerlendirilmesi ve akademik
15 demokratik sorunlar temelli isletilmesi yönlü bir hedefimiz olmalıdır.
16
17 4.1 Öğrenci gençliğin durumu ve görevlerimiz
18 Toplumun gelismeden yana olan kesimi olarak gençlik; muhalefetin radikal odaklarından
19 birini olusturur. Öğrenci gençlik devrimcidir, anti-emperyalisttir. Öğrenci gençliğin bu özelliği
20 hakim sınıflar açısından bir çıban bası olusturur. Dönem dönem hakim sınıfların ideolojik
21 saldırına maruz kalıp yönünü sasırsada özellikle anti-emperyalist tavır almada küçük burjuva
22 gururu bile yeter bazen.
23 Burjuva bilimsel bilgiye yakınlığı ve entellektüel yasamı onu sosyal ve siyasal olusumlara
24 daha duyarlı kılma durumu, Akademik- Demokratik- Politik olarak baslıklanabilecek
25 mücadelesinde öneme sahiptir. Toplumsal gerçeklere tavır alma, örgütlenme,
26 mücadelesinin teori ve taktikleri gibi konularda yapısından kaynaklanan bir hareketliliği söz
27 konusudur. Yakın dönemimiz ve bu dönemde gelisen öğrenci hareketleri bunun iyi
28 örnekleridir.
29 Ancak toplumun diğer gelismelerini öğrenci gençlik üzerindeki yansımalarını, önemlerini ve
30 zaman zaman baskın duruma gelen öğelerini hesaba katmak gerekir. Bu durumda bizlerin
31 yapması gereken, öğrencilerin dikkatini yalnızca üniversitelere (okullara) ve okulcu
32 mücadeleye çekenlere karsı tutarlı bir mücadele yürüterek öğrenci sorunlarının ve
33 taleplerinin ülke sorunlarından bağımsız olmadığını her türlü biçimi kullanarak, bıkmadan,
34 usanmadan anlatmalıyız. Bu bireysel propaganda, yazılı propaganda biçiminde olabileceği
35 gibi bu yönlü kitle eylemleri örgütleme ile bu durum kitlelere mal edilmelidir.
36 Eğitimin niteliği ve amacı teshir edilmelidir. Bunların yanında eğitim süresince karsılasılan
37 ekonomik zorluklar; barınma, beslenme, kültürel gerensinmeler noktasında; kredilerin
38 arttırılması, yurt sayıları ve kosullarının düzeltilmesi, har(a)çların kaldırılması üzerine
39 ajitasyonlar yürütülmelidir. Bunlar yapılırken de örneğin bir harç sorunu noktasında bunun
40 ödenir seviyelerde olup olmadığı vb. noktada değil, olayın siyasi, ekonomik mantığı
41 çerçevesinde ele almak; örneğin bütçeden eğitim ve sağlık sorunlarına ayrılan ödenek
42 miktarlarının, askeri alanda ve sirket kurtarma seklinde bu tür alanlara ayrılan ve yatırılan
43 ödeneklerle karsılastırılması seklinde irdenlenmelidir.
44 Bugün öğrenci gençliğin çok küçük bir bölümü dısındaki genis kesimi barınma, beslenme
45 sorunundan issizliğe mahkum olmaya, kisiliğini özgürce gelistirip ifade edememekten
46 iletisimsizliğe değin bir çok yasamsal sorunla karsı karsıyadır. Eğitim gün geçtikçe
47 kalitesizlesmekte, özgür bir düsünce ve tartısma ortamı iyice yok edilmektedir. Üniversiteler
48 üzerinde hergün yeni yeni kararlar alınıp uygulamaya sokulurken, üniversiteler sermaye
49 sahipleri icin kaliteli mal üretmekle sorumlu olan fabrikalar gibi görülmekte öğrenci gençlik
50 „insan” yerine konulmamakta, hiçbir konuda düsünceleri alinmamakta, kendisine okullarda
51 söz ve yönetime katılma hakkı verilmemektedir.
8
Bütün bu sorunlar ne nedensiz, temelsiz sonuçlardır, ne de „takdir-i ilahi” 1 dir. Bunların
2 hepsinin temelinde egemen sınıfların kendi çıkarlarına uygun olarak sekillendirdikleri gençlik
3 ve eğitim politikaları vardır. Onlar genis halk kitlelerinin çıkarlarıyla taban tabana zıt
4 düzenlerini korumak, sürdürmek için halkın en canlı, en atak kesimi olan gençliği
5 kisiliksizlestirmeye çalısmakta, talancıya hizmet ettiği ve onları daha da zenginlestirmeye
6 hedeflediği için üniversite gençliği paralı eğitimle, barınma ve beslenme sorunlarıyla karsı
7 karsıya gelmekte ve de issizliğe mahkum olmaktadırlar.
8 “Tarih boyunca kim hak kazanmıssa bunu birleserek, örgütlenerek ve mücadele
9 ederek kazanmıstır. Kimse durduğu yerden, sessiz kalarak, boyun eğerek hiçbirsey
10 kazanmamıstır; aksine böyle davrananlar hep kaybetmisler ve zorluktan zorluğa,
11 acıdan acıya yuvarlanmıslardır.”
12 Sorunlarımızı çözmemiz için tek yolumuz birlesmek, örgütlenmek ve mücadele etmektir. Bize
13 bunların aksini söyleyenler birlesmemizi, örgütlenmemizi, mücadele etmemizi engelleyenler,
14 sorunlarımızı çözmenin tek yolunu kapatmak isteyenlerdir. Baska yollar önerenler bizi baska
15 çıkmazlara, bataklara yollayanlardır. Ya örgütlenip/örgütleyip mücadeleye atılacağız, ya
16 da bizlere dayatılan bütün haksızlıklara mahkum olacağız!
17
18 4.2 Bologna Projesi ve Nisan 2009 toplantısı
19 1999’ da baslayan Bologna Süreci ile 2010 yılına kadar Bologna Sürecine üye ülkelerde
20 eğitimin ortaklastırılması ve Avrupa çapında bir yükseköğrenim alanı olusturulması kararı
21 alınmıstı. Buna göre üniversite yönetiminde ve ders müfredatlarının belirlenmesinde patron
22 örgütlerinin görüslerinin ve isteklerinin ön plana alınması, üniversitelerin bilimsel çalısma
23 yapma misyonunun arka plana itilerek yeni islevin sermayenin ihtiyaçlarına cevap olan
24 emekçiler yetistirme olarak belirlenmesi vb. hedefler gündemdedir.
25 Sürecin 10. yılının doldurulduğu 2009 yılında Belçika’ da toplanan 46 Bologna Süreci üye
26 ülkesinin yükseköğrenimden sorumlu bakanları bir araya gelerek süreci değerlendirdi ve
27 çesitli yeni kararlara imza attılar. Toplantıda alınan en belirgin karar, sürecin hedefleri
28 doğrultusunda ciddi adımlar atılmasına karsın ilk basta hedef olarak konulan 2010 yılına
29 kadar beklentilerinin yeterince karsılanamadığı ve sürecin 2020 yılına kadar uzatıldığıdır.2
30 4.3 Eğitim ve mesleki haklarımız için harekete geçelim!
31 Yeni Demokratik Gençlik olarak, uzun bir süredir gündemimiz olarak emperyalizmin gençliğin
32 eğitim ve mesleki haklarına yönelik kapsamlı saldırı paketlerinin teshiri üzerinde duruyoruz.
2
Toplantı kararlarında sürecin neden uzatıldığı üzerine kapsamlı bir değerlendirmeye yer verilmese de, esas sorun, üye ülkelerde
sürece uyum konusunda, kararların hayat hakkı bulmasında ciddi eksiklikler mevcuttur. Bunun da en önemli nedeni öğrenciler basta
olmak üzere yükseköğrenimle ilgili çesitli kesimlerin sürece karsı çıkmasıdır. Akademisyenlerin ve öğrencilerin desteğini almadan
süreci ileriye tasıyamıcaklarını anladıklarından önümüzdeki dönemde bu doğrultuda çalısmalara ağırlık verme kararı alınmıstır.
Toplantı belgelerinde dünyanın içinden geçtiği ekonomik krize özel bir vurgu yapılmakta ve krizin asılması için üniversitelere daha
fazla görev düstüğü, müfredatların is dünyasının acil ihtiyaçlarına daha yetkin cevaplar vermesi gerektiği üzerinde durulmustur.
Bu nedenle krizin faturasını öğrencilere çıkarma yönünde yeni saldırılar planlayan egemenlerin eğitim alanında öğrencilere yönelik
planlarını anlamak açısından bu toplantıdaki kararlar ilgi çekicidir.
Nisan 2009 toplantısına yönelik yapılan arastırmalara göre Bologna Bölgesinde genç isçilerin en az %20’si aldıkları
yükseköğrenimden daha düsük seviyedeki bir meslekle gelir elde etmektedir. Yine, AB’ye üye ülkelerde tarih, sanat, dil bölümleri
mezun olanlar arasındaki issizlik oranı mühendislik, tıp gibi bölümlerden mezun olanlara nazaran kat fazladır.
Statistische Bundesamt’ın Almanya’ da yaptığı bir arastırmaya göre, kötü notla mezun olma oranı, Bachelor/Master uygulamasından
önce %20,7 iken bu uygulamayla birlikte %32,5 ‘a yükselmistir. Yine Almanya’ da öğrencilerin sadece %18,4 B/M mezuniyeti
olmuslardır.
Toplantıya sunulan verilerden de anlasılacağı üzere son 10 yılda istihdamdan sosyal haklara Bologna Süreci ülkelerinde olumsuz bir
gidisat mevcuttur. Örneğin AB’ ye üye 27 ülkede üç yıl önce üniversite mezunları arasında issizlik oranı %5’ken bu oran 2009’da
%13’e yükselmistir.
9
Emperyalizm yapısal krizini asabilmek amacıyla gençliğin daha fazla 1 sömürülmesi ve
2 sermayenin ihtiyaçlarına daha iyi cevaplar verebilmesi için eğitim sürecinden çalısma
3 yasamına kadar yasamımızı ilgilendiren her konuda değisiklikler yapmakta ve mücadeleler
4 sonucu elde edilen haklar gasp edilmektedir.
5 Ancak açıktır ki yalnızca gündeme gelen onlarca yasaya ‘’hayır!’’ demekle ve
6 emperyalizmi mahkum etmekle yetinmemiz mümkün değildir. Daha somuta indirmemiz ve
7 gerçekliğimize uygun olarak basitten karmasığa belirli pratik adımları atmamız
8 gerekmektedir. Ortaklasabileceğimiz herkesle birlikte hareket ederek eğitim ve mesleki
9 haklarımıza dönük neo-liberal politikaları teshir etmek ve uzun vadede kitlesel eylemlerin
10 önünü açarak haklarımızı savunmak hedefimizdir.
11 Bununla beraber öğrencileri ilgilediren konuların genisliği, bahsini ettiğimiz saldırıların
12 kapsamı ve bunların hem ülke çapında hem de yerellerdeki yansımalarının farklılığı
13 nedeniyle yerellerde öğrenci özörgütlülüklerinin olusturulması oldukça önemlidir.
14 Öğrencilerin bir araya gelip örgütlenme özgürlüğünü savunması, sorun ve taleplerini
15 inceleyip somut hedefler belirlemesi ve okul yönetimi nezdinde söz ve karar hakkına katılımı
16 talep etmesi ileriki sürecin daha etkili ve kitlesel eylemlerinin temelini olusturacaktır.
17
18 ”Ezilenlerin birlik yönündeki her kımıldanısı, yeni eylemlerin bir belirtisidir; er ya da geç ezilenlerin
19 kisiliksizlesme konumlarını kavrayacakları ve bölündükleri sürece yönlendirilmesi ve egemenlik altına alınması
20 kolay bir av olacaklarını kesfedecekleri anlamına gelir. Birlik ve örgütlenme, ezilenlerin zayıflıklarını, dünyayı
21 yeniden yaratabilecekleri ve daha insani kılabilecekleri bir dönüstürücü güç haline getirmelerine katkıda
22 bulunabilir”. (Paulo Freire / Ezilenlerin Pedagojisi)
23
24 5. Ne yapmalıyız?
25 Krizden çıkısı daha fazla baskıda, daha fazla sömürüde gören ve azınlığın çıkarlarına dayalı
26 isleyen adaletsiz sistemlerinin, yağmanın- soygunun devamı için halk karsıtı önlemler
27 almaktan çekinmeyen egemenlere karsı çıkmakta halk gençliği içerisinde yer alıp
28 bütünlesmenin, biz YDG’ liler açısından vazgeçilmez bir önemi bulunmaktadır. Bu yüzden
29 kitlelerle sürekli diyalog olusturulmalı onları örgütlemeli ve kalıcı bağlar kurmalıyız.
30 Umut olmaksızın diyalog da olmaz! ’’Umut insanların yetkin olmayıslarından, sürekli arayıs –sadece öteki
31 insanlarla düsünce ve duygu birliği içinde gerçeklestirebilecekleri bir arayıs- içinde hareket etmelerinden
32 doğar. Umutsuzluk suskunlasmanın, dünyayı yadsımanın ve dünyadan kaçısın bir biçimidir. Adaletsiz bir
33 düzenden doğan insandısılasma umutsuzluk değil umut nedenidir, çünkü adaletsizliğin tanımayı reddettiği
34 insanlığı (insanlık yetisini) durmaksızın aramaya yöneltir. Çünkü umut, kollarını kavusturup beklemek
35 değildir. Mücadele ettiğim sürece, umut beni hareketlendirir ve umutla dolu mücadele ettiğim
36 yerde de bekleyebilirim. Đnsanlar daha tam insan olma amacıyla karsı karsıya geldikleri için, diyalog bir
37 umutsuzluk ortamında gerçeklestirilemez. Diyalogcular çabalarından hiçbir sey ummuyorlarsa,
38 onların yüzlesmesi bos ve kısır, bürokratik ve sıkıcı olacaktır.’’ (Paulo Freire /
39 Ezilenlerin Pedagojisi)
40 Gençlikle bağlarımızı güçlendirmenin her zamandan çok olanağı ve kosulları vardır. Özellikle
41 ekonomik kriz ile birlikte kitle hareketlerinde belirgin bir gelisim söz konusu olmus, daha
42 kitlesel tepkiler örgütlenmektedir. Gençlik son süreçlerdeki örneklerde de olduğu gibi bir
43 örgütlenme arayısı içerisindedir. 2009 yılındaki öğrenci eylemlikleri buna örnektir. Yıllar sonra
44 Avusturya’da gerçeklesen öğrenci hareketliliği, Almanya’da yüzbinlerce öğrencinin
45 sokaklara çıkması, yine Avrupa’ nın bir çok ülkesinde gerçeklesen üniversite isgalleri
46 geçtiğimiz dönemlerde sıklıkla karsılastığımız gelismelerdir.
47 „Doğru fikirler, eğer onları uygulayacak kimseler yoksa kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur’’.
48 (Dimitrov)
49 Dimitrov’un da dediği gibi doğru belirlemelerimiz pratiğe uygulanmadığı müddetçe etkisiz
50 kalacaktır.
10
Hakkı alınan, geleceği çalınan gençliktir. Üzerinde planlar yapılan gençliktir. 1 Bu planlar bir
2 kısım gençliğe yani küçük bir azınlığa refah sağlamayı vaat ediyorken diğer tarafta
3 milyonlarca gençliği dibi belirsiz bir kuyunun içine atmaktadır. Bu kuyu geleceğinin ne
4 olacağından habersiz, is güvencesiz kosullarda yasam mücadelesi vermek zorunda
5 bırakılan gençliğin gelecekte kendini bulacağı yerdir. Yalnız geleceğimiz üzerine plan
6 yapanlar biz gençlerin söz sahibi olmadığımız kosullarda istedikleri kararları alarak bu planları
7 yapmaktadırlar. Bugün gençlik örgütsüz yığınlar halindedir. Aynı zamanda muazzam bir
8 örgütlenme potansiyelini de içinde barındırmaktadır. Örgütsüz bir gençlik geleceğine yön
9 veremeyen bir gençliktir. Bugün örgütsüz olduğumuz için geleceğimize yön verenler hep
10 baskaları olmaktadır. Sistem gençlik üzerinde onu ilgilendiren tonlarca karar almakta yalnız
11 bizler kendi geleceğimiz hakkında söz sahibi olamamaktayız.
12 ”…öteki insanlara kendi sözlerini söyleme hakkını tanımayanlarla bu hakları ellerinden alınmıs olanlar arasında
13 diyalog olusamaz. Temel bir hak olan kendi sözünü söyleme hakkı inkar edilmis insanlar ilk önce bu hakkı
14 yeniden kazanmalı ve bu insandısılastırıcı ihlalin sürmesini önlemelidirler”. (Paulo Freire /
15 Ezilenlerin Pedagojisi)
16 Biz söz hakkımızın olabilmesini istiyorsak, kaderimizi baskalarının belirlemesine göz yummak
17 istemiyorsak, örgütlenmeliyiz ve örgütlendikçe söz sahibi olan bir gençlik yaratabilecegiz.
18 Kimse bize altın tepsiyle iyi bir gelecek armağan etmiyor. Onların bize sunduğu gelecek
19 paran kadar eğitim, paran kadar sağlık, paran kadar iyi bir hayattır. Hayatımız ve
20 geleceğimiz hakkında söz sahibi olmak istiyorsak mücadele etmekten ve örgütlenmekten
21 baska çıkar bir yol bulunmamaktadır.
22 Örgüt içinde olmak hem bireye hem de örgüte önemli kazanımlar sağlar. Nazım Hikmet’in
23 siirinde vurguladığı gibi ‘’bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardesçesine’’ olabilmek,
24 toplumsallasırken bağımsız bireyler olduğumuzun farkına varmak, sistemin tektiplestirme
25 saldırılarına karsı koymak için örgütlenmeye ihtiyaç duyarız.
26 Örgütlenmeye karar veren her genç, yeni br dünya ile tanısır. Hayata daha farklı açılardan
27 bakmayı öğrenir, düsünce ve anlama tarzını gelistirir, yeni yeteneklere sahip olur, daha
28 öncesinde bilmediği-görmediği bilgilerle-gerçekliklerle tanısır, yeni pratik deneylere girisir,
29 toplumu-çevresini yeniden anlamlandırır ve biçimlendirir. Böylece inisiyatifi gelistikçe
30 özgürlüğü hisseder, özgürlesme mücedelesinin aktif bir bileseni haline gelir.
31
32
33 6. Önümüzdeki dönemde taleplerimiz, görevlerimiz ve çalısma tarzımız
34 Bir: Önümüzdeki süreçte tüm devrimci- demokrat kurumlarla özel bir iliski kurularak krizin
35 gençlik üzerindeki etkisini sistem teshiri üzerinden genç kitlelere A/P aracılığıyla aktarmalı,
36 krizin faturasının halk kesimine kesilmesine karsı tepkileri yükseltmeliyiz.
37 Đki: Her merkezi ve yerel birimlerimiz, ani gelismelere hazırlıklı olmalı, anlık kitlesel tepkilerin
38 olabileceğinden hareketle A/P materyallerini hazır tutmalı ve sürekli güncellestirmelidir.
39 Üç: Bu bağlamda her ÜGK ve yerel komitelerimiz Perspektif yazısını alan özgülüne
40 indirgeyerek arastırmalar yapmalı ve bunlar üzerinden de tartısmalar yürütmelidirler.
41 Örneğin: Fransa’ da yada örgütlü olduğumuz diğer ülke ve hatta eyaletlerde krizin gençliğe
42 etkisini analiz etmelidirler. Bununla birlikte öğrenci gençliğin, meslek eğitimi gören gençliğin,
43 çesitli üretim alanlarında çalısan isçi gençlerin, büyük bir toplumsal sorun olan issiz gençlerin
44 sorunlarını analiz ederek ortaya çıkarmalıdır. Bu arastırmalar bilimsel kaynaklardan
45 yararlanarak süreklilestirilmesinin yanısıra buradan çıkan sonuçlar gerek Ülke Kongre’ lerinde
46 gerekse de bölge toplantılarında tartısılarak olusturulan sentezleri Merkezi Kongreye
47 tasımanın yanısıra, önümüzdeki dönem MYK 1. Toplantısına kısa rapor halinde yollanmalıdır.
48 Dört: Yine bütün alanlarımız kendi bilesenlerini gerçekçi bir sekilde tahlil ederek MYK’ nın ilk
49 toplantısına sunmalıdırlar. Bu tahliller örneğin Stuttgart alanında kaç üyemiz öğrenci ve okul
50 düzeyleri nedir; ve de kaçı isçi yada meslek eğitimi almakta seklinde olmalıdır.
11
Bes: Özellikle üçüncü ve dördüncü noktalarda ki yöntemler üstten alta direk 1 çalısma planı
2 belirlemekten daha çok, halk gençliği içerisindeki etki ve tepkileri daha somut sekilde
3 ortaya çıkaracaktır. Bunun yanısıra bir alt komitelerdeki durumun daha açık sekilde
4 sunulması, MYK’ nın önümüzdeki dönem çalısma planını belirlerken daha ojektif olmasını
5 sağlıyacaktır.
6 Altı: Bu bağlamda belirlenen kısa, orta ve uzun vadeli çalısma planlarımızın hayata geçmesi
7 ve sağlıklı yürüyebilmesi için dönem basından itibaren alınan kararların MYK’ dan ÜGK’ya
8 ve ÜGK’ dan bir alt komitelere direk kavratma toplantıları gerçeklesmesi sağlanmalı,
9 mümkün olduğunca kısa vadeli denetim toplantısı ve raporlar üzerinde önemle durulması
10 gerekmektedir.
11 Yedi: Bu tarz kavratma toplantılarında alanlarda karar ve planlar dahada somutlastırılarak
12 her komite ve üyemize somut görevler belirlenmelidir. Komitelerimiz belirlenen hedeflerin
13 durumlarını kısa aralıklarla yapacakları toplantılarla değerlendirmeli ve bir sonraki asamayı
14 belirlemelidirler. Bütün bu toplantılardan çıkan sonuçlar kısa raporlarla bir üst komiteye
15 sunulmalıdır.
16 Sekiz: Her komite eğitim çalısmalarına ağırlık vermeli, bu teorik çalısmaların olmasının
17 yanısıra, alan özgülünde gençliğin durumunu tespit eden arastırmaların hep birlikte
18 incelenmesi vb seklinde olmalıdır.
19 Dokuz: Đsçi ve issiz gençlik içerisinde çalısma tarzımız, onlarla bağ kurmak, onları tanımak ve
20 örgütlemek ana gündemimizden birini olusturmaktadır. Bunu özellikle de krizin onlar
21 üzerindeki etkisinden yola çıkarak, isten çıkarmalar, sosyal hak gaspları gibi konular bu
22 gündemimizde yer almalıdır.
23 On: Yine önümüzdeki dönem MYK, olanaklar yaratarak YDG içerisindeki isçi gençlik için
24 ‘’Sendika nedir, sendikanın önemi, sendikalasma ve sendikalar içerisinde nasıl çalısılır/
25 çalısmalıyız, gençlik sendikaları, Meslek yeri ve Đs yeri temsilciliği ‘’ vb konular üzerine eğitim
26 kampları düzenlemelidir.
27 Onbir: Öğrenci gençlik içinse benzeri eğitim kampları düzenlenmeli, konular ‘’Öğrenci
28 Komiteleri, Öğrenci temsilcilikleri, Öğrenci birlikleri’’ nelerdir ve nasıl olusturulur yada
29 içlerinde nasıl çalısılır seklinde olmalıdır.
30 Oniki: Gats ve Bologna projesiyle Eğitimin içeriği ve sonuçları ne olacağı noktasında
31 sermaye tamamen belirleyici olmaktadır. Sermayenin elini eğitim alanından çekmesi talep
32 edilmelidir. Sermayeye daha yüksek vergiler talep edilerek eğitime ayrılan bütçenin
33 arttırılması talep edilmelidir.
34 Onüç: Öğrenci gençlik içerisinde YDG’nin politik hattı, mesleki ve özlük haklara yönelik saldırı
35 kapsamındaki emperyalist yasalar- Bologna sürecine karsı örgütlenme gündemleri olduğu
36 gibi, alanların özgül eğitim yasaları da gündemlestirilmelidir.
37 Ondört: Uluslararası planda etkinliğimizin artması ve diğer dost örgütlerin gündemini, çalısma
38 tarzını öğrenmek, deneyim paylasımını arttırmak amacıyla enternasyonal çalısmalara
39 yoğunlasmalı ve alanlarda ki kurumlarla iliskileri gelistirmeliyiz.
40
41 19. Dönem YDG – Merkezi Yönetim Kurulu
42 Aralık 2009
43
44
45
46
12
1 Kaynaklar:
2 — Bundesagentur für Arbeit
3 — Deutscher Gewerkschaftsbund
4 — Eurostat
5 — OECD
6 — BMASK
7 — IAB
8 — Statistische Bundesamt
9 — Ezilenlerin Pedagojisi (Paulo Freire)
10 — Yüksek öğrenim gençliği alanında gerçekleri kavrayalım, devrime hizmet edelim
11 — Yeni demokrat gençlik dergileri
12 — Partizan yayınları
13 — ATIK 20. Kongre Belgeleri

Popularity: 2% [?]

http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/digg_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/reddit_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/delicious_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/blogmarks_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/furl_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/newsvine_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/technorati_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/google_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/myspace_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/facebook_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/yahoobuzz_16.png http://www.kaypakkaya-partizan.org/wp-content/plugins/sociofluid/images/twitter_16.png

Diğer haberlerden seçmeler

Filed Under: Genel KonularYeni Demokrat Gençlik

Tags:

About the Author:

RSSYorumlar (0)

Kalıcı bağlantı

Cevap yaz